“BEN SENİN KADAR İSTANBULUM SENİN KADAR HALİÇ !”

Haliç Günlüğümden

         20 Kasım 2022 Pazar

Nusret Karaca

Ilık bir pazar sabahı! Hava kapalı!

Gökyüzü griye boyanmış! Deniz gümüş 

rengi!. Yağmur yağdı yağacak sanki!

Önce düşüncelerim, sonra ayaklarım

sürüklüyor beni Haliç’e doğru…

Golden Horn…Altın Boynuz…

Bu kez şehir hatlarının Kadıköy-Haliç

güzergâhından HALİÇ yolculuğum.

Kasımpaşa-Fener-Sütlüce-Eyüp…

Sonra Cibali’den Alibeyköy’e uzanan tramvay hattı ile yola devam.Silâhtarağa

Emniyettepe…Arkadaşlarım.

“Ben Haliç” Kitabımda anlattığım gibi değişen ve dönüşen Haliç!

Çay, sohbet derken kısa bir Haliç kıyı görüntüsü, Yusuf Oylum’un geleneksel

fotoğraf karesi ile top oynadığım arsalar,

okuduğum okullar arasından yine deniz yolu ile  Kadıköy’e getirdiğim anılara “Ben Haliç” kitabımdan bir bölüm ve iki de  şiirimi ekleyince her şey yerine oturuverdi.

Akşam ise ailemle kucaklaşıp Göztepe

Özgürlük Parkı’nda sıcak bir ortamda 

çay yudumlamanın tadı ve mutluluğu doldurdu günlüğümü!

…..

VE ONLAR…

Ve…onlar Haliç’ in Çocukları….abilerim…arkadaşlarım. 

Metin dede, Dayko, Arap Necmi, Dayı Nadim, Cango Cemal, Kokoreççi Aziz, Oylum Yusuf, Tahta Mehmet, Zico İskender, Toto Bakkal, Uçan Turgay, Biryantin Nejat, Torlak Kemal/Dursun, Çangal Tamer, Uzun Osman, Mavigöz Ümit, Kasap Abdül, Manav Emin, Zeki Müren Zeki, Elma Yanak Adnan, Sarhoş Fahri (sarhoş? Semtin en saygılı, sevgi dolu insanlarından)

Kahveci İzzet… Aşık, Karga Nurettin… Vedat, Ali, Şeref, Muharrem, Mustafa, Paytak Adnan, Ahmet Orhan, Harbi Köfteci Süleyman, Şenol Kranda… Ve diğerleri… Ve Hasköy Orta Okulu, Eyüp Lisesi’ndeki arkadaşlarım, benim canım öğretmenlerim, Alibeyköy Lisesi’nden öğrencilerim, eğitimci arkadaşlarım… 

Nerede olursanız olun gittiğim her yere taşıyorum sizleri/hep yüreğimde ve kaleminin ucundasınız… Sevgiyi, dostluğu, paylaşmayı, emeğin değerini Haliç’ten öğrendik… Ve halâ sürüyor dostluğumuz, iletişimimiz…

Bundan öte zenginlik var mı? 

…..

“Birkaç şiir anlatır mı Haliç i? 

Ya da birkaç öykü… 

Elbette anlatmaz, anlatamaz, yaşanır.” 

…… 

Ben/Haliç’in Çocuğuyum/orada/erken çalardı fabrika boruları/işçiler otururdu/sırt sırta vermiş evlerde/insanlar/yorgun kalkarlardı yataklarından/biz çocuklar/kana kana içerdik suları/Eyüp çeşmelerinden…

(Nusret Karaca/BEN HALİÇ)…adlı kitabından

BEN SENİN KADAR İSTANBULUM!

SENİN KADAR HALİÇ!

Bir sırça köşktü Haliç

Tahta parçalarından

El ayak yapardı çocuklar

Bez bebeklerine

Fabrika dumanına 

Kokusu karışmış derelerin

Emek,alın teri kutsal

Büyükler eli öpülesi

Ve sokaklarında

Genizler gibi

Yürekler yanık

Tavan yapmış

Dostluk/Dayanışma

Paylaşmak

Gökyüzünde ,yıldızlara kucak

Erik,kiraz ağaçları dolu bahçeli evler

Sıcak soba başı sohbetler

Bir yazlık sinema

Ve bakışlarda yaşanan Aşk

Yürekte bir kor

Sessiz bir haykırışıdır

Delikanlılığın

Ben senin kadar İstanbulum

Ben senin kadar Haliç

(Nusret KARACA)

…..

