Ünlü Sürrealist Ressam: KADİR UZ’la Sohbet…

Ümit Gezgin

Resim duygu ve düşüncelerin, giderek gözlemlerin, akıl süzgecinden geçmiş realitelerin; kısacası; çok katmanlı gerçekliğin klasik, modern ve postmodern tarza aktarımı, yansıtılması hadisesi..

Kadir Uz ve Ümit Gezgin

Eskiden daha klasik yorumlar yapar; ressam, gördüklerini optik gerçekliğin izinde yansıtıyorsa, ressamdır, gibi bir aktarım yapılırdı. Hatta eski Yunan’dan gelen anlayışla; ressama, ayna gibi bir ‘yansıtıcı’ olarak bakılırdı. Görünür gerçekliğin, dış dünyanın temsilcisi, hatta taklitçisidir ressam.. denirdi…

Sonra sonra, bir çok faktörün devreye girmesiyle bu da birçok şeyde olduğu gibi değişmeye başladı..

Empresyonizm’ten, Yeni Empresyonizme; Ekspresyonizm’den Fovizm ve Sürrealizm’e kadar.. soyut ve kavramsal sanata kadar.. birçok sanat anlayışı, akımı ve yorumları devreye girdi.. Bu yüzden artık biz, klasik tanımla resmi sınırlandıramıyoruz.. Adeta, her şey, her yorum, resim için geçerli bir duruma oturdu…

Kadir Uz, resimleriyle bilinç ve bilinçdışını birleştiriyor. Çocukluğundan beri resmin içinde olan Kadir Uz; klasikten başlayan, gerçeküstücülüğe kadar uzanan bir süreci yaşadı.. Kendi gerçekliğini, algının, felsefenin, insanın, varoluşun hikayeleriyle bütünleştirdi…

***

-Kadir hayat ve sanat çalışmaları nasıl gidiyor?

-Valla, Ümit’çiğim biliyorsun. Sanat ve hayat iç içedir. Birini diğerinden ayıramazsın.. Bütünsel bir yapıda algılamak lazım bunu.. Artık sanat da bütünleşik bir gerçekliğe oturdu.. Disiplinlerarası iletişim.. İnsanların sanat algılarını açmak lazım.. Burada ressamlara büyük sorumluluk düşüyor…

-Ne yapması lazım ressamların? Bazı sanat örgütlenmeleri ve bazı ressamlar kendi kişisel çıkarları için, abartmalar ve yanlış yönlendirmelerle sanatı da saptırıyorlar. Uluslararası boyutta bir kandırmacadır, reklamdır gidiyor.. Gerçek yaratıcı, özgün sanatçılar değil; snop, kendini satan, piarı iyi yapılan kişiler ön plana çıkıyor.. ve herkes de onların peşinden koşuyor.. Böyle bir tuzak, böyle bir ilişkiler var…

-Tamamen haklısın.. Ben bunu toplumsal cehalete bağlıyorum.. Özellikle bizim gibi sanatsal ve zihinsel gerikalmışlığı yaşayan toplumlarda, sermaye bazı uyanıkların elinde ‘sanatsal oyuncak’a dönüştürülmüştür. Toplumsal fukaralık, sosyal sınıfların bütün tabakalarına sirayet etmiş.. Cehalet zengin yoksul demeden bütün sosyal sınıfları kuşatmıştır.. Maalesef bizde gerçek anlamda donanımlı burjuva olmayışı.. bizdekilerin genelde türedi zengin, sosyete vb. gibi sınıflardan oluşması.. onları sanat konusunda da ‘şımarık’ yapılara ve bireylere dönüştürmüştür.. Bilerek, bilinçli olarak değil, bazı uyanık sanat tüccarlarının manipülasyon ve yönlendirmeleriyle hareket eden bir yapıdadır Türkiye’deki zengin sosyeteler.. Böyle olunca da gerçek anlamda sanat veya nesnel sanat değerlendirmeleri değil.. Tamamen manüpülatif, görece, cehalet kokan, gösteriş ve vitrinci yapıda oluşan, sabun köpüğü sanat gerçekliği ortada dolaşmaktadır.. Bu yönüyle Türkiye’de sanat da yoktur, sanatçı da…Onun için beni daha çok dünya ilgilendiriyor.. Ve çalışmalarımı yurtdışında, gelişmiş ülkelerde daha çok yoğunlaştırıyorum…

-Ülkemizde sanatın gelişmesi için neler yapılması lazım?

-Bir kere eğitime çok önem vermek lazım.. Sanat eğitimi çok önemli.. Ama benim gözlemime göre, ortaokul, lise düzeyinde bir sanat eğitimi veriliyor üniversitelerde.. Ciddi ve özgün olduğunu söyleyenlerde bile; öykünme, dışa bağımlılık ve yaratıcılıktan yoksunluk var. Hala Batı hayranlığı ve taklidi had safhada.. Çin her alanda olduğu gibi, sanatta da hızlı adımlar atıyor.. Biz ise yerimizde sayıyoruz.. O yüzden mobil, değişken, herkese açık, gerçek, nesnel değerlendirmeler yapabilen, liyakat sahibi insanlara ihtiyaç var.. Eleştiri bunun başında geliyor.. Eleştiriye tahammül yok.. Herkes her şeyi biliyor… O zaman eleştiriye ve eleştirmene de gerek yok.. Böyle bir ortamda sanat olamaz.

Sanatsal liyakat iflas etmiş görüyorum.. Klikler, gruplar, kişiler oluşmuş.. Bunlar da pazarı manüpülatif hale getirmişler.. Ün, şan ve para peşinde koşuyorlar.. Sanat peşinde koşan yok…

Bir Cevap Yazın