Rahmi Koç Sanayi Müzesi’nden İzlenimler…

Ümit Gezgin

Rahmi M. Koç Müzesiİstanbul‘un Hasköy semtinde, Haliç kıyısında bir sanayi müzesidir. 1994 yılında iş insanı Rahmi Koç‘un desteği ile açılmış müze, Türkiye‘de sanayi, ulaşım, endüstri ve iletişim tarihine adanmış ilk önemli müzedir.

Rahmi Koç’un portresi yüzlerce malzemeden meydana geliyor.

Müzede sık sık organizasyonlar, konserler ve özel sergiler düzenlenir. Bunlardan biri 2006 yılı sonunda açılan “Leonardo: Evrensel Deha Sergisi” adlı Leonardo da Vinci’nin çizimlerinden oluşturulan makine örneklerinin sergisidir.

Müze aynı zamanda Ankara ve Cunda‘da da faaliyet göstermektedir.

Bölümler

LengerhaneTersane ve dış mekan sergi alanı olarak üç ana bölümden oluşur.

Lengerhane

Lengerhane, gemicilikte denize atılan zincir ve ucundaki çıpanın üretildiği yer anlamında kullanılır. Osmanlıların ve İstanbul’daki en bilinen Lengerhanelerden biri olan Hasköy’deki bina 1996 yılından beri müzenin bölümlerinden birini oluşturmaktadır. 12. yüzyıldan kalma bir Bizans binasının temelleri üzerine 18. yüzyılda, III. Ahmed döneminde, kurulmuştur. III. Selim zamanında restore edilmiş ve Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Cibali Tütün Fabrikası’nın olmuştur. Binanın çatısı 1990 yılında çıkan bir yangında ciddi hasar görmüştür. 22 Ağustos 1996 tarihinde “Rahmi M. Koç Müzesi ve Kültür Vakfı” tarafından satın alınana kadar terk edilmiş durumda kalmıştır.

Bu bölümdeki en dikkat çekici eserlerden bazıları Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi‘ne ait araştırma alet ve makineleridir. Ayrıca uçaklar, lokomotifler, tarihi araçlar gibi ulaşım araçları, oyuncuklar ve modeller, matbaa makineleri, iletişim aletlerinin sergilendiği Lengerhane binasının yanında “Café du Levant” adlı Fransız mutfağı ağırlıklı bir restaurant bulunmaktadır.

Tersane

Günümüzde Rahmi M. Koç Müzesi sergi alanı olarak kullanılan tersaneler, 1861 yılında Şirket-i Hayriye (günümüzde İDO) tarafından vapurların bakım ve onarımı için yapılmıştır. Tersane müze için alındığı zaman 14 adet bina, marangozhane ve kızaklardan oluşmaktaydı.

Bu bölümde sergilenen eserler denizcilik koleksiyonu, bilgisayar tarihine ait objeler, motosiklet ve bisikletler, at arabaları, kağnılar, klasik otomobiller, raylı ulaşıma ait eserler, tarımla ilgili objeler, zeytinyağı fabrikası ve su altı koleksiyonudur. Ayrıca Rahmi Koç galerisi de bu bölümde yer almaktadır.

Dış mekân sergi alanı

Haliç kıyısında bulunan ön avluda etkinliklerin düzenlenmesi yanı sıra bir Douglas DC-3 uçak, TCG Uluçalireis Denizaltı, Vernicos Irini buharlı römorkör ve endüstriyel arkeolojik örnekler sergilenmektedir. Ayrıca 130 kişilik konferans salonu, çarşı, tekne ve gemi makineleri bulunmaktadır.

Sergilenenler

Sanayi ve ulaşım başta olmak üzere binlerce önemli objeden oluşan müze koleksiyonun başlıca önemli eserleri şunlardır:

Sıcak Güzel Bir Günde Sanayi Müzesine Gittik

Güzel bir gündü, Rahmi Koç Sanayi Müzesi’ne gitmeyi düşündüğümüzde. Kalkıp ağır adımlarla evden çıktık, Feneryolu ve Söğütlüçeşme vasıtasıyla ve Metrobüs yoluyla Halıcıoğlu’na ulaştık.. Zaten müze de Haliç kenarındaki Halıcıoğlu’na çok yakındı.. Belki beş yüz metre kadar yakın…

Dar kaldırımlardan yürüyerek sonunda Sanayi Müzesi’ne geldik. Dışarsı kalabalıktı. İnsanlar ailecek Cumartesi günü, son sıcaklara inat, Haliç’in sularına uzanmış arazisiyle bu müzeye gelmek ve sanayi dallarının içinde bulunan bütün ürünleri, eşyaları ve üretimleri görmek istiyorlardı.

Zaten gençler ve özellikle çocuklar için bu müze çok önemliydi. Burada geniş salonlarda özgürce koşuyorlar, arabaların tarihi kimliği, oyuncaklar, biblo gemiler, masa ve eşya takımı, aynalar, konsollar ve her türden yaşam için gerekli nesnenin olması durumu, herkesi heyecanlandırıyordu…

Tarihi bir çeşme, bina, önündeki minik parkta aslan ve birtakım hayvan heykelleri sanayi müzesi konseptine uygun bir görünüm arzediyordu. Gelen çocuklar ailelerine parmaklarıyla işaret ederek müzeyi gösteriyorlar, müzelere aşina olmayan, müze gezme kültürü pek gelişmemiş ülkemizde bu hem ailelerde ve hem de çocuklarda bir heyecan yaratıyordu.