Ve 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Projesi”Ben Haliç”kitabı’ndan

Nusret Karaca ve “Ben Haliç’in Çocuğuyum” adlı şiir.”

       ….

BEN HALİÇ’İN ÇOCUĞUYUM 

“Ben mi”? 

“Efendim..! Küçükken…” 

………….

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Eyüp’te büyüdüm. 

Sütlüce’den Balat’a 

Sandallarla 

Ben geçtim 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Orada 

Erken çalardı fabrika boruları 

İşçiler otururdu 

Sırt sırta vermiş evlerde 

İnsanlar yorgun kalkardı yataklarından 

Biz çocuklar 

Kana kana içerdik suları 

Eyüp çeşmelerinden 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Sokaklarında 

Top oynardı bebeler 

Ellerinde yağlı ekmeklerle 

Güler yüzlüydü insanları 

Ve… 

Kahvelerde toplanırlardı 

Büyükler akşamları 

Ben Haliç’in çocuğuyum 

Kokular yayılırdı 

Martıların uğramadığı 

Alibey Deresi’nden 

Oranın çamurunda 

Son balıkları 

Ben tutmaya çalıştım 

Çocuk aklımla 

Oltalar yapardım tellerden 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Yorgun çökerdi güneş akşamları 

Evlerin damlarına 

Geç yatılır 

Erken kalkılırdı 

O küçücük evlerde 

Bilseniz 

Ne hayaller yaşanırdı 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Aklımda hep Haliç 

Eyüp Sultan’da kuşlar 

Avlusunda dua eden annem 

Dışarıda simitçiler 

Bir babam kaldı 

Bir de annem mezarda 

Aklım hâlâ Haliç’te 

Gördüm 

Eski Galata Köprüsü’nü de, 

Hasköy’e çekmişler 

Peki… 

İstanbul Nerede? 

Ben 

İstanbul çocuğuyum 

Şimdi 

Kadıköy’de oturan 

Eyüplü 

Yani 

Yani aslında 

Ben Haliç’in çocuğuyum. 

…..

“Amca…! 

Martılar uğramaz mı buralara…” 

…..

Ben Haliç’in çocuğuyum 

Küçükken de buralarda 

Yağmurlar yağardı 

Yatak döşek 

İnsanlar 

Dışarılarda yatardı 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Oy istemeye gelirlerdi buralara 

Dayılarla, amcalar 

Sonra bir daha uğramazlardı 

Onları gördüğümüz 

Yalnızca bayramlardı 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Esnaflar 

Kendileri yaparlardı yolları 

Sonra birileri gelir 

Birileri adına 

Toplarlardı paraları 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Bir zamanlar 

Kendi hallerinde 

Yaşarlarken insanlar 

Gelmezlerdi 

Arsa almaya 

Büyük büyük adamlar 

Şimdi 

Kalmadı el atılacak yer 

Ve… 

Para etmeye başladı ya buraları 

Üşüştü yine 

Dayılar… amcalar 

Ve… 

Tüm akrabaları 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Değişene kadar 

Yazgısı buraların 

Yazacağım durmadan 

Ben 

İstanbul çocuğuyum 

Kadıköy’de oturan 

Eyüplü 

Yani 

Yani aslında 

Ben Haliç’in çocuğuyum 

….

“Mavi mi? … O da ne?” 

….

Ben Haliç’in çocuğuyum 

Düşlerimde 

Mavi dalgalar vururdu yanaklarıma 

Kıyıda beni 

Küçük bir sandal karşılardı 

Saçlarımı da 

Hafif bir rüzgâr okşardı 

Bahçemizde 

Hanımelleri açar 

Papatyalar 

Gelincikler coşardı 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Fener’de 

Bir sandaldı oyun odamız 

İlk sigarayı orada içtim gizlice 

İlk birayı 

Balat’ta bir meyhanede 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Defterdar surlarında 

Çadırları arasında Çingenelerin 

Futbol oynardım ben 

Temelleri atılırken 

Haliç Köprüsü’nün 

Sırtım 

Kan ter içerisindeyken 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

39 numara geçerdi 

Aksaray’dan Alibeyköy’e 

49… 

Kambur otobüs 

Taksim’e 

47… 

Şişhane’ye 

Ayakkapı’nın dar sokaklarından geçerdi 

Magirus otobüsler 

Pahalı da olsa 

Tıka basa doluydu 

Kasımpaşa’ya giden 

Küçük minibüsler 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Alibey Deresi’ne 

