Ruşen Eşref Yılmaz’la TIMA MANSOUR’un Sergisini Konuştuk…

Ümit Gezgin

Tıma Mansour’un sergisi Bağımsız Sanat Vakfı Sanat Galerisi‘ndeki sergisi bugün açıldı. Sergi 10-28 Eylül 2022 tarihleri arasında açık kalacak sergi.

Serginin küratörü, şair ve ressam Ruşen Eşref Yılmaz.. ‘Satürn’ün Başağı’ (Wheat Spıke of Saturn)..

Küratör, Ruşen Eşref Yılmaz’la

Erken gittim Cağaloğlu’na.. Bağımsız Sanat Galerisi orada.. Cumartesi kalabalığı her taraftaydı.. Öğleden sonra dört civarı oradaydım.. Kafede çay içerken Ruşen Eşref’le karşılaştık. Gel, dedi, galeriye geçelim, orada konuşuruz..

Galeri güzel, sevimli, derli toplu, iki katlı.. İyi aydınlatılmış, ışıklandırılmış, ferah ve sanat eserlerini göstermesi, toplaması anlamında da yetkin tarihi ve modern bir özelliğe, bütünlüğe sahip.. Ruşen Eşref serginin küratörü olarak, hem sergi, hem de sanatçı hakkında detaylı bilgiler vermeye başladı.

Tıma Hanım, Suriye doğumlu bir sanatçı. Hayatını sanata, özellikle resme vakfetmiş bir sanatçı. Hatta gençlik yıllarında Paris’e giderek sanat eğitimi alıyor, kendini iyisinden geliştiriyor, özgün bir üslup geliştirmek için imkanları değerlendiriyor..

Daha sonrasında tekrar Suriye’ye geliyor ve orada sanat hayatına devam ediyor, sanatını hayatının merkezine yerleştiriyor ve aynı zamanda sanatı vasıtasıyla da hayatını idame etmeye çalışıyor.

Suriye’de karışıklıklar başlayınca bu sefer Türkiye’ye göç ediyor ve burada yine sanatına devam etmeye çalışıyor. Sanata tutkuyla bağlı ve dünyanın hangi yerinde olursa olsun.. sanatını sürdürmeye azimli bir kimliğin insanı olarak beliriyor…

SANATININ DERİNLİKLERİNDE

Tıma Mansour’un sanatının derinliklerine bakıldığında hangi koşulda olursa olsun, üretmeye ve yaratmaya devam ediyor. Türlü sıkıntılar ve acılar yaşasa, ülkesinden ve akrabalarından uzak da düşse, tutunduğu sanatı vasıtasıyla sıkıntılarını aşabiliyor ve yaratıcılığını üst perdeden sürdürebiliyor.

Ruşen Eşref Yılmaz; özgün bir sanatçı, diyor sanatçı için.. zaten eserlerine de tek tek bakıldığında sanatçı derinliği olarak resimler yapmış. Yoğun resimler.. boya katmanları da ‘hüznü’ ortaya çıkarmak için katmanlaşmış boyalar ve renk karmaşası içinde, giderek de gözlerle, yüzlerle simgelenmiş kompozisyonlarda sanatçı; hüznü, yalnızlığı ve acıyı; estetiğin, görsel sanatların diliyle başarılı bir şekilde veriyor.

Sadece anlatmıyor, öykü barındırmıyor resimler..(çünkü her bir resmin aynı zamanda adı da var..) özgün bir estetik, sanatçının kendine özgü tarzıyla da ortaya çıkıyor. Bu anlamda resmin yetkinlik ve evrensellik çizgisinin de ayan beyan ortaya çıktığını gözlemliyoruz.

Bu resimler dünyanın her tarafından başarılı ve yetkin örnekler, giderek kalıcı estetik önermeler ve plastik dilin yeniden ifadeleri olarak yer alır ve kabul görür..

Türk sanat ortamının içinde yer alan ve kendisini sanatçı sanarak çığırtkanlık yapan birçok densizin hırçınlıkları, yani ortaya koydukları plastik özgün dille alakası olmayan üretimleri düşünüldüğünde; bu eserler başlı başına yetkinlik ve kalıcılık olarak yerini alıyor.

Bu sergi son zamanların önemli sergilerinden biri. Mutlaka görülmeli ve güçlü ve özgün bir sanatçının her koşulda nasıl sanatından taviz vermeden ayakta kalabileceğine örnek olarak değerlendirilmeli…

Bir Cevap Yazın