BAŞKENT’TE VE YAŞAMDA SANAT

24 Kasım Öğretmenler Günü

Hatice Kumbaracı Gürsöz

Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mezunu

Ressam

hkgursoz@gmail.com

“Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.

Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.

Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.

Cumhuriyetin fedakâr öğretmenleri ve eğitimcileri sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil sizin

eseriniz olacak.”

Mustafa Kemal ATATÜRK

Türkiye’de her 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak kutlanır. Bakanlar Kurulu

kararıyla Atatürk’e “Millet Mektepleri Baş Öğretmenliği” unvanı 11 Kasım 1928’te

verilmiş ve 24 Kasım’da “Millet Mektepleri Bildirisi”yle resmileşmiştir. Atatürk’ün 100.

doğum yıldönümü olan 1981 yılında, onun “Başöğretmen” oluşunun yıldönümlerinin ülke

çapında “Öğretmenler Günü” olarak kutlanması kararlaştırılmıştır.

Atatürk Türkiyesi’nin laik öğretmenlerini barındıran bir ailenin mensubuyum. Şimdi

ekserisi rahmetli oldu. Babam, annem, teyzem, yengelerim ve ben öğretmenliği gururla yapan

kişileriz. Babam çok erken yaşlarda başladığı bu mesleği 53 yıl, annem 43 yıl yaptı. Ben

diplomat olan eşimin görevi dolayısıyla bu görevi en az ifa eden kişiyim.

Adana’da efsane öğretmen olarak bilinen babam Ferit Kumbaracı bütün hayatını

öğrencilerini fedakârca yetiştirmeye adamıştır. Öğrencileri arasında yazarlar, sanatçılar, tıp

dünyasından ve diğer mesleklerden kıymetli kişiler vardır. Milli bayramlarda kendi

imkânlarıyla hazırladığı geçit arabasında, öğrencileri milli kıyafetleriyle resmigeçitten geçirir,

“Çocuklar bizim geleceğimiz” diyerek alkışlanmalarını isterdi. Kendisi ilkokulun resim ve

müzik öğretmeniydi. Daha sonra sınıf öğretmenliği yaptı. Her sabah, andımızı ve kemanı

eşliğinde istiklal marşını öğrencilerinin söylemesini sağlardı. Her gün eve dört öğrencisi gelir

onları mesuliyet sahibi yapmak için, birisi kemanı, biri resim malzemelerini, biri çantayı

diğeri de dosyaları taşırdı. Her ay bu grup değişirdi. Doktor öğrencilerine hasta küçük

öğrencilerini götürür ve tedavilerini parasız yaptırırdı. Bazı fakir öğrencilerin evlerine evden

odun götürürdü. Bu bilgileri ben öğrencilerinden yazar ve aktör Nihat Ziyalan, rahmetli

yazar Demirtaş Ceyhun ve beni “Facebook”tan bulan öğrencilerinden duydum. Akademiden

mimar bir arkadaşım anlatmıştı. Kardeşi babamın öğrencisiymiş. Bir gün anne ve babasına

küserek bahçelerinin içindeki ağaca çıkmış ve saatlerce inmemiş. Sonunda babası okula

gelerek durumu babama anlatmış. Babam bir grup öğrenciyle beraber gidip kemanıyla onlara

öğrettiği marşı çalmaya başlamış. “Eğer inmezsen 23 Nisan Bayramı’ndaki törende bu marşı

söyleyecek koroya katılamazsın” deyince. Öğrenci ağaçtan inmiş ve “İndim öğretmenim”

demiş. Bunun gibi anekdotlar çok… Ruhu şad olsun.

Çok kıymetli bir eğitimci olduğu için sınıfı çok kalabalık olurdu. Bu nedenle, bahçeye

büyükçe bir baraka yapılmış eğitimini orada veriyordu. Ancak, barakanın penceresi yoktu.

Babam, öğrencilerin sık sık hasta olması nedeniyle, valiliğe dilekçe vererek barakaya mutlaka

pencere yapılması istemiş, valilik de karar verilebilmesi için bir müfettiş görevlendirmişti.

Gelen müfettiş “Sınıf çok kötü kokuyor” diye yüksek sesle şikâyet edince, babam “Lütfen

sınıfımı terk edin, öğrencilerime hakaret ettiniz, onları aşağıladınız” diyerek sınıftan

çıkmasını istemiş. O günleri hatırlıyorum. Annem, “işine son verecekler” diye ne kadar

üzülmüştü. Aksine, Milli Eğitim Bakanlığı babamı haklı bularak kendisine takdirname

vermişti.

