Ümit Gezgin
Doğa gerçekliğini arıyorum.. bakıyorum değişim sürekli.. her gün aynı şeylere baksak da aynı şeyler olmadığını anlarız.. dağlar, tepeler, gökyüzündeki bulutlar ve güneş sürekli değişmektedir.. kuşlar da öyle.. onlar da yaşlanıyor ve ölüyorlar.. resim değişimi yakalamalıdır.. ben bu değişimi yakalamaya çalışıyorum…


Yaptığım resimlerde, hatta çektiğim fotoğraflarda hep değişim, hareket ve derinlik duygusu var.. dışarı çıktığımda bunu daha iyi anlıyorum.. doğanın gerçekliğini yakalamak ve dönüştürmek.. sanatın da temel gerçekliği bu…


Ağaçlara, yeşilliklere bakıyorum..ilerde deniz görünüyor ve hareketli bulutlar çektiğim fotoğrafların da hareketli olmasını temin ediyor.. sonra resimlere yansıyor bu devinim..işte, doğadaki gerçekliği böyle algılıyorum ve dönüştürüyorum.. işte çiçekler de ışıkla birlikte değişiyor.. görüntüleri, gerçeklikleri değişiyor.. tabiatta sürekli bir değişim var…

Güneş vardı tepede ve o da hareketli bir yolculuk içindeydi.. onun da hareketsiz olduğu söylenemezdi.. hem de devinimsiz, durarak, bekleyerek var oluyordu ki.. zaten var olmak da bir devinim ve hareket demekti.. ilerliyordum ve bakıyordum gökyüzü maviliği içindeki hareketli bulutlara.. kuşlara.. ağaçlar sallanıyordu rüzgarla birlikte…

Doğa gerçekliğini arıyordum aramasına ama.. bunu resimsel olarak görüyordum.. zaten ressam görselliği düşünselliğe taşıyan kişidir.. her bir resim aslında bir düşünce gerçekliği olarak varlık kazanır.. ben de onu yapıyor, doğaya yeni bakış açıları getiriyordum…

Derinlik duygusu hareketi de devreye sokuyordu.. raylar üzerinde sonsuza ilerleyen tramvaylar, araçlar, yürüyen insanlar.. uçan kuşlar ve sonsuz mavilikte yüzen bulutlar.. hepsi bir devinimin estetik parçaları olarak yaşıyorlardı…






İlk yorum yapan siz olun