BAŞKENT’DE VE YAŞAMDA SANAT Komet: Sanata Adanan Bir Ömür

Hatice Kumbaracı Gürsöz

Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mezunu

 Ressam

hkgursoz@gmail.com 

www.haticekumbaracigursoz.com

            14 yıldır Sanat Tasarım Gazetesi’nde (Bahariye/Bosphorus Sanat) yazdığım en hüzünlü yazılar kaybettiğimiz sanatçılar için olanlardır. Dünden beri İnternet’te Komet (Gürkan Coşkun) ile ilgili veda yazıları paylaşılıyor. Beni bu yazılar Akademi yıllarıma götürdü.

Komet, Masada İzdüşüm Tablosu

Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü’nde okurken koridorlarda tanıdığım Komet (zaten tanımamanıza imkân yok) kendisine has bohem yaşamıyla dikkati çeken biriydi. Resim bölümünü bitirdikten sonra 1971 yılına kadar Sadi Diren atölyesinde Seramik öğrenimime devam ettim. Aynı yıl Avrupa imtihanına girdiğimde yolumuz Komet ile aynı atölyede çakıştı. Neden ismine Komet diye hitap edildiğini sorduğumuz vakit, Mehmet Güleryüz, Utku Varlık, Cihat Aral, Aka Gündüz Temur, Mehmet Aksoy’dan oluşan grupta “Hadi Gürkan, bir koşu karşıdan (okulun karşısında o vakit Agora Meyhanesi vardı) bir şişe şarap kap, ama  Komet gibi  (kuyruklu yıldız) hızlıca  gel” denmiş. Komet de hızlıca alıp geldiği için ona bu isim takılmış.

Akademi’de resim eğitimimin ilk iki yılını Dinçer Eğilmez’in galerisinde aldıktan sonra, Neşet Günal’ın atölyesinden 1969 yılında  mezun oldum.  Galeride ve atölyede  hocalarımız, arkadaşlar ve ben bohem hayatından  çok uzaktık. Şimdi anılara döndüğüm vakit Büyük Salon’da müzik eşliğinde resim çalışmaları yapıldığını hatırlıyorum.  Akademi’nin ilk sınıflarındaki  bizler de, üst kattan ve yanlardan seyrediyorduk. Bu da Akademi eğitiminin bir parçasıydı. Komet,  tuval yerine tahta bir bavulla geldi. Bavulu açtı ve çalışmaya başladı.  Yanında şimdi aramızda olmayan Burhan Uygur vardı.  Onun dikkati çeken bir malzemesi olmadığı için hepimiz Komet’e yönlendik.  Performans bitince harika bir yapıt ortaya çıktı. Gidip dikkatlice izledik. Mezun olan öğrenciler, bir türlü okuldan kopamazlar Akademi bir ev, mabet gibidir. Belki de kendilerini oraya ait hissettikleri için insan o ortamdan ayrılamıyor.

Mezun olduktan sonra, yeni bir yaşam, yeni insanlar,  ama hep sanata sadık kalarak… Komet, çağdaş Türk resim sanatına imzasını atmış bir kişidir. Dün, son müzayedede Komet’in “Masada İzdüşüm” isimli eserinin 1.680.000 TL’ye satıldığını okuduğumda, yaşarken eserlerinin değer kazandığını ve önemli müzelerde  sergilendiğini görmekten ne kadar mutlu olmuştur  diye düşünürken, İnternet’te Komet vefat etti diye haber çıktı. İşte yaşam böyle bir şey… Sanata adadığı ömrünün  karşılığını görerek hayata veda etmek bir sanatçı için önemlidir. Fikret Mualla, Van Gogh vb. nice sanatçılar emeklerinin karşılığını göremeden hayatları son buldu.

Çorum’da doğan sanatçı, Güzel Sanatlar Akademisi’nde, Zeki Faik İzer ve Halil Dikmen atölyelerinde eğitim görüp mezun olduktan sonra, 1971 yılında Avrupa İmtihanını kazanarak gittiği Paris’te yaşamını sürdürmüş, Türkiye’den de kopamayıp iki ülke arasında yaşamını sürdürerek 60 kişisel sergi açmıştır. Yaşamının çoğunluğunu Türkiye’de geçiren Komet, 1960 sonrası yükselen yeni figür hareketinin kendi kuşağının  bazı temsilcileri gibi (Burhan Uygur, Mehmet Güleryüz, Utku Varlık, Cihat Aral, Alaettin Aksoy) resimlerinde kendine gönderimli duygulanımsal ve düşlemsel/gizemsel bir dünya kurmayı öngördü. Figürlerle yaptığı kompozisyonlarda, karmaşık, fantastik konuları daha  ziyade siyah ve kırmızı gibi koyu renklerle  ölüm ve acı temasını vurguladı. Tuvale sığmayan dünyasında, şair, yazar, filozof olarak nüktedanlığıyla da izleyiciler arasında bir bağ kurdu.

Paris’te bulunduğu sırada Rönesans öncesi İtalyan sanatını, Pompei resimlerini ve İtalyan primitiflerini inceledi. Bilinçaltının gizemli dünyası üzerine kurulu, ancak gerçeklikle bağını koparmayan eserler vermeye başladı. Son resimlerindeki kompozisyonları, uzun yıllardır cevabını aradığı soruları bitirmiş, tüm figürler belirsiz bir olay örgüsü içinde hayal ve hakikat arasında salınan  adeta Komet’in gündüz düşleri gibiydiler. Gördüğü düşlerin içerisinde yaşıyordu. Ben resimlerine baktığım vakit bitmemiş kompozisyonları, felsefi kurgularını, dünya ile olan dertlerini hissedebiliyordum. Bir yüzleşme vardı eserlerinde. Bazı insanlar dünyaya geldikleri gibi giderler. Yazarlar ve sanatçılar, arkalarında kıymetli eserler bırakarak bu dünyadan ayrılırlar. Komet onlardan birisiydi. Türk Resim Sanatı’nın bohem bir yorumcusuydu. Kuyruklu yıldız gibi kayıp gitti, Nur içinde yatsın. Bugün o yüce mabet dediğimiz Akademi’den uğurlanıyor.

Başkent’ten bu kadar, sağlıklı, neşeli, kadın haklarına saygı duyulan güzel günlerde buluşmak dileğiyle. 

Bir Cevap Yazın