G&G SANAT MERKEZİ’nde, “Sanat Buluşturur” Sergisi Açıldı…

Ümit Gezgin

‘Sanat Buluşturur’ konsepti, Zeynep Öztürk hocamızın buluşuydu. Güzel bir konsept oluşmuş ve büyük destek ve özverileriyle bizleri yönlendirmiş ve ben de küratörlüğü üstlenerek, hocalarımız ve değerli sanatçı ve G&G Sanat Merkezi sahibi ve yöneticisi Güher Elçiçek’in de dahil olmasıyla, toplam on sanatçı olarak bu güzel, anlamlı serginin içinde yer almıştık…

Ümit Gezgin, Şehnaz Yalçın, Zeynep Öztürk, Uğur Akbulut ve arkada Avni Öztopçu

Güzel sergiydi.. Resimler ışıkların altında adeta sanatsal bir parlaklığa, gözlere ve ruhlara şifa veren, hayret ve takdir uyandıran bir aydınlığa ve ışığa dönüşmüştü.. İnsanlar gülücükler dağıtıyor, birbirleriyle fotoğraflar çektiriyor, yeni, ileriye doğru farklı projelerden bahsediyordu.

Hocalarımızın, özellikle Prof. Nüzhet Kutluğ hocamızın sergimizde yer alması, yine kendisi Kanada’da olduğu için gelemeyen Prof. Ayşe Özel hocamızın bu sergide eseriyle bulunması bizlere kıvanç vermişti. Öğrencileri olarak onlarla gurur duyuyorduk. Bizleri yetiştirmişler ve bu günlere hazırlamışlardı. Keza, Sanat Tarihçi hocamız Prof. Dr. Ayla Ersoy da sergiye gelmişti ve hocamızla hem geçmiş, hem eserler ve hem de gelecek projelerden bahsettik… Ayrıca, Prof. Meriç Hızal hocamız da çok yönlü kimliği ve hümanist bakış açısıyla, estetik derinlik ve kültürlülüğüyle sergiyi olumlu olarak değerlendirerek, hepimize kıvanç verdi…

Hocalarımız Nüzhet Kutluğ hocamızla birlikte

Ayla hocamız da gençliğini ve pozitif enerjisini muhafaza ediyordu. Kendine bakıyor, yeni projeler, yazı ve kitaplarla meşgul oluyordu. O gülüşü hiç eksik değildi yüzünde değerli hocamızın.. Sanat tarihini bize öğreterek, samimiyetle sevdirmiş, gerek Türk, gerekse de dünya sanatını onun özverili anlatım ve gösterimleriyle yakından tanımış ve sevmiştik.. Özellikle benim yazarlığımda ve sanat tarihine ilgimin artmasında büyük emeği olan hocalarımdandır Ayla hocam…

İLK ÖNCE NÜZHET HOCAMIZI EVİNDEN ALDIK

İlkönce Zeynep hocama telefon ettim ve sonra da Şehnaz hocamla da konuştum, Nüzhet hocayı evinden bakıcısıyla birlikte alıp sergiye geleceğimizi, söyledim. Öyle de yaptım. Göztepe’den koştur koştur, Yeşil Köşk’ün sokağındaki apartmanına gittim. Önceden sözleştiğimiz için, hoca bakıcısıyla birlikte beni bekliyordu. Maşallah kendisi doksan yaşında olmasına rağmen dinçti, ayakta bekliyordu. Bir taksi çevirip sergiye gidecektik. Ama Cumartesi kalabalığı, bir de maç saatine denk gelmiş olmamız, trafiğin yoğunluğunu iyice arttırmı, geçen tek tük taksinin de dolu geçmesine sebep olmuştu..

