Beşiktaş’ta, Barbaros Hayrettin Paşa’nın Türbesi’nde…

Ümit Gezgin

Zaman zaman Beşiktaş’a geçerim vapurla.. Hem yol boyunca resimler çizer, fotoğraflar çekerim.. olmadı kitap okur cam bardakla çayımı yudumlarım.. Cumartesi günü de yoğun genç bir kalabalıkla vapura adımımı attığımda, vapur ücretlerinin aşırı pahalandığını, otobüs ücretlerinden daha pahalı olduğunu anladım ve öğrenciler adına doğrusu üzüldüm..

Hava soğuk..Hafta sonu.. öğrenciler İstanbul’u gezmek, dolaşmak.. çay kahve içmek, sosyalleşmek istiyorlar ama.. Vapurla Kadıköy’den Beşiktaş’a geçmek için 12 lira ödemek zorunda kalıyorlar.. Bunun dönüşü var, bir çay en az 10 lira.. Ee, çayın yanında ne yenecek… Demek ki en az 50 lira, 100 lira bir gider olacak bir gün için.. Yüz lira olsa.. bir ayda 3 bin lira demek… Bir üniversite öğrencisi 3 bin lirayı nereden bulacak…

Üniversite, lise öğrencileri için koşullar iyisinden zorlaştı.. Nasıl kültür sanata yönelecek öğrenciler, spor yapacaklar.. Ne sanat ne spor gibi duruyor onlar için.. Ben karşıya geçtiğimde, Beşiktaş meydanında, Barbaros’un Anıtı ve Türbesi ortasındaki meydanda da, daha genç çocuklar kay kay, bisiklet.. gibi şeylerle spor yapmaya, oynamaya çalışıyorlar…

Ben Beşiktaş’ta fotoğraf, video çekip resim çizerken aynı zamanda genç insanların da hareketli bir şekilde ordan oraya gittiklerini.. aynı zamanda, tarihi iskelenin yanındaki deniz kenarı parkında Boğaz’a karşı oturup sosyalleşmeye.. birbirlerine bakıp temas kurmaya çalışmalarını.. kızların erkeklerin göz süzmelerine tanık oluyorum…

Kitap okuyan yok.. gazete dergi zaten yok… Telefon var artık.. Telefonların da video izlencesi takip ediliyor.. Yoksa telefondan yazı okuma kültürü de yok.. Özellikle gençler ekonomiyle sınandığı bu zaman dilimi içinde, daha da zor durumda kaldılar.. Her taraf genç kaynıyor ama.. Beşiktaş’ın içinde de, gençler dolu ama, dükkanlar boş.. yürüyüp geçiyor gençler.. dolaşıyorlar…

Kalabalığın içinden geçerek, Boğaz’a da bakarak, ağaçların, sonra meydanın oraya geldim ve gençlerin oyunlarına da bakarken, karşımda Barbaros’un Mimar Sinan yapımı türbesi belirdi.. Fevkalede, güzel, estetik bir türbe.. ışıl ışıl parıldıyor… Mermer şiirsel bir rütbeye ulaşmış.. Ağaçlarla birlikte türbe bütünleşmiş ve mezar taşları da türbenin estetiğiyle bütünleşiyor.. Ağaçlar, yüz yıllık birikimleriyle ve güzel, anlamlı mezar taşlarıyla uyumlu.. Mezar taşlarındaki yazıtların Türkçe plakaları da yazılmış olsaydı, gençler atalarıyla daha yakından temas kurabilirlerdi.. Bu sadece mezar taşlarının üzerlerinde yazılanlar için değil.. hemen hemen bütün her yerdeki eski yazılar için de geçerli.. Unutulmamalı ki anlaşılmayan bir şey, sonuç itibariyle tam kavranamaz…

Dolaştım bahçede.. Türbenin sandukalarına baktım, dualar ettim.. Kavuğu, heykelin kavuğu gibiydi.. Anıt heykelle karşı karşıya olan türbe birbirini tamamlıyordu uyumlu bir şekilde.. İşte.. görkemli Barbaros burada yatıyordu.. ama sanki gençler dahil kimsenin haberi yoktu.. Cumartesi günü türbe açık olmasına rağmen gelen giden yoktu.. Tek tük birkaç kişi gördüm sadece.. Şöyle bir bakıp geçiyordu gençler.. Yaşlılar zaten ortalıkta görünmüyordu.. Onlar bu kalabalığa evden çıkıp zaten karışmıyorlardı artık…

Tek tek mezar taşlarına baktım, anlamaya çalıştım.. Fotoğraflar çektim.. Türbenin kapısı, sandukalar, hatlar.. pencereler.. Çok güzel bir türbeydi ve anlamlı bir yerde Beşiktaş’ta sahil kenarında inşa edilmişti…

Osmanlı’nın görkemli deniz paşası Barbaros, yine toplarla ve Sinan Paşa Cami’nin karşısında, ebedi istirahagahı türbesinde sonsuz uykusunda uyurken, aynı zamanda 1944 yılında yapılmış olan anıt heykeli de karşısında haşmetli bir şekilde görünüyordu…

Dolaştım durdum oralarda.. Meydanda bol fotoğraf çektim.. video çektim.. İnsanlara, denize baktım.. Gökyüzünde uçan kuşa, gelip giden vapurlara ve sevimsiz deniz motorlarına.. Üsküdar Beşiktaş arası işleyen tuhaf deniz araçlarına ve büyük, devasa tankerlere.. umursamazca geçiyorlardı Boğaz’dan…

Hava güzeldi..Barbaros Türbesi manevi bir zenginlik, estetik bir güzellik ve anlamlı bir gerçeklik olarak Beşiktaş’ın meydanında duruyordu.. Meydan düzenlemesi bir türlü yapılamıyor, karmakarışık bir vaziyetle, ebedi uykularında uyuyanlar durmadan rahatsız ediliyordu…

Bir Cevap Yazın