İnsanların Arasında…

Ümit Gezgin

18 Ocak 2023, Çarşamba

İnsanların arasında dolaşıyorum. Bazen onlarla karşı karşıya geliyorum. Bazen çaktırmadan gözlendiğimi düşünüyorum bir kafede otururken veya kitap okuyup, resim çizerken.. Genelde küskün görünüyor insanlar bana.. Hüzünlü bakışlara sahipler.. Çıkınca dışarıya aşağıya doğru indiğimde, köşedeki bankanın camından içeriye baktığımda masa başında oturan kadınlar görüyorum başları önlerinde durmadan çalışıyorlar…

Uzaklara bakarak resim çiziyorum. Dalgalar büyük kayaların üzerine üzerine vuruyor kendisini.. Kurbağalıdere’den yukarıya yürüdüğüm, Moda’ya doğru sahilden kıvrıldığımda da insanların arasındayım.. Doğa açılıyor insanlara doğru ve insanlar.. genci, yaşlısı.. denize doğru bakıyorlar.. Ufukta Yassıada ve Hayırsızada beliriyor.. Ordan ilerleyerek ve binalarla, denizdeki yelkenlilere bakarak ve dalgaların üzerine çıkan karabataklara da bakarak kargalar ve martılarla birlikte.. ilerliyorum… Gençler, daha çok gençler.. Kızlı erkekli çimenlerin kuytu köşelerine çekilmişler.. Moda burnundaki restore edilen tarihi iskeleye bakıyor, ilerliyor ve bir masaya oturuyorum çayımı alarak…

Uzaktan insanlara bakıyorum. Onlar da iskelelere, vapurların gidecekleri yerlere bakıyorlar. Bakarken de çevredeki insanların kendilerine ilgi gösterip göstermediklerine bakıyorlar… Ellerinde poşetler ve yine ellerinde kağıt bardaklarla vapurun yanaşmasına bakıyorlar.. Bir sürü de genç iskeleye yakın bir yerde motorlarıyla hava atmak için birbirlerine yaklaşmışlar.. Boğaz’dan geçen tankerlere, gemilere bakıyorlar.. En çok ilgilerini çekenler de yatlar ve yelkenliler oluyor.. Kızlar erkeklere, erkekler kızlara bakıyor çaktırmadan.. Kuşlar uçuyor ve güvercinler meydandaki simit parçalarına pike yapıyor..kargalar da geliyor…

Şen şakrak yukarılara doğru ilerliyorlar. Neşeli kahkahalar atıyorlar. Çevreden duyulmasını özellikle istiyorlar.. Saçlar bakımlı ve elbiseler marka.. Geniş caddelerde havalı havalı yürüyorlar.. Herkes çevresine dört gözle bakarak yürüyor.. Kafeler, dükkanlar ve mağazalar insan dolu.. İlla bir şeyler alıyorlar.. Çevrede tek tük de olsa bodur ağaçlar var..

“Bay Palomar, uzakta bir dalganın yükseldiğini, büyüdüğünü, yaklaştığını, biçim ve renk değiştirdiğini, kendi üzerine dolandığını, kırıldığını, yok olduğunu, geriye döndüğünü görüyor. Bu noktada, tasarladığı çalışmayı sonuçlandırdığı kanısına vararak, oradan ayrılıp gidebilirdi. Ama, bir dalgayı, kendisinin hemen peşinden gelen ve onu itiyormuş gibi görünen ve kimi kez de yetişerek onu alıp götüren dalgadan ayırmak öyle zor ki: Tıpkı, kendisinden önce gelen ve onu peşinden kıyıya sürüklüyormuş gibi görünen, kimi kez de sanki önünü kesmek için ona doğru dönen dalgadan ayırmanın zor olması gibi.” Calvino

Tarihi bir binanın önünden geçerken telefonlarına bakıyor gençler.. Tramvaylar geçiyor. Tarihi binanın yüzünde çıkıntılı heykeller var. Kapısı görkemli ve işlemeli.. Durup bakıyorum. Belli bir havada yaşıyor bu insanlar.. Dertleri küçük olmakla birlikte bu dertler ve heyecanlarla var oluyorlar…

Meydanlara açılırken biraz ürküyorum. Kalabalık meydanlarda toplanıyor ve oradan dağılıyor.. Her yöne meydanlardan gidiyor insanlar.. İlkönce meydanlara geliyorlar.. Sonra da burdan, şehrin her köşesine koştur adım gidiyorlar..

İnsanlar, insanlar arasında yaşıyorlar.. İnsanlar arasında yaşamaktan hoşlanıyorlar…

Bir Cevap Yazın