ZİHNİ GÖKTAY’ın ÖDÜLLER YILI  

Nusret Karaca

…..

2002-2003 Eğitim Öğretim yılı…

2016 yılında yitirdiğimiz güzel insan dost yazar/şair/Gazeteci M. Tanju Akerman ben ve öğrencilerim bir radyo söyleşisi için Beşiktaş vapurundayız.

Yolcular arasında tanıdık bir sima;

Türk Tiyatrosu’nun duayeni Zihni Göktay

Basın Yayın ve İletişim Kulübünden öğrencilerim Güneş, Büşra ve Dilek ile göz göze geliyoruz.

Hemen hareketleniyorlar ve soluğu Usta’nın yanında alıyorlar. Zihni Göktay yüzünde hiç eksik olmayan kendine özgü tebessümü ile karşılıyor onları.  Söyleşiyorlar. Ben de fotoğraflarını çekiyorum. İnişte yine fotoğraf çekimi.

Sonra ayrılık…

Yıl 2004

Kadıköy Kız Lisesi (İstanbul Kadıköy Lisesi) Damla Dergisinin 15.sayısına o gün gerçekleşen söyleşiyi de alıyoruz.

Feneryolu’ndan mahalle komşum olan Zihni Göktay’ı  Kadıköy Kız Lisesi(İstanbul Kadıköy Lisesi’ne) konuk edip öğrencilerimizle buluşturuyorum.

Ayrıca gazete ve dergilerde yayımlanan söyleşiler de gerçekleştiriyorum. Bu söyleşiler ya okula konuk olduğunda söylediklerinden ya da yol üzerinde karşılaşmalarımızdaki ayak üstü sohbetlerimizden oluşuyor.

Tiyatro’nun duayeni ile her an elinde torbası ile mahallenin bir kasabında, pastanesinde, peynircisinde karşılaşmak mümkün. Hep halkın arasında. Herkes ile sohbet eder, isteyenle fotoğraf çektirir.

10 Ekim 2022 Pazartesi

Bu kez Göztepe pazarında karşılaştık.

Yine ayak üstü sohbet elbette!

-Zihni bey merhaba! Sizi gördüm ve yine konuşmadan geçemedim. Eşim fark etmiş, arkanızdan koştum.

*Ooo! Nusret hocam sağ olun!

 -Nasılsınız?

*Teşekkür ediyorum.

-Yeni projeler vardır.

*İki filmde oynadım. Yakında vizyona girecekler. Dizilerde yer almıyorum. Yorucu oluyor. Bu arada Adana’daydım. Altın Koza’dan ödülle döndüm.

-Çok sevindim. Şimdi eliniz çok dolu. Sizi tutmayayım. Yine görüşüp konuşuruz.

*Peki Nusret hocam. İyi günler diliyorum.

….

Konuşma bitimi ödül konusunu belleğimde bir yerde saklıyorum. Ayrıntıları öğrenmek için eve gidince kendisine sms atıp yanıtını bekliyorum.

….

11 Ekim 2022 öğle saatleri.

Telefonum çalıyor. Usta’nın sesi.

-Efendim Zihni bey! 

*Nusret hocam merhaba. Dün mesajınıza cevap veremedim. Kusura bakmayın.” diye giriyor söze. Bitiremeden yanıt veriyorum.

-Kusura bakmayın ne demek Zihni bey. Sesinizi duymak ne güzel!

*Sağ olun! Bakın anlatayım.

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü Sabancı Tiyatro Emek Ödülü’nü aldım. Nisan ayında ise Torbalı Festivali’nde Tiyatro Mükemmeliyetçilik Ödülü geldi.

Büyükçekmece Festivali’nde Tiyatro Emek Ödülü, Adana Altın Koza ‘da Orhan Kemal Emek Ödülü…

Şimdi Ekim ayının 19’unda Yapı Kredi Afife Jale Tiyatro Özel Emek Ödülünü almak üzere Haliç Kongre Merkezi’nde olacağım.

-2022 ödüllerle geçiyor.

*Evet!2022 ödül yılım oldu gerçekten.

-Çok teşekkür ediyorum. Bunları belleğimde saklayacağım. Bir eksik ve yanlış var mı diye teyit ettirmek için arayabilir miyim rahatsız etmezsem?

*Elbette! Telefonum size her zaman açık.

Telefon konuşmamız sona eriyor. Ben bir süre sonra kendisini yine arayıp ödülleri teyit ettiriyorum.

Şimdi nerde miyim?

Kızıltoprak Öğretmenevinde.

Bir taraftan bu konuşmaları yazıya dökerken diğer taraftan zamana yolculuktayım.

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

Şişli Ortaokulu’nda görev yaparken öğrencilerimle birlikte izlediğimiz 

“Resimli Osmanlı Tarihi’nden başlıyor yolculuk.

“Lüküs Hayat” ,”Cibali Karakolu.”…aradaki duraklar hariç! Daha neler var!

Anlaşılan bu yolculuk daha sürecek!

Ben de bu yol üzerinde ne zaman karşılaşsam yazmayı sürdüreceğim.

….

(*)Fotoğraflar  Nusret Karaca arşivinden.

Etkinliklerimiz ve değişik zamanlardaki karşılaşmalarımızdan

Bir Cevap Yazın