Yaşama ve İnsana Tanıklık

Ümit Gezgin

Nedir zaman nedir?

Bir su mu bir kuş mu? der şair..

Gerçekten de zamanın ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Alışkanlıklarımız ve korkularımızla örülü bir hayat yaşıyoruz ve her adımımız da korku ve endişe gölgesi bizi takip edip gidiyor.. bir türlü de onun gölgesinden kurtulamıyoruz.. Bu ölümün olduğu kadar, yalnız kalmanın da endişesi.. Ensemizde durmaksızın bizi takip ediyor.. adeta nefesini duyuyoruz onun…

Ressam Selahattin Yıldırım’la Feneryolu’nda

Ressam Selahattin Yıldırım, bizim okuldan mezun. Yani Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği mezunu. Ama bizden önce.. Yani ben 1985 girişliyim. O da Avni Öztopçu hoca zamanında birlikte kuruma girmişler. Yani 1980’lerde.. Daha öncesi zaten fakülte değil, yüksekokul statüsünde… Daha öncesinde Orhan Benli’ler okumuş ki.. Onların zamanında da Eğitim Enstitüsü üç yıllıkmış, sonrasında fark derslerini vererek, öğretmen olabilmişler…

Feneryolu’nda her zaman olduğu gibi, köşedeki Evcem Kafe‘de oturuyorum. Bir gölge karşıma dikildi. Dik dik bana bakıyor, ben arkadaşımız Perihan Sadıkoğlu‘nun babası Mehmet abimizin, (Sadıkoğlu)’nun yaptığı binalardan biri olan, köşedeki yeniden yıkılıp yapılacak binaya, önündeki ağaç altında meyve sebze satan manava bakıyorum. Sonra baktım, (şapkasından hemen tanıyamadım..) Selahattin!…

Ooo, Selahattin, hoş geldin, buyur.. bir çayımı iç, dedim.

O da “Nereye bakıyorsun öyle dikkatli dikkatli?.. dedi..

Valla, dedim. Karşıdaki Mehmet Sadıkoğlu abimizin binasına, biliyorsun ki kızı Perihan da bizim dönem arkadaşımız.. O, (Selahattin) tabi tanımıyor.. Bizden eski çünkü.. Aradan ciddi bir zaman geçmiş.. Tanımasının imkanı yok.. Öyle ki şimdi, okuldaki hocaları tanımıyor.. Eski hocaları tanıyor.. Onlardan da bazıları zaten vefat etti…

Derin sohbete girdik Selahattin’le.. O da bir kalp ameliyatı geçirmişti. Biraz yorgundu ve bitkindi.. Doğrusu sanata da artık çok yoğun istek içinde değildi. Ben de, sürekli olarak kafelerde böyle orta boy resim defterlerine resim yapıyorum, dedim. O da; ben de yapıyorum, eskiz meskiz.. ama dediğim, daha çok büyük boy resimler.. Onları yapamıyorum artık.. Atölyeye gidiyorum ama.. boşlukta kalıyorum adeta.. diyor…

Haklısın, diyorum Selahattin.. Sonra, diyor.. İsmail Avcı hocamız, büyük bir sergi düzenlenmesini istiyor okulda.. Yüzüncü yıl anısına mezun ve sanatına devam eden eğitimcilerin sergisi.. Eski hocalar, yeniler.. Bunlarla birlikte bunun tanıtımının olması.. İşte geldik gidiyoruz.. Bunlara artık dikkat etmek.. Ona göre hareket etmek gerektiğini, haklı olarak söylüyor…

Gidenler gelenler.. Çay güzel içiyoruz.. Sürekli takıldığım bir yer bu Evcem Kafe.. Feneryolu’nun tam dört köşe alanında.. Önünden sürekli trenden inenler, arabalar, bisikletliler, motorlular, scooterlular.. sürekli bir insan kalabalığı.. kızı, kadını, yaşlısı genci.. erkeği, kocamışı, kocakarısı.. sürüsüne bereket insan kalabalığı geçiyor… Birbirine bakarak, gözlerini kaydırarak, kısarak, önüne bakarak, telefonuna göz gezdirerek…

Çay güzel.. Buranın çayı, poğaçası her zaman güzeldir.. Ben burada ve şehrin değişik yerlerinde poğaça ve çay içerek günümü geçiriyorum.. Yaş artık altmışa dayandı. yemeye içmeye dikkat ediyorum sağlıktan dolayı.. Selahattin de, bu ameliyattan dolayı dikkat ediyorum. Vejeteryan yeme sistemine geçtim. Şekeri, tuzu ve unu tamamen kaldırdım, rahatladım.. diyor…

Bütün eski mezunların geniş bir katılımla bir sergi düzenlenmesi fikri çok güzel bir fikirdir.

