Melisa Tapan’a “Sanatsal Kıskaç” Ve.. Şahmeran heykelleri birden kayboldu…

Ümit Gezgin

Hazin bir durum elbette, sanat alanında da yaşananlar.. Bakıyorsunuz; ‘Şahmeran’ heykelleri deniliyor, kız çocukların okuması için yapıyoruz, deniliyor. 7 milyon lira İstanbul Büyükşehir’den bütçe ayrılıyor. Küratör Marcus Kraft‘a sorular soruyoruz; “Bu paralar nerelere gitti, bize açıklayabilir misin acaba?

Sonra, dağılan, çürüyen, eriyen, kopan.. bu fiberglas heykelleri (heykel sanatına hakaret aslında heykel demek ama.. yapacak bir şey yok.. Heykeltraş’lardan da ses seda çıkmadığına göre.. Herhalde onlar da dernekleri filen olmadığı için.. Bedri Baykam‘ın UPSD’sinden beklediler karşı çıkışı.. ama, ondan da bir ses-seda yankılanmadı..) satacaklardı da.. sonra, gelen parayla (yardıma muhtaç) kız çocuklarının eğitim hayatına katkı sağlayacaklardı..

Yahu buna, kargalar güler!…

Ses seda, herhangi bir açıklama olmadı ama.. heykeller bir gün içinde her taraftan kaldırıldı.. yani yok edildi!…

***

Bu sadece bu alanda olmuyor.. Yani sanatsal rant tek boyutlu işlemiyor.. Nasılsa vatandaş kendi derdinde.. Sanatla manatla uğraşacağı yok.. Heykelden ne anlar ki.. onun parasal hesabından anlayacak.. Gel biz bunu kendi aramızda çözelim, dediler.. Ve.. çözdüler de…

Sanat camiası.. (varsa böyle bir camia..) sessiz.. soluksuz…

BUNA BİR ÖRNEK DE; MELİSA TAPAN VE SANATSAL KISKAÇ

Rahmetli kayınpeder; “Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz yolda şaşırır” derdi.. Hayatı ticaret yollarında mücadele ederek geçmiş; Bayındır ailesinin bir ferdi olarak seksen altı yaşına kadar çalışmış, didinmiş biri olarak, mevzuyu biliyor, ve damadına da ‘gerçekliği’ özlü sözlerle açıklıyordu rahmetli…

Ana Prvacki

“Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz yolda şaşırır!”

Diyeceksiniz ki, bunun Melisa Tapan’la, sanatla, küratörlük, danışmanlık, kavramsal sanat vesaire olgularıyla ne alakası var..

Malum Melisa Tapan, değerli sanayici Sakıp Sabancı‘nın torunu.. Yani zengin.. Ekonomi eğitimi almış.. Sanattan pek anladığı yok.. Ama çevresindekiler ‘sanat uzmanı’ (!).. Öyle uzmanlar ki.. Sanatsal tek kadın iktidarının sahibi Dr. Nazan Ölçer.. Yanlarında da uzman ve bilir kişi; Prof. Ahu Antmen, Prof. Selçuk Artut ve ünlü, her dönemin bilirkişisi ve sanat küratörü: Beral Madra...

Şimdi bunlar danışman olur da, söz ekonomi eğitim almış Melisa Tapan’a düşer mi?..

Bu bilirkişiler topluluğunun her dediğini onaylamak zorunda Tapan. Onlar Ana Prvacki‘yi Gate 27 için mi seçti.. Bu; bal tüccarlığından, heykele, müzikten tiyatroya, maska, resme, dijital sanata… yani; Mazhar- Fuat- Özkan‘ın.. ‘Sen neymişsin be abla!’ diyeceğimiz bir değerli şahsiyet… En önemli özelliği de belki, (burada Melisa Tapan’ın alanına da giriyor..) ‘Bal Tüccarlığı’…

Bu değerli ve önemli insan.. binlerce dolar verilerek, diğerlerine olduğu gibi.. büyük sanatçı kotasından ağırlanıyor.. Ama Sabancı zaten bu ağırlamaları, ‘ağır sanatçılar’ söz konusu olduğunda, zaten kesenin ağzını açmıyor muydu? İşte.. Picasso’dan, Dali‘ye şuna buna kadar…

Sen de amma abartıyorsun be Ümit!..

Kayınpederin ne demişti sana; “Zengin arabasını dağdan aşırır..”

Benim aslında zenginlere değil sözüm.. Çevresindeki at gözlüğüyle sanatı algılayan, ‘tek kadıncı’ taifeye… Sanatı ve sanatçıyı geniş boyutla görmeyen, kör bir taklitçilik ve vitrincilikle hareket eden kişilere.. Onlar da elbet, güdümüne aldıkları sermaye temsilcilerinin sırtını sıvazlaya sıvazlaya yapacaklar bunu…

Ben de konuşuyorum işte…

Bir Cevap Yazın