Hayatlarında insanlar ilk defa bir sanayi müzesi göreceklerdi. Oysa ülkemizin her tarafı müzelerle donatılacak verilere ve imkanlara sahipken, bilinçsizlik müze kültürünün gelişmesinin önünde en büyük engel olarak duruyor, bu da yeni nesillerin kendi kültürleriyle donanımlanamamalarına sebep oluyordu.

SANAYİ MALZEMELERİYLE RAHMİ KOÇ’UN PORTRESİ

Bir sanatçı sanayi malzemeleriyle, endüstri malzemeleriyle Rahmi Koç’un portresini yapmış; bunu yerleştirme tarzıyla yapmış. Belli bir mesafeden baktığın zaman portre çıkıyor. Yoksa yüzlerce, binlerce parça var alanda.. Şapkadan, gemi maketine, daktilodan, dikiş makinesi, saat, oklava.. aklınıza ne geliyorsa toplanıp kompoze edilmiş…

OTOMOBİL BÖLÜMÜ BENİM İLGİMİ DAHA ÇOK ÇEKTİ

Eski Mercedes’ler, Playmount’lar, Dodge’ler, Woswogen’ler.. Nice eski, tarihsel araba, yani teknolojik üretimler ve dönem içindeki harika aygıtlar, toplumsal teknolojik devrimler olarak da karşımıza çıkmaktadır.

Genç sevgililer, anne babalar çocuklarıyla birlikte gelip gelip arabaların yanına sileceğine, lastiğine, parlak camlarına, otomobilin jantlarına, farlarına, kaportasının sağlamlığına ve cilasının parlak mı parlak olmasına bakıyorlar…

Etkili otomobiller. Karakterleri var adeta. Yorgun argın görünümlü otomobiller olduğu gibi tarihten günümüze gelen, neşe içinde, güleç yüzleriyle bakan otomobiller de var. Şişman, küskün otomobilleri de gördüm ben tuhaf bir şekilde bu otomobil departmanında.. Müzenin bu kısmı izleyicileri de daha fazla cezbediyor…

GEMİLER, KAYIKLAR, TRENLER VE DAHA NELER NELER

Gemiler var.. trenler.. türlü türlü nesneler, eşyalar.. tavanlara asılı sallanan uçaklar türlü eski yeni modellerde.. Gençler de neşe içinde vitrin içine özenle yerleştirilmiş minik eşyalara, tasarımlara bakıyorlar..

Tarihsel yelkenliler, küçük kotralar ve gemiler de müzenin bu geniş ve büyük Sanayi Müzesi konsepti içinde yer almış.. Her gezdiğiniz alanda Rahmi Koç’un ne kadar büyük bir katkı sağladığını, kültürü ve eğitimi zenginleştirerek, nesillerin eğitimi için kalıcı projeler geliştirdiğini, görüyorsunuz ve takdir ediyorsunuz…

Müzenin içinde mini kafenin de olması iyi.. Yorgun bacaklar sandalyelere oturarak kendilerini dinlendiriyor ve bir çay kahveyi uygun fiyatlarla içerek bir özel müzede takdirlerini iyice arttırıyorlar. Gerçekten de her anlamda takdir etmek ve arada sırada da müze etkinliklerine mutlaka katılmamız gerekmektedir.

Müze mimarisi de özgün ve güzel. Tarihsel mekanlar toplamı modernize ederek müzeye kazandırılmış. Eski çok güzel korunmuş. Eşyalar, yeni tasarımlar iyi düzenlenmiş. Sunay Akın’ın ‘Oyuncak Müzesi’ burdaki yapılanma karşısında, hatta oyuncaklar ve tasarımlar karşısında ‘karikatür’ gibi kalıyor ve hatta giderek komediye evriliyor.

Gerçek anlamda bir müze oluşturulmuş ki, bu müze aynı zamanda yaşayan bir müze. Etkinlikler, projeler, tasarımlar ve yenileştirmeler yapıyor.. Yani organik bir müze konseptine sahip sanayi müzesi..

Buna trenler, saatler, duvarlara asılmış onların resimlerinin yapıldığı tablolarla da güzel bir uyum ve denge sağlanmış ve böylece aynı zamanda bu tasarımlar, sanat yoluyla da pekiştirilmiş…

Sadece bir zamanların trenlerinin maketleri birebir gerçeklikle yapılmamış, aynı zamanda o trenlerin resimleri tablolar halinde ressamlara sipariş edilerek duvarlara asılmış.. Keza trenlerle ilgili parçalar da güzel hazırlanmış camdan ve tahtadan seyirlik vitrinlerde teşhire çıkarılmış…

Ev ve iç dekorasyon tasarımları da yine vitrinlerde mini modellemelerle iyi düzenlenmiş ve gelen aileleri çoluk çocuk etkiler olmuş. İlgiyle insanlar izliyorlar, kendi aralarında konuşuyorlar..

Çok güzel bir gündü Sanayi Müzesi gezisi benim için.. Bir savaş uçağının bahçedeki platforma yerleştirilmiş olması, diğer devasa araç gereç ve malzemelerle birlikte sergileniyor olması da her türlü takdirin üzerinde bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor…

Bir Cevap Yazın