Lağımlar karışırken 

Şenbağ’dan 

Karadolap’a inerdik 

Gül sinemasına giderken 

Çırçır’da 

Sıyırırdık paçalarımızı 

Geçerken dönüşte 

Tahta Köprü’den 

Paylaşırdık çocuklarla 

Kalan paralarımızı 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Eyüp’te Pierre-Loti 

Köşe başında 

Sultan muhallebi 

Ve 

Şark Kahvesi’nde 

Ak sakallı 

Metin dede 

Ah…! 

Ne anılarım vardır 

Oraların 

Kıyısında köşesinde 

…..

“Hoşgeldiniz…! Geldiniz de!” 

….

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Greve girince işçiler 

Arkadaşlarım 

Fabrikalarda yatardı 

İşsiz kalınca 

Mustafa 

Süleyman 

Hüseyin 

Dışarıda çorap satarlardı. 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Güzeltepe’nin 

İşçi çocukları 

Sokaklarda 

Misket 

Çelik çomak oynarlardı 

Arkadaşlarım vardı oralarda 

Üçkâğıtçılara direnir 

Onlarla güreş tutarlardı. 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Emniyettepe’de kondular 

Boş arsaları 

Zamanla doldurdular 

İki oda yapanlar 

Birer yuva kurdular. 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Silahtarağa’da 

Salıpazarı vardı 

Sıcakta 

Haliç pislik kokardı 

Üf…! deyip 

Burunlarını tıkarlardı 

Uzaklardan gelenler 

Düzenlendi 

Toparlandı ya buraları 

Onlar oldu 

İlk gelenler 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Saatleri 

Fabrika düdüklerinden ayarlardık 

Yıllarca 

Hep yalanlarla oyalandık 

Çamur doluydu 

Taş ocağında kaldırımlar 

Kim söz verirse 

Seçim önceleri 

Onlara kanarlardı 

Umut dolu insanlar 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Mavi Haliç’ti 

Çay bahçemizin adı 

Denizin mavisinden 

Martılardan uzak 

Kim bilir 

Bir mavi düştü bizimkisi belki 

Ama yine de 

Bir başkaydı 

Haliç’te çocukluğun keyfi 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Kâğıthane Sadabad 

Tarihte buraları 

Lale devrindeydi 

Benim de çocukluğum 

Hep oralarda geçti 

Çamlık’tı oynadığımız yer 

Şimdi buralarda 

Gökdelenler diktiler 

Pis kokarken çevremiz 

Beyefendiler… 

Hanımefendiler… 

Acaba o zamanlar 

Nerelerdeydiler?.. 

….

“Yüreğime vuruyor dalgalar” 

… 

Ben Haliç’in çocuğuyum 

Merhaba kahveci Mehmet 

Merhaba büfeci Oylum 

Kokoreççi Aziz… Boyacı Ahmet 

Merhaba işçi kızlarım 

Merhaba 

Haliç’in güzel insanları 

Yıkılmış gecekondulardan 

Eşyaları yerlere atılmış 

Fabrika işçileri 

Nerelerdesiniz? 

Nerelerde? 

Bakın 

Martılarla gönderiyorum yüreğimi sizlere 

Gözyaşlarımı ise 

Haliç’e 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum 

Neredesin İzmirli Muhtar Amca 

Ayakkabıcı Dayko 

Berber Kâni 

Nerelerdesiniz… 

Çocukluk arkadaşlarım 

Nerede top oynadığımız çayırlar 

Bacası duman tüten fabrikalar 

Nereye karıştı… 

Haliç sularındaki mavi düşlerim 

Canlı fotoğraflarım 

Çocukluk anılarım 

Nerede iskeleye yanaşan son vapurlar 

Oturmaya gelen 

Anneannem 

Ak sakallı dedem 

Neredesiniz anneciğim, babacığım 

Nerede Haliç’teki ayak izlerim 

Ben 

İstanbul çocuğuyum 

Şimdi 

Kadıköy’de oturan 

Eyüplü 

Yani 

Yani aslında 

Ben 

Haliç’in çocuğuyum

(Nusret KARACA)

Bir Cevap Yazın