Sanatı ve Yaşamı ‘Eleştirmek’: Sanatçı-Eleştirmen ZEKİ ÇAKALOZ

Ümit Gezgin

Hayatı eleştirmek gerekiyor. Daha iyi bir hayat, çevre kurmak için onu detaylı olarak anlamak ve eleştirmek gerekmektedir. Kaldırımların bozukluğunu, bozuk ve tangır tungur otobüsleri.. yanlış, abartılı ve estetik dışı heykelleri..(ki, her yerde görüyorum artık heykelden uzak heykelleri.. şu Şahmeran heykelleri bile.. bir kondu hemen kaldırıldı.. 7 milyon lira da buhar oldu… Küratör Marcus Kraft ecinnilere karıştı.. hiçbir şeye cevap vermedi..)…

Hayatı ve sanatı, sanat alanındaki insanları.. giderek eleştirmenleri de eleştirmek gerekiyor.. Zeki Çakaloz sanatçı eleştirmen kuşağından.. benim de içinde yer aldığım bu kuşak, sanat eğitiminden gelen, sanat yapan bir kuşak.. Sanatı üretmek, yaratmanın yanında, entelektüel üretkenliğini de yazılı olarak da sürdüren bir kuşak.. Az yazar, çok yazar.. ama yazan bir kuşak içinde yer alan insanlar..

Kemal İskender‘in resim eğitiminden gelip, yazılar, eleştiriler yazması, nasıl onu da sanatçı-eleştirmen-plastik sanatlar yazarı alanına sokuyorsa.. Bedri Baykam’ı ve Ekrem Kahraman’ı da sanatçı-yazar kategorisine sokar.. Eski kuşakların çoğunun aynı zamanda yazılar da yazdığını düşünürsek; Cemal Tollu’dan, Bedri Rahmi Eyüboğlu’na ve Nurullah Berk ve Elif Naci’ye, Avni Lifij’e kadar birçok sanatçının, ressamın aynı zamanda ciddi birer yazar, entelektüel ve eleştirmen olduğunu da söylemek gerekiyor…

Zeki Çakaloz hakkında yazdığı yazıda, Ressam/Yazar Fahir Aksoy; “Bu tür insanların başlıca düşmanları resim ağalarıyla, tüccar-ressamlar ya da kamuya yönelik iş yaptıklarını ilan eden aracı bezirganlardır. “ diye yazar.

Fotoğraf sanatçısı Şahin Kaygun da yazısında; “.. Zeki Çakaloz, sanat olgusunun topluma gereği gibi ulaşmasında rol alan bu sağlam köprülerden biridir..”

Eleştirmen/Yazar Sezer Tansuğ, Çakaloz için şunları yazıyor: “Sayın Çakaloz, Zeki Kocamemi atölyesinden yetişmiş bir ressamdır ve sanırım yabana atılır bir ressam da değildir..” yine Tansuğ, genel olarak, sanat ve yazarlık konusunda şunları da ilave ediyor: “… Kuşkusuz bu alanda daha pek çok kişinin, ister ressam, ister meraklı, ister tarihçi, ister şair, ister romancı, hangi kategoriden olursa olsun, çok çok yazması, irdelemesi ve araştırmalara girişmesi gerekir. Meğer ki bu alandaki yazı faaliyeti, uyarıcı dinamik işlevini yerine getiren özgün bir temele dayansın..”

Şimdi bu çok önemli.. özgün bir temele dayanması.. Zeki Çakaloz’da da bunu görmek olası.. Özgün yaklaşımlar ve sanat eğitiminden gelen köklü analizler ve bilgi ve tecrübeyle dolu yaklaşımlar..

Belki sanatçı ve eleştirmen olunca, nesnellikten ziyade öznellik, kişisellik ve kendi sanat anlayışına yakın yorum ve değerlendirmeler olabilir.. Yani sanatçı/eleştirmenlerin ne kadar bilimsel olabileceğini de ayrıca tartışmak gerekmektedir ki, bunu hem kendimden gözlemliyorum.. hem de Zeki Çakaloz söz konusu olduğu zaman görüyorum…

Önemli tespitleri de var Çakaloz’un; “… Ulusça, yaşamımızı, özellikle uğraşımızı ve geleceğe bırakacaklarımızı, sürecinde notlamaya alışmamışız.. Ne kendimiz, ne de çevremiz, sorumlular ve de… Salt bir örnek! Kırk iki milyonumuzdan kaçımızın yüz yıl gerisi var. Bir hayat ağacı yani… “

Bir Cevap Yazın