Sarı Köşk

Ümit Gezgin

Bakılınca apartmanların veya küçük, çelimsiz betonarme binaların arasında kalmış. Cılız ve kendine güvensiz, birkaç toza toprağa bulanmış ve güneşten yanmış yıkılmış ağaçların arasında, gölgeleri de uzamış.. kaybolmuş gibi duruyor. Kendini fazlasından göstermiyor.. Tek başına kalmışlığı yaşıyor…

İçeride biraz, arkasında heyula gibi yükselen kimliksiz bir apartman.. zaten apartmanlar yükseldikçe yükseliyor da.. buralarda yaşayan insanlar daha mı mutlular…

Arabalar bu çelimsiz ve kendinden geçmiş, köhnemeye ve çürümeye başlamış binaların önünde caka satarak duruyor. Park etmiş olarak duruyor. Sürekli bir beklemede olarak duruyor…

Ordan, o sarı köşkün oradan, dört yol ağzından, köprünün altında hemen, Şadiye Toptani hanımın bağışladığı köşkün bahçesine de şöyle oturarak Kızıltoprak’a doğru iniyorum. Yollar dar, arabalar bol ve park alanı yok…

Kızıltoprak meydanda Zühtü Paşa Cami ve çevresindeki büyük, görkemli ağaçlarla güzel bir manzara oluşmuş. Arabalar ışıklarda beklerken kadın da telefonuna bakıyor ve iki kişilik motor mahzun orda duruyor. Ağaçların dalları serin, hafif bir rüzgar bile insanları rahatlatmaya yetiyor…

En iyisi Boğa’ya çıkmak.. Bütün sevgililer hemen boğanın kenarında ve selfiler çekiliyor, fotoğraflar çekiliyor… Boğaya yaslananlar var. İlerde kilise görünüyor sarı renkte.. Yeşillikler içinde ağaçlar sarmış dört bir yanını… Büyük binalar sonra kuşatmış kiliseyi ve Bahariye caddesi iyisinden kapanmış gibi..

Sonra Çeşme Durağı’na, başka bir dört yol ağzına, eski Rum’lardan kalma betonarme, iki katlı binaların ve soyut heykellerin bulunduğu yere çıktım, yürüyerek.. Hemen ilersinde de kağıt toptancısı vardı ve oradan da kağıt alacaktım resim çizmek için…

Yollar bir anda boşalıyor Kadıköy meydana çıktığımda. Haldun Taner binası restorasyonda. Tarihi sarı bir bina karşıdan bana bakıp kendinden geçiyor ve yine üç aydan fazla bir zamandır tadilatta olan caminin de sadece ortaya minaresi çıkıyor…

Durakta bekleyenler, karşıdan karşıya ağır aksak geçenler.. ortada durup çevreye aval aval bakanlar, çekirdek çıtlayanlar.. Herkes bol keseden telefonlarına bir ayin başlangıcı gibi yönelenler var…

Sıcak sıcak.. güneş kavurdukça kavuruyor.. Sarı köşkün boyaları döküldükçe dökülüyor…

Bir Cevap Yazın