CEMAL KUTAY İLE MODA GÜNLERİ’NDEN…

TARİHÇİ CEMAL KUTAY ‘BİR BAŞKA ADAM’I ANLATIYOR…

“ATATÜRK OLMASAYDI”

Nusret Karaca

Yeni yılın ilk günü. Derler ya; nasıl başlarsa öyle gider. Bizler yine kağıt ve kalemle başladık yeni yıla. Ben yine sırt çantamı aldım dolaşıyorum. İçinde her zaman olduğu gibi kağıdım, kalemim kitabım var. Geçen hafta sonuna kadar bir de cüzdan vardı ya; çantamın ağırlaştığını fark edenler o ünlü güvenlik görevlilerinin olduğu mağazalardan birinde biraz hafifletiverdi. Bu yüzden yeni yıla biraz hafiflemiş olarak girdim.

Biz  kitaplarla, dostlarla, sanatla, sanatçılarla uğraşırken, başkaları da başka şeylerle uğraşıyorlar. Güzellikler ve çirkinlikler iç içe. Ama güzellikler hep ortada gezinirken, çirkinlikler maskeli ve karanlıklarda gizli.

Karanlık dedim de, yeni yılda çantamda taşıdığım ilk kitap ülkemize aydınlık bir yol açan, ileriyi hedefleyen gösteren, Türkiye Cumhuriyeti’nin yüreği Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili: “Atatürk Olmasaydı”

Öyle kupon biriktirip kitap toplama gibi bir alışkanlığım hiç olmadı. Kitapevlerine gider, oranın havasını solur ve istediğim kitabı alırım. Ancak bir kere farklı şekilde davrandım ilgimi çeken bir kitap. Milliyet Yayınlarından kupon biriktirip edindim “Atatürk Olmasaydı” adlı kitabı. Tarihçi Cemal Kutay ile yapıtları dışında 1995 yılında tanıştım. Moda Bahçe ‘Kültür Evinde’ Bir söyleşisi vardı. 31 Mart Olayı ile ilgiliydi. Bir tarih öğretmeni olarak bildiklerim dışında canlı tarih Cemal Kutay’dan ne alabilirdim? Öğrencilerime ek ne bilgiler götürebilirdim düşünceyle katılmıştım söyleşisine. Güzel ve anlamlı bir gündü.

“Tarih biliminin kıstaslarına göre insanların değeri, yaşadıkları devrin olay ve şartlarıyla sımsıkı bağlıdır “ diyor Cemal Kutay yapıtında. Atatürk ile ilgili araştırmalarının kitaplaşmış sonuçlarında karşılaştığı çözülmesi şart sorunların toplandığı noktayı şöyle özetliyor; “Bir insanoğlunda bu kadar ayrıcalıklı nasıl mümkün olabilmiştir? Sanki kendisi dünyamızı bırakıp gittikten sonra, kişiliği üstünde bu soruların sürüp gideceğini kavramışçasına günlük yaşantısını sığdırdığı farklı düşünce ve tutumlarıyla bunlara cevap vermek istemiştir. Nükteleri, fıkraları, retleriyle, yorumlarıyla.

İleriyi hisle değil, mantık ve akıl değerleri içinde gören cesur kişi, ancak vatandaşla kuvvet bulan siyasi hareketin kurucusu olabileceğine inanmıştı…”

Neredeyse bir asra yaklaşmış yaşamında 175 yapıta imza atmış. “Atatürk Olmasaydı yapıtının genişletilmiş bu yeni baskısında amacının dünleri, bugünleri, yarınları, tarih aydınlığının yalnızca doğruyu gösteren aynasına getirmek olduğunu vurguluyor. Amaç çok yazmak değil tarih aydınlanması ve fikir hayatını doğru belge ve bilgilerle zenginleştirmektir. Çünkü Cemal Kutay yapıtında belirttiği gibi Atatürk Olmasaydı sorularına yanıtlar sunuyor.

“Öncelikle Atatürk Olmasaydı, bugünlerimize özlemle bakan bir ülkenin bahtsız insanları olurduk” diyor usta tarihçi. Başka neler olurdu Atatürk olmasaydı?

“Çanakkale zaferi olmazdı.”

“Çağın damgası olan hiçbir hareket ve müesseseyi maziden koparamazdık.”

“Ümmetçilik kazananına düşülecekti. Milliyet duygusundan yoksun kalınacaktı.”

“Kadın hak ve hürriyetleri eski şartlarda kalacaktı.”

“Bizi benliğimize kavuşturan gerçek tarihimizden ve Türk alfebesinden mahrum kalacaktık.”

“Bugün ülkemizdeki beşerilik, insancıllık ya hiç olmaz ya da yasal statüye kavuşamazlardı.”

“Din ve maneviyatı akıl ve mantıkla böylesine bağdaşlaştıran bir başka insan bulunmazdı.”

“Ülkemiz ve milletimiz üzerinde asırlarca oynanmış, ahlaksız senaryoların tortularından kurtulamazdık.”

Daha neler mi olmazdı? İşte hepsinin yanıtını yapıtında gözler önüne seriyor usta tarihçi. Bende bir eğitimci yazar, bir tarih öğretmeni olarak yeni yılın ilk gününde “Yeni yeni neler öğrenebilirim? Öğrencilerime yeni yeni neler öğretebilirim? Sorularına yanıtlar arıyorum satır aralarında. Çünkü biliyorum ki gece ne kadar uzun olursa olsun her gece sabahla kucaklaşır. Yüce önder değil midir Türk gençliğine birinci vazifesini bildiren “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen Türk istiklalini Türk Cumhuriyetini ilalebet muhafaza ve müdafaa etmektir” diyen. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti’nin sevgi dolu yüreğidir. Ülkemizin okuyan, bilgili, donanımlı, çalışkan, yurdunu ve ulusunu seven gençlerin değil midir geleceğimiz? Giyimleriyle, yaşam biçimleriyle, düşünceleriyle, çalışmalarıyla bu ülkede özgürce gezen, yaşayan bizim çocuklarımız değil mi?

Özgürce yazan, çizen, konuşan bizler değil miyiz? Peki ya Atatürk olmasaydı?

Düşünmek bile istemiyorum.

..

9/15 Ocak 2004(Gazete Kadıköy)

Bir Cevap Yazın