Bedia Cavuris

Hatice Kumabaracı Gürsöz

Cumhuriyet Gazetesi’nde Ebru Bozcuk’un yazısı

21.08.2022 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki “Bir Büyükada Aşkı” başlıklı yazınız beni Bedia Hanım’la tanıştığım Atina günlerine götürdü.

1992 – 1996 yıllarında Atina-Pire Başkonsolosu olarak görev yapan eşimden dolayı, İstanbullu olan Bedia Hanım’ı sizin de yazdığınız gibi bir geçmişe sahip zarif, nüktedan, sanata ve sanatçılara değer veren bir kişilik olarak tanıdım.

Hatice Kumbaracı Gürsöz: “İstanbul’da Aşka Dair Masallar” 80×100 cm

Diplomatik hayatın gerektirdiği şekilde kendisiyle tanıştım, sonraları aramızda adeta çok eskiye dayanan bir akraba yakınlığı oluştu. Atina’nın en güzel semti olan Kolonaki’de Sina Sokak, Sina Apartmanı’nda antikalarla dolu bir evde yaşıyordu. 1.kattaki Sina Art Gallery‘de sergi açtığım için bu adresi hiç unutmam. Bedia Hanım’ın çevresinde, kendi yaşıtı İstanbullu Rum aileler eksik olmazdı. Ben kendisini tanıdığımda 80 yaşlarında, şıklığı ve zarifliği ile bezenmiş çevresinde saygı duyulan bir kişiydi .

Eşinin vefatından sonra bütün işlerini takip eden avukatı, avukatın eşi ve vaftiz anneliği yaptığı iki oğluyla çevriliydi. Onları biz de tanıdık. Yunanistan ve Türkiye’de, Sofia Kalogeropoulou ile açtığımız “Köprüler sergisi başkanı bulunduğum Devlet Güzel Sanatlar Akademisi projesinde 20 Türk 20 Yunanlı sanatçıyla dostluk sergisi ve Nafplion Festivali‘ndeki sergiler vasıtasıyla görüşmüştük.

Son zamanlarda sağlığı iyi değildi, vefat ettiğini Hürriyet gazetesinin  Atina muhabirlerinden Maria Stropa’dan öğrendim. Son gittiğimde Maria ile mezarına gittik, Niko Bey ile yattığı mezarı son derece sade idi. Son zamanlarını avukatının bütün mal varlığına ve antikalarına el koymasıyla sefalet içinde, yıllardır kendisine hizmet eden hanımın bir odalık evine sığınarak bir de alzheimer hastalığıyla boğuşarak orada vefat etmiş. Belki son zamanlarında birkaç hafta kimsesizler evinde kalmış olabilir. Avrupa’da yaşayan üvey kızı olduğunu duymuştum ama hiç görmedik. Mal varlığı arasında Balıklı Rum Hastanesi de vardı. Hep bir Türk gibi yaşadı. 

Bir Büyükada aşkı İstanbul’da sonuçlansaydı eminim finali daha iyi olurdu. Atina’da  İstanbullu Rumları tanıma fırsatım oldu büyük bir İstanbul hasreti çekiyorlardı. Eşimin görevi dolayısıyla beş ülkede uzun yıllar yaşamış olmam nedeniyle çektiğim sıla hasreti, Türkiye ve Atatürk sevgisinden en ufak bir taviz vermeyerek sanatıma yansıtmama sebep oldu. İnanın Avustralya, Pakistan, Almanya, Türkmenistan ve Yunanistan ülkeleri içinde bize en dost halk Yunan halkıydı.. Bülent Ecevit‘in dediği gibi: 

“aramızda bir mavi büyü

bir sıcak deniz

kıyılarında birbirinden güzel 

iki milletiz.” 

15 yıldır,  Sanat Tasarım Gazetesi’ndeki  (Bosphorus / Bahariye Sanat Gazetesi) gönüllülük ilkesi ile sanat hizmet adına yazılarım çıkıyor. “Sanatın Diplomasideki Yeri” diye bir kitap yazmak istiyorum ama bir türlü olmadı. Yazabilirsem sanatın barışçıl ve iyileştirici yönünü vurgulayacağım. Atina’daki sergimizin açılışında Büyükelçi Ali Tuygan “Bizim diplomaside çözemediklerimizi siz sanatınızla çözüyorsunuz”, demişti. 

Büyükelçi eşi olmama rağmen sergilerimi Türk sanatçı olarak gerçekleştirdim. Kendi arabamla sergi görüşmelerine gittim. Hiçbir zaman resmi arabayla korumalar eşliğinde görüşmelere gitmedim. Zaten aksini yapmış olmam bir sanatçı için doğru olmazdı.  

Niko Bey’in ve Bedia Hanım’ın ruhları şad olsun. 

Şimdilik Başkent’ten bu kadar. Sevgi ve sanatla kalın.

Bir Cevap Yazın