Nusret Karaca Hocayla, Sanat ve Sanat Planlamaları Üzerine…

Ümit Gezgin

Yola çıkıp uygun bir yer bulduğumda oturuyor ve hemen not defterimi, resim defterimi, kitaplarımı ve boya ve de kalemlerimi çıkarıyorum.. Gençliğimden beri sürdüregeldiğim yaşam biçimim bu.. Oturabileceğim estetikte bir yer bulunca entellektüel ve sanatsal çalışmaya geçmek.. Böylece kendimi daha dinlenmiş, huzurlu ve mutlu hissedebiliyorum..

Nusret Karaca hocayla Kızıltoprak’ta…

Geçenlerde de, okuldan çıktım, ara sokaklara dalmadan önce Kuyubaşı’nda, Kerem Pastanesi’ne bir müddet oturayım, dedim.. Ama çok kalabalık ve uğultuluydu.. Çay söylersin gelmez, trafik uğultusu, korna sesleri de insan kulağını tırmalar durur ve doğal olarak insanların yüksek sesli dedikoduları da buna eklenince bırakın yazmayı, okumaya, tek başınıza kafanızı dinlemeye de imkan bulamıyorsunuz…

Onun için oradan da kalktım.. Kaldırımdan ilerledim iki yüz metre sonra sağa dönerek ilkokulun sokağına saptım ve inşaatlar da sürüyordu sağlı sollu.. Apartmanlar yıkılıyor, yeni apartmanlar, kuvvetli olduğu söylenen binalar yapılıyordu.. Onlar da gökyüzünü kaplıyor, çevrelerinde ne ağaç bırakıyordu ne de gökyüzünün maviliğini…

Aradan indim, yürümeye başladım.. sağda sarı, terkedilmiş, gariban gibi duran bir köşk vardı. Dar sokaklar, dört yol ağzı ve küçük, minimal esnaf dükkanları ve zeneatkarların dükkanlarının da sıralandığı sokaklar, dört yol ağızları vardı.. ordan da tren yoluna çıkılır ve Kızıltoprak Öğretmenevi’ne gidilerken, kırtasiye ve karşısında Meydan Pastanesi vardı ve pastaneye oturdum..

Sağ olsun, biraz sonra değerli hoca, yazar, şair, Nusret Karaca hocayı güler yüzüyle karşımda görünce çok sevindim.. Hoca hiperaktif.. Ne hızına, ne de enerjisine yetişmek mümkün…

Hocam, dedim.. Buyrun biraz oturalım, bir çay kahve içelim.. Sanat, edebiyat, sanat kurumları ve en önemlisi o kurumlarda hizmet eden insanlara dair konuşalım..

Hocayla çok güzel, faydalı sohbet geçti aramızda.. Ortak dertlerimiz, projelerimiz vardı. Bizim galeri, Bahariye Sanat Galerisi’nde gerçekleştirdiğimiz, Sanat Sohbeti, çok faydalı olmuş.. Disiplinlerarası bu sanat buluşması ve sanat hakkında konuşmak dinleyicileri çok etkilemişti..

Gerçekten de sanat üzerine böylesi interdisipliner konuşma ve buluşmalar sık sık yapılmalı.. Müzikten edebiyata ve plastik sanatlar ve sanat eğitime ve insana katkıları üzerine sürekli durulması, tartışılması ve aktarılması gerektiğini, ortak olarak planlamalı ve uygulamaya da koymalıydık ve bunun için de sürekli projeler geliştirmeliydik.. Zaten bu buluşmalar ve konuşmalar da onları doğruyordu zaten.. İnsanlar tartışa konuşa projeler geliştiriyor ve bunları da birlikte uyguluyorlardı..

Nusret hoca da, benim gibi, Alp Özeren, Tuğrul Çutsay, vb. gibi insanlar gibi, sanatın Don Kişot’ları olarak dört nala sanat yolunda koşturuyordu.. Gerçekten bu güzeldi. Sanat paylaşıldıkça gelişiyor ve sadece paylaşanlara değil, insanlara ve nesillere de faydalı oluyordu..

Hocayla bir masa etrafında buluşmak ve konuşmak, yaratıcı zekanın ne anlama geldiğini görmek bakımından çok önemli kazanımlar veriyordu insana…

Bir Cevap Yazın