Resimler ve Sanatkarlar

Ümit Gezgin

Beklentiler ve umutlarla yaşıyoruz.. Hayatın her anında yeni bir şeyler arıyor ve bulmaya çalışıyoruz. Bağımsız Sanat Vakfı’ndan çıkınca sürüler halinde insanların metroya doğru akın ettiklerini gördük.. Şaşırdım ve yanımdaki ressam arkadaşa da şaşkınlığımı anlatarak.. Bu sürünün sanatla bir alakası olabilir mi..Bunlar ya yemeyi, ya içmeyi..yorulunca da horul horul uyumayı arzularlar..Nasıl sanata, resme yönelecekler bunlar.. Ellerinde bir kitap görüyor musun.. diyerek sitem ettim.. O da haklısın hocam, dedi.. Maalesef bizler Batı veya uzakdoğu ülkelerinin gelişmiş olanları gibi gelişmiş bir toplum yaratamadık.. Geri kaldık.. Yüz yıldır gelişiyoruz.. bir türlü de gelişemedik.. Ne zaman gelişeceğiz.. Allah bilir… Bu gidişle herhalde çıkmaz ayın son perşembesi…

Acı ama böyleydi.. Sanatın türlü alanlarıyla uğraşan insanlar olarak bizler.. Körlerle sağırlar birbirini ağırlar.. bir hayat yaşıyorduk ve sadece birbirimizden haberdardık ve toplumdan da hayli kopmuştuk.. Dahası topluma hiçbir zaman inmemiştik.. Toplum da bizim seviyemize çıkmak için hiçbir gayret göstermemişti tarihten bu yana.. Osmanlının son döneminden itibaren alsak bile.. o dönem Tanzimat yazarları çizerleri de toplumsal ilgisizlikten muzdaripti.. şimdi de öyle değil mi…

Toplumdan kopuk yaşıyoruz.. Ne toplum bize yaklaşabiliyor, ne biz ona.. Çünkü ne edebiyattan anlıyor toplum, ne şiirden.. ne de resim veya herhangi bir sanat dalından.. O her on yılda bir anlayamayacağı kadar gerilere düşüyor zaten.. Hiçbir gelişme katedemiyor ve basamak da çıkamıyor yukarıya doğru…

Bir de baktım Fatih Sarmanlı’yı gördüm karşımda.. Fatihçiğim oturalım da sergi sonrası, sanattan, sergiden, toplumdan konuşalım, dedim.. Tabi dedi o da sağolsun.. değerli ressam arkadaşımızdır Fatih ve yıllardır sarsılmayan bağlarla bağlıyızdır birbirimize.. Çalışkan, mütevazi, entellektüel ve gerçek bir derviş sanatkarlardandır.. Yaptığı resimlerdeki o şiirsel derinlik herkesi etkiler.. Onun kişiliğiyle bütünleşmiş bir resim evreni ve dili vardır.. Türk resmi içinde yabana atılmaz bir yeri ve çizgisi vardır.. Oturduk konuştuk çaylarımızı içerken.. Sonra, dedim. Bağımsız Sanat Vakfı’na birlikte gideriz, zaten Alp de oraya gelecek.. bugün biliyorsun resimler toplanıyor.. O da resmini sergiden almıştı.. Sonra da sağolsun.. bana hediye etti.. Ben de küçük bir çalışmamı hediye ettim ona.. Ressam dostlar arasında bu hediyeleşme çok önemli.. Dostlukları pekiştiriyor hiç değilse…

Ne olacak bu sanatın hali diye girdim söze.. Ne diyecek Fatih de.. Sanata ihtiyacı olmayan bir toplum.. Kendi kendimize oyalanıyoruz işte.. Bu da yeterli.. Buna da şükretmek lazım.. Bu yetenek.. bu sevgiyle paylaşılan ve yapılan sanatsal işler.. Elbet resim, şiir gibi.. edebiyatın diğer alanları gibi.. özgün bireysel yaratıcılık üzerine kurulu.. Müzik gibi değil ki.. Alp daha iyi bilir.. Kitleleri yönlendirme, hatta biçimlendirme imkanına sahip.. O yüzden de emperyalist bir kimliği var müziğin.. İnsanı ve toplumu dönüştürme gücü.. Resmin öyle bir gücü, etkisi, katkısı yok ki topluma.. Belki görsel sanatların tümünün öyle bir etkisi olamaz…

Birlikte Bağımsız Sanat Vakfı’na gittik. Yollar ıslak ve kalabalıktı.. Tek tük ışıklar da yanmaya başlamış ve hava da iyisinden kararmıştı.. İnsanlar öbek öbek işlerinden çıkarak, hurra metroya doğru yollanmış, telaşla evlere ulaşmaya çalışıyorlardı… Vakfa ulaştığımızda Hülya Yazıcı hanım da oradaydı diğer sanatçı arkadaşlar da.. Hülya hanıma bir resmimi hediye ettim.. Sağolsun vakıf adına kabul etti… Birlikte sonra konuşmaya başladık ve Alp de uzaklardan geldi ve video kamerasıyla Sanat Sohbetleri konulu video çekmeye başladık.. Tek tek konu hakkında, sergi ve çalışmalar hakkında, gelecekteki planlamalar hakkında konuştuk.. Güzel bir sergi olduğundan ve yeni projelerimizi gerçekleştirmemizden bahsettik. Tek tek konuşarak ilerde neler yapabileceğimizi anlattık…

Bir Cevap Yazın