Sağolsun imdadımıza yine Zeynep Öztürk hocamız yetişmişti. Bir telefon ettim hocaya.. Hocam, dedim.. biz gelemiyoruz, çünkü trafik yoğun ve ayrıca da taksi bulunmuyor. O da, hocam konum atın, ben arabamı gönderiyorum, sizi aldırıyorum.. dedi.. Sağolsun arabası on dakkaya geldi önümüze.. Ferhat bey, hemen arabadan indi, Nüzhet hocanın arabaya yerleştirilmesine yardım etti. Bakıcısı hocanın, ben binerek sergiye doğru yola koyulduk…

Zeynep Öztürk hoca ve sanatsever dost ve arkadaşlarıyla birlikte

G&G Sanat Merkezi’nin olduğu beyaz köşke geldiğimizde herkes hocayı bekliyordu. Sağolsunlar hocanın koluna girenler, kapıda karşılayan eski öğrencileri, meslektaşları, sanat merkezi sahibi Güher Hanım, Zeynep hocam, Şehnaz hocam.. herkes hocamıza gerekli ihtimamı gösteriyor, hocayı galeri mekanı içinde oturacağı bir yere ulaştırmaya çalışıyorduk ki rahat etsin, yorulmasın..

Birlikte birçok fotoğraflar çekildik.. Hocamıza gerek Güher Hanım, gerekse de Şehnaz hocamız ve Zeynep hocamız, sonra da diğer sanatçı hocalar, sergiye gelen sanatseverler, öğrencilerimiz, eski mezunlarımız ve koleksiyonerler.. tek tek hatırlarını sordular, çok dinç ve güçlü gördüklerini, söylediler.. Gerçekten de hocamız doksanını devirdiği halde yaşama tutkuyla bağlı.. sanatsal üretimine ve hayata pozitif bakmaktan, beyefendi duruşundan hiçbir zaman için vazgeçmemiş ve hatta taviz dahi vermemiştir…

SANAT BULUŞTURUR” HERKESİ BULUŞTURDU…

Serginin konsepti ‘Sanat Buluşturur’..Gerçekten sanatın toplulumuz için de önemli bir misyonu, gerçekliği var. Sergilerde de bu ortaya çıkıyor zaten.. Buluşturuyor sanat.. İnsanları, meslekleri, kültürleri.. Düşünceleri, değerleri, istekleri.. Serginin konseptine uygun olarak bu sergiye hem sanatçılar, hem hocalar, hem öğrenciler, sanatseverler… kısacası hemen herkes.. her yaş gurubundan insan sergi konseptine uygun olarak bu sergi çatısı altında buluştu…

Güzel, sanatsal iletişimler oldu.. Bu sanat adına da yaratım ve gelecek adına da güzel ve faydalı hepimize.. Sanatı sevmek, sanatla birlikte düşünmekle ilgili.. Sanatın interaktif gücü, özellikle sergi açılış zamanlarında insanların sanat ortamında, galeri mekanında toplanmaları, görüşmeleri, konuşmaları çok önemli bir buluşma noktasıdır. Bu interaktif birliktelik, düşünce ve sanatın yeniden yaratım sürecini de başlatır. Ki, bu sergi için de böyle oldu.. İnsanları gözlemleyince, onların yüzlerinde, gözlerinde beliren mutluluk ve çevreye yaygındıkları pozitif enerji.. bizleri yeni sergiler ve projeler konusunda da besliyordu..

Güher hanımın yol gösterici katkısı ve pozitif enerjisi, Zeynep hocamızın her zaman güler yüzlü katılımcı ve kuşatıcı çabasıyla bütünleşince, gerçekten de bu sergiyi, sanatla, kültürle, yaratıcılıkla ‘buluşturan’ bir gerçekliğe ve güzelliğe kavuşturdu. Gerek Şehnaz hocamızın bir orkestra şefi gibi herkesle uyumlu ve bütünlüklü alışverişi, gerekse de diğer sanatçı hocalarımız olan, Neşegül hocadan, Zeynep Abacı hocamıza, Uğur, Melik hocamıza kadar.. bütün sanatçı hocalarımız ve elbet Kanada’da olup sergi açılışına katılamayan Ayşe Özel hocamız ve doksan yaşında olmasına rağmen, sergi açılışına gelen ve herkesle diyalog kurarak, eserleri ve sanat hakkında değerlendirmelerde bulunan, bütün eserleri tek tek dolaşıp, eser sahiplerinden bilgiler alan Nüzhet Kutluğ hocamıza kadar.. bu sergi son zamanların en önemli sergilerden biri olarak durmaktadır karşımızda…

