Sanat, Edebiyat ve Hayat Üzerine…

Ümit Gezgin

Sanat hayatı kavramanın bir aracı olarak beliriyor karşımızda. Sanat giderek kimlik ve kişiliğimizi de belirliyor, etkiliyor ve yol gösteriyor bize.. Sanatla uğraşan insanlar zaman içinde inceliyor, daha septik ve derin düşünceli hale geliyorlar.. ayrıca dünyayı, sanatın diğer alanlarını daha derinden kavrıyorlar.. hayatı daha derinden ve özgün bir bakışla yorumlayabiliyorlar.

Sanatın yaygınlaşması toplumun da olgunlaşması anlamlarına gelir. Ben de sanatımı geliştirmek, bulutlara ulaşmak için, sanatımı özgünlük içinde bulutlara doğru taşımak istiyorum. Belki biraz empresyonistler gibi çalışıyorum ama.. giderek de soyutlaştırıyorum görüşlerimi, estetiğimi…

Kurbağlıdere’nin orada duruyorum ve yürürken bir şeyler çizmek geçiyor içimden. Küçük resim defterime karalıyorum.. Karaladıkça içimin açıldığını, bulutların karmaşık ve fakat ruh açan beyazlığına, mavilikle harmanlanmış tatlılığına doğru yola çıktığını hissediyorum.

Kurbağalıdere’ye doğru ilerledikçe, derenin de bana doğru yaklaştıklarını seziyorum.. Dere anlamını ve boyutunu değiştiriyor. Dere kenarında ağaçlar, gölgelerini koyu yeşil gri hattında derenin suyu üzerinde yüzüyor.. Martılar çığlık çığlığa… Bulutlar maviliklerin önüne çıkmış..

Kayıklar, tekneler, mavnalar, yatlar, yelkenliler.. derenin kenarlarında sallanıp duruyorlar. Köprüye doğru ilerlerken, tarihi köşklerin yeni restorasyonlarıyla karşılaşıyorum. Bazılarının yenileştirmelerine hala devam ediliyor…

Köprünün üzerine çıkıyorum. Bakıyorum ilerlere, Fenerbahçe burnuna doğru bakıyorum. Flamalar dalgalanıyor.. bulutlar dalgalanıyor ve martılar bir alçalıyor bir yükseliyor.. Sonra derenin suyuna balık avlamak için dalanları görüyor, karabataklarla yarıştıklarını düşünüyorum. Renkler değişiyor, sararıyor, grileşiyor.. maviliğe doğru ilerleyen renkler, biçimler var.

Atölyeler, zaman, insan yüzleri ve gelecek kavramı.. Geçmişten güncelliğe uzanan süreç içinde her şey değişiyor ve farklılaşıyor.. Zaman da farklılaşıyor ve değişiyor…

Bir Cevap Yazın