Ümit Gezgin
Görmenin farklı biçimlerini yaşamın içinde deneyimliyordum.. her gün, hatta her an değişiyordu görme olgusu.. ağaçları, kuşları, gökyüzünün maviliğini her gün her an deneyimliyordum…



Bazılarının resimlerini çiziyordum giderken, dururken.. resim sürekli algıladığım ve düşündüğüm bir şeydi.. nasıl ağaçları, mekanları, uçan kuşları ve yürüyen insanları, onların kişilikleri ve ruhlarıyla birlikte anlatırım, diye düşünüyordum.. nasıl çizilir bunlar.. doğayı, gerçekliği nasıl dönüştüreceğimi, düşünürdüm…



Kadıköy sahildeydim.. Haldun Taner binasının yeniden yapımı devam ediyor, vinçler iniyor çıkıyor, kamyonlar malzeme taşıyor, insanlar çevresinden geçerken bakıyorlardı.. ayrıca sahilde meydan düzenlemesini yapılıyordu… İnsanlar gidip geliyorlardı.. uzak evlerinden buralara, Kadıköy sahiline gelmişlerdi ve tarihi iskele taraflarında, sahil bandında dolaşıp duruyorlardı… Bakıyordum bulutlar da alçalmış da alçalmıştı ve tarihi iskeleye insanlar doluşmaya başlamıştı.. insanlar iskeleye toplanıyorlardı…



Kadın Haydarpaşa Gar’ının önünden geçiyordu.. bulutlar ufka doğru alçalıyor ve küçülüyordu.. çirkin deniz motorlarından bazıları iskeleye demirlemiş, duruyorlardı.. genç kadın telefonuna bakarak ilerliyordu sahilde… Buraların resimlerini çizmek istiyordum.. görüntü böylece değişecek, görüntünün ötesindeki gerçeklik de sanatsal boyuta taşınacaktı… Empresyonist resimleri düşünüyordum.. büyük bir heyecanla ressamlar dışarılarda resim yapıyorlardı.. büyük bir tutkuları vardı…



Kadıköy çarşı içine daldım.. bazıları hızlı adımlarla yürüyor, bazıları dükkanlara, kafelere dalıyorlardı.. gökyüzü maviliğinin içinde bulut yoktu.. işine gücüne yetişmek için bazı insanlar adımlarını hızlandırmıştı… Ordaki kafeye simit yemek ve çay içmek için gitmiştim.. yerli yabancı turistler de vardı.. başka şehirlerden ve başka ülkelerden gelenler…



Her yerden her yerden insan geliyor, akıyordu adeta Kadıköy’e, özellikle sahile, çarşı içine, otobüs durağına, ucuz kafelere ve banklara doğru.. yaşlılar banklara ve sahile yakın küçük parklara gidiyorlar, oralarda oturarak çevreyi seyrediyorlardı.. çoğu yaşlıydı bunların ve yapacakları bir şey de yoktu… Eski apartmanlar vardı çevrede ve dökülüyordu bunların çoğu.. yine eski apartmanlarda hanlar.. elektronikçiler, telefoncular ve bilgisayarcılar vardı bu apartman hanlarda…






İlk yorum yapan siz olun