Avni, Şehnaz, Uğur hoca ve Mavi’yle birlikte

Prof. Meriç Hızal ve Prof. Ayla Ersoy hocamla

Bir arada olmanın, paylaşımın sanatsal ve ileriye yönelik olması.. dostların, arkadaşların.. eskilerin, yenilerin bir aradalığı.. eskimeyen yenilerin, geçmiş tüm birikimleriyle bizleri ve hatta bizden sonraki kuşakları da aydınlatması.. doğrusu hepimizin içine sanatsal su serpti.. Bizleri aydınlattı, ışıttı.. sanattan umutlu olmamızı bir kez daha öğretti bize ve gerçekten de sanatın buluşturucu gücü hepimizi kuşattı…

SANATÇILAR VE ESERLER DÜNYASINDA BULUŞMA

Eserler sergi mekanında parlıyor, izleyicilere sanatın buluşturucu, bütünleştirici gücünü, hayallerin ve yaratıcılığın sınırsızlığını ve çok katlı, katmanlı his ve anlamlarını gösteriyordu. Nüzhet Kutluğ hocamızla birlikte eserleri tek tek dolaştık. Karşılıklı da, bazen sanatçıları da yanımıza alarak, eserlerin yapılış özelliklerini, teknik ve malzemelerini ve sanatçıların his ve duygu dünyalarını ve sanat felsefelerini de bu arada konuştuk, tartıştık.. Güzel, anlamlı sonuçlar çıktı ortaya.. Bu sonuçlar hem sanatçılara yol gösterdi, hem de başka sergiler, etkinlikler ve yaratımlar için hepimize başka başka anlamlar verdi…

Güher hanımın eseri, seramik sanatının özgün yeniden yaratımı noktasında özgün bir kalıcılığa ve ifadeye açılıyordu. Zor tekniktir seramik.. Güher hanım, bunu bir tablo boyutunda değerlendirmiş, özgün bir kompozisyon ve renk skalasıyla birlikte, tekniği anlamın çok katmanlığı içinde yeniden oluşturmuş.. doğasal çıkış ve yorum mantığı, özgün ve yeniye açık bir tutum alarak eserini yeniden tanımlanır, her bakışta başka anlamlar aranır boyuta yükseltmiş…

Prof. Dr. Nüzhet Kutluğ hocamızın çevresinde, Şehnaz Yalçın, Ümit Gezgin, Güher Elçiçek ve Atilla Ertürk.

Her eser bize farklı boyutlar, farklı anlamlar veriyor.. hem sanatçıları tanıyoruz böylece, hem de eserlerdeki gizil anlamı seziyoruz. Keza, Zeynep Öztürk hocamızın çalışmalarında da bu sabrın yoğun ve güzel estetiği yansıyor.. Onun ne kadar dirayetli ve kendi estetiğini bulmuş bir sanatçı olmanın özgünlüğüyle yoluna devam ettiğini, biliyoruz. Nüzhet hocamla da eseri incelerken.. ve ona Zeynep hocanın nasıl büyük bir gayret, tasarım ve estetikle yöneldiğini.. giderek, tablolarını ince ince dokuduğunu anlattıkça, Nüzhet hoca da takdir üzerine takdir ediyordu.. Gerçekten de tablolarını hoca, ilmek ilmek dokumakta ve bunu da boyanın doku, görsellik ve özgünlük yaratan katsayıları içinde yapmaktadır…

