Sonbahar Yaprakları

Ümit Gezgin

Sait Faik: “Yanıma baktım kimseler yok. Az önce çevrem insanla doluydu. Köpekler havlıyor, kazlar bağırıyor, ağaçlar hışırdıyordu. Bir ırmak akıyordu burnumun dibinden. Bir ırmak akıyordu kulağımın dibinden. Ağaçlar suları yıkıyordu. Hayvanlar insanları öpüyordu. Köpekler konuşuyor, insanlar havlıyordu. Gökyüzü sarıydı.”

Sabahın erken saatlerinde kalktığım zaman sonbahar yapraklarının ve doğadaki Sait Faik değişiminin farkındayım. Parlak ve değişime açık bir yapı vardı şehirde.. Kendine özgü bir devinim hareket halindeydi her tarafta.. İnsanlar bunun farkında olmasa bile ben bütün bu değişim, farklılaşım ve Sonbaharın bütün özgün dönüşümünü farkediyordum. Resimsel olarak onları da yansıtmak ve anlatmak istiyorum…

Sabahın erken saatlerinde kalktım. Kahvaltıdan sonra hemen kendimi dışarıya attım. Karşıda bir üniversitede yüksek lisans jüriliğim vardı. Erkenden gitmek ve bir kafeye oturarak zamanın gelmesini beklemek istiyordum. O ara yaprakları, ağaçlardan uçuşan sarımtrak o yaprakları gördüm. Gökyüzü alabildiğine maviydi. Tek bulut yoktu havada ve ama trafik de alabildiğine arapsaçına dönmüştü. Feneryoluna çıkmadan önce dörtyol ağzında Sütiş vardı ve orda tek tük kahvaltıya oturmuş kadınlı erkekli insanlar vardı..

Ağır ağır gidiyordum, ama sarı yaprakların iyice sardığı ağaçlar gördüm. Reklam tabelaları geride kalmış, tek tük insanlar da kaldırımların genişliğinde yayıldıkça yayılmışlardı. Trafik ışıklarında bekleyen araçlar vardı. Lambalarda bekleyen insanlar. Bir köpek kuyruk sallıyor, kedi temkinli uzaklara bakıyordu. Ama en temkinlisi yine kargaydı.. Bir dalda bağırıyor da bağırıyordu…

Feneryolu sitesini görecek şekilde Feneryolu’na çıktığımda trafik azalmış, hatta bir iki araç park etmiş bir şeyleri bekliyordu. Sabit Pazar’ın arkasındaki eski apartman yıkılmaya başlanmış, bu erken saatler de bile kazma kürek ve iş makineleriyle yıkım başlamıştı. Ağaçlardaki yaprakların renklerini gördükçe Sonbaharın güzelliklerinin daha fazla farkında oluyor ve içimdeki yaşama sevinci pır pır ediyordu…

Sait Faik: “Sabahleyin erken kalktım. Bir kır kahvesine gidip oturdum. İnsan sevdiği insana mektup yazmak için bu saatte kalkmalı ve bir kır kahvesine gitmelidir, diyordum.”

Bir Cevap Yazın