İç Mimar Mutlu Nergis’le Konuştum…

Ümit Gezgin

Kurbağalıdere’ye doğru kıvrılmıştım, stadyuma giderken ilk trafik ışıklarından.. Aa, bir de baktım, karşıdan, küçük oval renkli gözlükleriyle Mutlu geliyor.. Mutlu, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi‘nde iki binli yıllarda öğrencim olmuştu.

Anadolu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi’nde, bir zamanlar öğrencim olmuş, İçmimar ve Tasarımcı Mutlu Nergis’le…

Çok çalışkandı. Rahmetli Faruk Atalayer hocanın öğrencilerindendi. Ben de teorik dersler veriyordum..Atalayer hoca, okulda efsaneydi.. Öğrencileriyle tek tek ilgilenirdi.. onlara meslek bilgisinin yanında, abilik de yapar, yol gösterir, güçlü ve bilgili olmaları için onları cesaretlendirir ve kültürel çalışmalara mutlaka yönlendirirdi.

Herkes de severdi Faruk hocayı.. Herkese sağlık konusunda akıl veren hoca kendi sağlığına dikkat etmez; sigara üzerine sigara içerdi.. Koranaya yakalanan hocayı, maalesef geçen sene kaybettik.. Mutlu’ya onu da hatırlattım konuşmamız içinde..

-Hocam nasılsınız? Her zaman genç kalmayı beceriyorsunuz, tebrik ediyorum..

-Sağol Mutlu’cuğum.. Yıllar geçiyor.. Ruh yaşlanmıyor.. Ama kafa kağıdı yaşlanıyor.. elli dokuza giriyorum.. ama kendimi hep genç hissediyorum..

-Hocam ben de kırk yaşında oldum.. Ne zaman bu yaşlara geldik, valla ben de hatırlamıyorum..

-Daha siz gençsiniz canım.. Biz de, bizim jenerasyonumuz da genç.. Ama gençlik algılaması farklı belki de.. Gerçekten de ruh yaşlanmıyor.. Belli bir yaşta kendisini hissetmiyor.. Hiç değilse yaşlı hissetmiyor.. Otuzlu yaşlarda falan hissediyor.. öyle diyebiliriz belki..

-Faruk hocanın vefatına hep üzüldük hocam. Çok iyi bir insandı, okulun bilge insanıydı.. Zaten onunla Anadolu Üniversitesi’nin televizyon kanalında programlar yapmıştınız bildiğim kadarıyla..

-Haklısın.. Çok değerli bir insandı rahmetli.. Televizyon programında ben sanat üzerine yorumlar yapıyor, özellikle güncel resim sergilerini değerlendiriyordum.. O da katıldı birkaç programa.. Daha çok o araştırmaları olan kültür tarihi ve özellikle Türk kültürünün zenginliği ve derinliğiyle ilgili çalışmalarını anlatmıştı.. Çok verimli bir program olmuştu.. Hala youtube da var o konuşmalar…

-Bizler de bütün öğrenciler olarak çok seviyorduk rahmetliyi.. Belki önümüzdeki sene geniş bir program, bir anma etkinliği gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Kitap olarak yazdığı, ama bir türlü basılmayan çalışmaları vardı.. onları da kitaplaştırmayı düşünüyoruz..

-Çok iyi olur.. Böyle değerlerin kıymetini bilmek ve çalışmalarını kalıcılaştırmak gerekmektedir… Mutlu sen ne yapıyorsun şimdi?.. İç Mimarlık devam ediyor mu? Çalışıyor musun?

-Hocam, iç mimarlığı ailenin bina ve evleri için değerlendiriyorum. Daha çok Kültür Bakanlığı’na bağlı deriden, geleneksel değerlerimize uygun ürün ve nesnelerin tasarımlarıyla ilgileniyorum. Bu alanda kendimi yetiştirdim ve özgün modeller geliştirdim.. Türkiye’de bu alanda üç-beş kişiden biri oldum..

-Tebrik ediyorum seni…

-Sağolun hocam.

Sonra ayrıldık Mutlu’yla.. Birbirimizle tekrar görüşmek üzere, diyerek. Faruk hocaya hazırlayacağınız anmayı unutmayın, dedim ona.. Tabi tabi hocam, dedi…

Kavurucu Ağustos ayı, insanların koşuşturmalarını bir nebze engelliyor, daha az hareket etmelerini doğuruyordu.. Araçlar da bun iştirak ediyordu adeta…

Bir Cevap Yazın