Figürsel uyum ve kompozisyonun koyu açık ton değerleri ve figürü yeniden ele alıp değerlendirmenin boyutları dahilinde ortaya koyan Şehnaz Yalçın hocanın çalışmaları da, hem sergiye derinlikli bir boyut katıyor, hem de herkesi etkiliyordu. Büyük boy tuvallerinde Şehnaz hoca, figüre farklı boyutlar katmanın ayrıcalıklı tutumunu gösteriyordu.. Koyu ton ağırlıklı figür yorumları içindeki sıcak ton lekeleri, eserlere derinlik kattığı kadar, aynı zamanda farklı anlamlar ve estetik kategoriler de ilave ediyordu…

Güher Elçiçek hanımla birlikte eserinin önünde..

Nüzhet Kutluğ hocamızın çalışmaları da yine çizgisel bir figür anlatımı üzerine kuruludur ve bir dünya tasarımı ve iç içe geçmişliği.. yani yaşanmışlıklar üzerinde gerçekleşen bir anlam tanımlamasına, dahası bireysel bir gözlem noktalarına uzanır ve yine gerçekliği kendi özgün çizgisel ve lekesel estetiğiyle anlatma becerisini gösterir. Türk resmi içinde özgün ve kalıcı bir yönü olan hocamızın resimleri, sergimize büyük bir boyut kattı.. Çeşitli dönemler ve anlatımlar üzerine kuruludur hocamızın sanatı..Yenilikçidir, dönüşümcüdür.. en önemlisi sanatın buluşturucu, bütünleştirici gücüne inanır. Dünyayı dolaşan, gözlem ve düşünelerini bizim gazetemize nehir yazı olarak yazıp, daha sonrasında da kitapta toplayan hocamızın, yeryüzünde hemen hemen gezmediği ülke ve görmediği müze, sanat mekanı kalmamıştır ve bütün gözlem ve tecrübelerini de resimlerine yansıtmış, hayattan beslenen bir anlatım dili tutturmuştur…

Kanada’da kışları oğlunun yanında ikamet eden Ayşe Özel hocamızın doğa çıkışlı grafik dizayn çalışması da yeşil ton ağırlıklı kompozisyonuyla izleyenleri etkiliyor ve hem bu serginin konseptini üzerinde taşıyor, hem de estetik dediğimiz güzellik ve uyum gerçekliğinin nişanesi olarak herkesi mutlu ediyordu. Evet, Ayşe hocamızın hemen hemen bütün çalışmaları estetiğin uyum ve güzelliğiyle birlikte var olmuş ve hemen bütün çalışmalarında monokrom tonun hafif dalgalı ritimleri boyutunda anlatım, lirik bir söylem şeklinde kendini göstermiştir…

Güher Hanım, Zeynep ve Şehnaz hoca, bir arada…

Diğer hocamalarımız çalışmaları da birbirinden değerli.. Ben, mekan ve İstanbul yorumları yapıyorum. Anlık, spontan, çizgisel ve lekesel ifadelerle duygularımı yüzeye yansıtmaya çalışıyorum. Şairler.. evet, belki en çok yakın durduğum sanatçılar onlar.. Onlar da anlık izlenimlerini, kısa sürede sözcüklerin buğulu dünyasıyla dile getirir, kendilerini anlatmaya, anlattıkça keşfetmeye çalışırlar.. Ben de resimde bunu yapmaya çalışıyorum.. Kendimi anlatmak, anlattıkça da yeniden keşfetmek ve her gün yeniden dünyayı, çevreyi anlamlandırmak, göstermek, dönüştürmek isterim.. Bunu yaparken şiirsel estetiğe dikkat eder, yoğun ve hızlı tempom içinde, bazen bir günde kırk elli resim çizerken, empresyonist ressamların lirik resimleriyle bütünleştiğimi duyumsarım…

Uğur hoca ve değerli tiyatro sanatçısı Asuman Çakır hocayla birlikte…

Ruşen Eşref Yılmaz, Dr. Alp Özeren, Prof. Dr. Mustafa Uslu, Ebru Yüncü, Güher Elçiçek

