İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Körfez ve Martılar Zamanı Tartıyorlardı…

Ümit Gezgin

Körfezdeydim ve martıları da eski kanalizasyon borularının bir zamanlar körfeze döküldüğü yerde, deniz suyuna gömüldüğü kayaların üzerinde gördüm.. gözleriyle sağa sola bakıyorlardı.. kah uzakları, adalar civarını gözlüyorlardı kah parkın içinde dolaşan insanlara…

Orda durmuştum.. banklara oturan insanlar vardı.. orta yaşta olan kadınlı erkekli insanlar, bazıları tek başına oturup telefonlarına bakıyor, zaman zaman da martılara bakıyorlardı.. bulutlar da güneşin altına toplanmışlardı.. rüzgar yaprakları hafiften oynatıyordu.. Eylül ayı, rüzgarları şiddetlenerek yaşıyordu… Aklıma yaptığım resimler geldi.. birini Beşiktaş’ta Barbaros Türbesi’ne bakarak yapmış, türbeyi, Barbaros’u, mezarlıkta yatanları anlamaya çalışarak ve onların ruhuna dualar ederek çizmiştim resmi…

Kayalara basarak aşağıya, denizin kıyısına inmeyi düşündüm.. oradan bakarak, farklı bir açıdan uzaklardaki marinadaki yelkenlilerin direklerini gösteren resimler çizmek istiyordum.. ama gözüm yemedi.. inmek kolay da nasıl çıkacaktım yukarıya.. sonra çantam, torbam, yaşım falan derken, durdum durduğum yerde ve fotoğraf çekmekle yetindim.. martılar da bana bakıyorlardı meraklı gözleriyle.. marketten aldığım mamaları dağıtıyordum onlara ve onlar da her gün sanki beni bekliyorlardı…

Bu büyük kayalar nerden geldi böyle, dedim içimden.. bir genç kadın telefonla yanımdan geçiyor, fotoğraf çekmeme, ara sıra da resim yapmama bakıyordu ve birkaç adım ilerledikten sonra benim fotoğrafımı çekip, yoluna devam etti.. ben de bulutların şiirselliğine bakıyordum.. körfezdeki yüzlerce martının aile toplantısı yaptıklarını görüyordum ve yine bulutların beyazlığı körfez denizine yansımıştı… Boğaz üzerindeki Savarona yatını çizdiğim ve sahilde de, küçük parkta yürüyen, oturan, Boğaz’a bakan insanlar gözümün önüne geliyor…

Hasan Vecih Bereketoğlu Kurbağalıdere - İstanbul Sanat Evi

Sarı, koyu gri, gri, kahverengi hatta, yeşilimsi kayalar, büyük kütleler halinde üst üste, yan yana konulmuş, deniz doldurulmuş, kıyıyla sınır teşkil edilmiş.. nereden getirilmiş bunlar, diyorum içimden.. körfez herhalde bir elli yıl önce böyle değildi.. eski fotoğraflara bakıyorum da bunlar yok.. sonradan sahil iyisinden doldurulmuş ve bu kayalarla da pekiştirilmiş.. evler içerde kalmış.. ayrıca evlerin önünden de gidişli gelişli yollar da geçmiş… Kurbağılıdere’de çizdiğim resim aklıma geldi.. buralara bağlı yaşıyorum zaten.. Hasan Vecih Bereketoğlu da buralarda bir zamanlar resimler yapmış.. buraların bir elli, yetmiş yıl önceki hallerini çizmişti…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin