Resimlerim Üzerine…

Ümit Gezgin

Her resimle uğraşan insan gibi ben de çocukluk yaşlarımda başladım resimle uğraşmaya, resim yapmaya, resmi sevdiğimi belli etmeye…İlkokul öğretmenim Leman Alp hoca disiplinli biriydi.. Ama öğretmekten de müthiş zevk alır ve bunu da hem velilere hem de öğrencilerine hissettirirdi. Bu da hepimize bir güven duygusu verirdi. Bir anne gibi kabul ederdik onu.. o da bizi çocukları gibi sever, neye ilgimiz alakamız varsa çok güzel yönlendirirdi..

Benim resimsel yeteneğimi keşfeden, beni yönlendiren Leman öğretmendir. “Ümit sen mi yaptık bu resmi?” demiştir bir resim dersinde.. Ve, kimsenin benim yaptığım gibi resim yapamadığını görünce; “Gel benimle!..” demiştir.. Beni elimden tutarak ve resim defterini de alarak, müdürün odasına gidip, resmi gösterip, İstanbul okullar arası resim yarışmasına resmimi göndermiştir…

Sonra ortaokul yılları.. O yıllarda da resim başat uğraş alanım olmuştur diğer derslerle kıyaslandığında.. Bir lise yıllarında resimden biraz uzaklaştım. Çünkü Ticaret Lisesi’nde okuyordum. Orada da dört yıl boyunca resimden ziyade edebiyatla uğraştım, ticaretle uğraşacağıma..

RESME GERİ DÖNÜŞ

1983 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi‘ni kazanarak, yoğun olarak çizmeye tekrar geri döndüm. Büyük bir sevinçti benim için. İki yıl sonra da Marmara Resim Öğretmenliği‘ne girerek, yedi yıl boyunca sindire sindire hem resmi akademik anlamda öğrendim, uyguladım; hem de resim öğretmeni ve ressam olarak yetişmemin kilometre taşlarını döşedim..

Sonra Anadolu.. Mezun olduktan sonra tayinim, Zonguldak Çaycuma‘ya çıktı. Orada Zübeyde Hanım İlköğretim Okulu, orta kısmında resim öğretmenliği yaptım iki yıl boyunca.. Daha sonra tayinim, İstanbul Gaziosmanpaşa, Gazi Mahallesi’ndeki Şehit Hasan Çavuş İlköğretim Okulu‘na çıktı… Tüm bu öğretmenlik yıllarında, sanat eleştirmenliğinin yanında, ciddi bir resim uğraşının da içinde oldum.

İstanbul Teknik Üniversitesi’nde “Görsel ve Çevresel Sanat Dalı”nda, Prof. Şadan Bezeyiş danışmanlığında ‘Master’yaptım. Tezimin adı; ‘Soyut Resim’di.. Orası bitince, Mimar Sinan’da, Resim Bölümü’nde, Doktora/Sanatta Yeterlik çalışmasına; Prof. Özer Kabaş‘ın danışmanlığında başladım.. ‘1950 Sonrasında Türk Resmi’ tezimi, on yıl içinde bitirebildim. Son danışmanım, Cihat Aral‘dan sonra, Aydın Ayan olmuştu…

DIŞ DÜNYA RESİMSEL DÜNYAMA HEYECAN KATIYOR

Resimlerimi yıllardır dışarda çiziyorum. Spontane oluşturuyorum resimlerimi ayaküstü.. bir masaya oturduğumda.. Daha sonra renkle yine müdahale ediyorum. Hepsi spontane gelişiyor ama, empresyonistler gibi gözlemden, dış dünyadan yola çıkıyor; dış dünya gerçekliğine bağlı kalmadan, yorumun enginlerine kulaç atmak hoşuma gidiyor…

Resim benim için özgür bir var oluş.. Onu dış dünya, hayatın içinde algılamalı ve yorumlamalıyım.. Yazı yazmaktan tamamen farklı bir olgu resim.. Somut bir resim yapsan bile.. olabildiğince soyut bir oluşum.. Özellikle benim gibi soyuta kaçan, soyutlamalı resimler yapan bir ressam için; görüntü ikincil planda kalıyor.. Ama tamamen de soyut bir dünyaya yol almıyor resim.. Somuttan yola çıkan soyutlamalar.. Estetik bir gerçekliği de önemseyen resimler yapıyorum.

Sonuç olarak dış dünya benim atölyem artık.. Sanatsal var oluşun en dinamik bütünleşik yapısı.. Hayatın kendisinin büyük katkıları var resmime..

Dinamik, hareket eden yaşam.. bulutlar, kuşlar, deniz, dalgalar, yol, araçlar, giden gelen insanlar.. yaptığım resimlere hep ilham kaynağı oluyor, olmaya devam ediyor…

Bir Cevap Yazın