Nüzhet hocayla Zeynep Abacı hocamızın resimlerinin önünde de dikkatle inceleyerek durduk. Modern resim tekniğini, çağdaş figür bileşeni içinde başarıyla kullanan Zeynep hoca, parçalanmış mekanlar, kurgular, renk, biçim diyaloğu ve anlatım serbestisi içinde bir tür otoportre gerçekliğine yöneliyor ve kendisini mekan içinde yeniden konumlandıran, kavramsal olanla güncel ve estetik olanı harmanlamanın pop kültürle bütünleşik bir yapı kurmanın bütünlüğüne eriyor…

Uğur Akbulut hocanın fotoğrafla beslenmiş, fotorealist ve fotopentür çalışmaları, postmodern dönem estetik ve güncel sanat alanında önemli açılımlar getirecek çalışmalar olarak sergide yerlerini aldılar. Güncel sanat yaratımı fotoğraftan beslenen özgünlük ve açılım estetiği, giderek kendine göre bir estetik felsefesine dayanarak kendisini çoğaltır ve kişiselleşerek yaratımın özgünlük havuzunda yerini alır…

Neşegül Ekinci hocamızın figür merkezli modernist yönelimi, kadın duyarlılığını ve emeğiyle, var oluşunu ileri boyutlara taşırken, onun figür temelli anlatımının ne kadar başarılı olduğunu da bizlere gösterir. Yine kadın olmanın sorumluluğu ve gücü, onun estetik realitesinin temelinde, özgün figür gerçekliğiyle yorumlanır. Tekil kadın figürleri, gücün, emeğin ve yeniden dirilişin simgesi olarak kendisini gösterir. Sanat ortamında figür resmini kotarmanın zorlukları ortadayken, gerçekçilik temelinde figürü başarılı ve özgün şekilde dönüştürmek, hocamızın başarısı olarak ortaya çıkmaktadır…

Bakıldığında bu özgünlük ve eskiye yaslanarak, mitolojik olanın bireysel çıkışıyla kendini konumlandıran estetiğiyle Melik İskender hoca da, sergideki çalışmalarıyla yeni bir yapı kuruyor. O da estetiğini sürekli olarak, konseptle de uyumlu bir ‘buluşturma’ teması üzerine kurar.. bu tema ontolojik bir hikayeden, aslında hikayelerden beslenerek ve kendisini sürekli yenileyerek ileriye doğru kulaç atar.. Türk resmi içindeki özgün duruşuyla da İskender hoca, sanatını özgünlük ve kişiselleştirilmiş çok katmanlı üslup üzerinde konumlandırır…

M.Ü. Atatürk Eğt. Fak. Güzel Sanatlar Blm. Bşk. Prof. Dr. Mustafa Uslu hocamızla birlikte…(soldan ikinci sırada)

Sonuç olarak sanat hepimizi gerçekten buluşturdu. Özellikle Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Bölüm Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Uslu hocamızın da sergimize teşrif etmesi, bizi yalnız bırakmaması, bizi ziyadesiyle mutlu etti… Bu sergi adece sanatçıları, sanatçı hocaları değil, aynı zamanda bütün öğrencilerimizi, eski yeni bütün sanatsever ve eğitimcileri, sanat meraklılarını bir ortak potada bir araya getirerek.. yeni fikirlere, yeni oluşumlara ve beklentilere hazırladı.. Güzel, çok güzel bir sergi açılışı oldu, ‘Sanat Buluşturur’ sergisi.. Bu sergi süresi içinde gerçekleştirmeyi düşündüğümüz söyleşi ve kitap imza günü projesi de yine, sanatın buluşturucu, eğitici, öğretici gücünün yansıması olarak bizleri heyecanlandırıyor… Sonuç itibariyle..Emeği, yüreği geçen herkesi kutlamak gerekmektedir…

Bir Cevap Yazın