Nermin Hoca ve Alp Özeren’le Kovan Fırın’da Buluştuk

Doç. Dr. Nermin Özcan Özer, Dr. Alp Özeren ve Doç. Dr. Ümit Gezgin

Nermin hocamız değerli bir akademisyen.. Alp’i tanıtmaya bile gerek yok. Bir duayen olarak müzik dünyasında ve halkla ilişkiler alanında, yani bir iletişimci ve sanatçı olarak, sadece müzik öğretmeni olarak çalıştığı Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde değil, bütün üniversitelerde ve sanat camiasında da yetkin bir konumda ve herkesin takdirle karşıladığı değerli bir arkadaşımız ve her zaman sohbetine ihtiyaç duyulan bir insan.

Kovan Fırın Kafe de yine benim sürekli uğradığım yazı-çizi mekanlarından biri.. Kadıköy Çarşıiçi’nde bulunan şubesine sürekli uğruyorum. Bir de otobüs duraklarının Osmanağa Cami’nin yanında bir Kovan Fırın var.. İki tane yani.. İkisine de zaman zaman giderim ve kafamı dinleyerek kitabımı okur ve resmimi çizer, yazılarımı da sürekli çantamda taşıdığım günlük not defterime yazarım. Düşüncelerim, anılarım, beklentilerim, tasarılarım, projelerim ve günlüklerim o deftere düzenli olarak, günlük bir şekilde yazılır..

Bu sefer Kovan Fırın’da okulumuzun değerli akademisyenlerinden Doç. Nermin hocayla buluştuk ve Alp de gelince kadro tamamlandı ve sanat, müzik, eğitim, ve özellikle akademik çalışmalarla ilgili enine boyuna konuşmaya, tartışmaya başladık. Geçen günlerde de mezuniyet töreninde de Dragos eski Şehir Üniversitesi’nin kampüsünde buluşmuş ve güzel vakit geçirmiştik. Mezun olan öğretmen adaylarının diploma törenlerinde öğrencilerin mutluluğuna eşlik etmiş ve ilk üçe giren derece almışlara da ödüllerini ve plaketlerini vermiştik. Bol bol fotoğraflar çektirmiş ve müziğe eşlik ederek birlikte halaylar çekmiştik…

Akademik yükseltme kriterlerini enine boyuna konuşarak, neler yapabileceğimizi, nasıl hazırlanmamız gerektiğini konuşmamızın yanında; eğitimin nasıl iyileştirileceğini ve yarışmalar, etkinliklerle sanatın yaygınlaştırılması meselelerini de enine boyuna konuştuk..

Tabi müzik dünyası çok daha popüler olduğu için görsel sanatlar dünyasından.. müzikteki aktörler de daha ön planda yer alıyor.. hatta etkileri resim dünyası düşünüldüğünde daha fazla.. Kaliteli müzik ve müzik insanları.. Keza eğitimciler… Kültürün, sanatın artması, kaliteli ve nitelikli bir toplum yaratılması için de önemli.. Geleneklerin muhafaza edilmesi, herkesin saygılı olması büyüğe, küçüğe.. çok önemli..

Toplumun maddi manevi değerlerinin korunarak, çevrenin de bu güzelliklerle birlikte düşünülmesi ve geliştirilmesi.. Hep bunları konuştuk.. Yapıcı, iyileştirici tarzda ve tonda.. Sonra, Kovan’dan çıktığımızda başka bir gün de yine buluşmak ve sanatın, eğitimin, akademik çalışmaların sürdürülmesi için ve bunlarla ilgili meseleleri konuşup, tartışmak için sözleşiyoruz…

Bir Cevap Yazın