Annem Emine Kumbaracı disiplinli bir öğretmendi. Öğrencilerinin eğitimi ve

sağlıkları konusunda çok hassastı. Oldukça hasta olan bir öğrencisinin günlük durumunu çok

sıkı takip ederek ailesini uyarmış, öğrencisinin kötü hastalığın pençesinden kurtulmasını

sağlamıştı.. Bunun gibi daha çok anı var. Annem emekli olduktan sonra, “Yılın Öğretmeni”

seçilen öğrencisi Selma Aktan ödülünü, basının önünde, kendisini yetiştiren anneme “aslında

bu ödül sizindir” diyerek şükranlarını bildirmişti. Ağabeyim Mehmet Kumbaracı ve ben

Atatürk sevgisiyle büyüdük; evlatlarımızı da aynı sevgiyle büyüttük. Eşim Bahattin Gürsöz

40 yıllık meslek hayatında bir Büyükelçi olarak Atatürk ve vatan sevgisiyle görevini yaptı .

Hatice Kumbaracı Gürsöz, Atatürk’ün yanında, Teyzesi Edibe Gülü’yü gösteriyor…

Teyzem Edibe Gülü de uzun yıllar ilkokul öğretmenliği yaptı. Ailemden bana kalan

en kıymetli miras, teyzemin 1937 yılında Atatürk’ün Adana Kız Enstitüsü’nü ziyaretinde

çekilen ekteki fotoğrafıdır. Teyzem, kitap kapaklarında, billboardlarda, takvimlerde ve çok

yerde yayımlanan bu fotoğrafı bize anlatırken “Öğretmenimiz, birazdan Atatürk ve Sabiha

Gökçen sınıfımızı ziyaret edecek. Hiç kimse yerinden kalkmasın, Atamızın yüzüne bakmayın,

çok ciddi olun demişti. Atatürk yanıma geldiğinde kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Nefes

almadan durdum. Gözlerimiz dolu doluydu.” diye anlatmıştı. Bu fotoğraf şimdi Adana

Atatürk Müzesi’nde bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Yekta Güngör

Özden’e açtığım bir kişisel serginin davetiyesini götürdüğümde, bu fotoğrafın bir eşini

duvarda görünce gözyaşlarımı tutamadım. Sayın Özden fotoğrafı paketleyip bana verdi.

Şimdi evimin duvarındaki fotoğrafların en değerlisidir.

. Akademi’den ressam olarak mezun oldum. Mezuniyetimin ilk yıllarında lisede resim

ve sanat tarihi öğretmenliği yaptım. Beni öğretmenliğe annem ve babam hazırladı. Diplomat

olan eşimin görevi dolayısıyla sadece 6 yıl öğretmenlik yapabildim. Şimdi öğretim görevlisi

ve yazar olan öğrencim Orhan Özdemir ve Prof. Çetin Derdiyok yıllar sonra beni

“Facebook”tan bularak irtibata geçtiler. Okul anıları ile benim öğretmenliğimdeki anılarını

paylaştılar. Özellikle Orhan Özdemir’in gazetede bana yazdığı mektup aldığım çok kıymetli

bir hediyedir Asıl mesleğim olan ressamlığım ile uzun yıllar her türlü şartlarda ülkemi

uluslararası düzeyde temsil etmeye çalıştım. Ben öğretmenim ama hayattan hep yeni şeyler

öğrenmek isteyen bir öğrenci oldum. Genç sanatçılara fahri olarak yardımcı oldum. 14 yıldır

onlar için sanat yazıları yazıyorum. Çevremde genç öğretmen arkadaşları gördükçe onlarla

gurur duyuyorum. Örneğin, USART ve UNIART Başkanı Mersinli ressam Hülya Gülmez.

Vatanını seven Atatürkçü kıymetli bir kişi. Milli bayramlarda bütün sanatçıları bir çatı

altında toplayarak karma sergiler düzenliyor. Uluslararası düzeyde düzenlediği bu sergiler çok

ses getiriyor. Kendisini kutlarım.

Büyük önderimiz Atatürk’ün hayata geçirdiği öğretmenler günü kutlu mutlu olsun.

Aramızda olmayan kıymetli hocalarımız nur içinde yatsın. Atatürk’ün söylediği gibi

“Milletleri kurtaranlar ancak ve yalnız öğretmenlerdir”. Ölümsüz Atam ruhun şad olsun.

Şimdilik Başkent’ten bu kadar. Atatürk’ün çizdiği yoldan ayrılmayalım. Sevgiyle

kalın. Güzel günlerde buluşmak üzere…

Bir Cevap Yazın