Ümit Gezgin
Çapa, Şehremini semtlerinde yıllarım geçti.. çocukluğum, gençliğim, üniversite yıllarım hep buralarda geçti… İlkokulu, Şehremini’ndeki İbrahim Alaattin Gövsa İlkokulu’nda okudum.. öğretmenim Leman Alp’ti ve çok iyi bir öğretmendi.. bendeki resim yeteneğini ortaya çıkaran bir insandır Leman öğretmen…



Çapa semtindeki tren istasyonunda indim.. yoğun kalabalık vardı.. güneş, ağaçlar.. daha çok beton beton binalar.. her taraf bitişik nizam apartman dolu… Millet Caddesi’nin hemen arkasındaki Köprülü Mehmet Paşa Sokağı’ndaki arsa içindeki tek katlı evde oturduk yıllar yılı…




Laz eniştem ve halamlardan kalma evdi orası.. çocukluğumun, gençliğimin çoğu orada geçti.. arsasında top oynadık.. arkadaki Kayseri Öğrenci Yurdu’nun bahçesinde kuş besledik, top oynadık, basket oynadık… Yıllar ne çabuk geçti gitti… Fatih Ticaret Lisesi’ne buradan gittim.. dört yılım geçti Ticaret Lisesi’nde… Vatan Lisesi’nin yanındaydı.. Vatan Caddesi’nin de yanındaydı zaten bu iki lise de.. orada da az mı basket oynadık.. güzel basket sahası vardı bahçesinde… İstasyon kalabalık.. yollar, kaldırımlar kalabalık… Çapa’dan Şehreminine doğru ara sokaklardan yürüyeyim.. hem çocukluk ve gençlik yıllarımın mekanlarını da anımsarım, diye düşünüyordum içimden… Gökyüzü az bulutluydu ve mavilik her yere egemen olmuştu… Çapa Hastanesi de karşıdaydı.. ayrıca yılların Çapa Kan Merkezi de vardı yolun üstünde…






Kaldırımlar genişti..insanlar gidiyor geliyordu alışkın oldukları yere.. insanların yüzlerinde bir durgunluk.. bakışlar boş, gözler canlılığını yitirmiş gibiydi… Yeme içme mekanları dolu cadde boyunca.. bozuk kaldırımlar burda da var.. tek tük büyük ağaçlar.. ilerde Saraç Doğan Cami.. yeni camilerden biri.. belediyenin Kent Lokantası’nı da gördüm kaldırım üstünde.. gideyim, bir yemek yiyeyim, dedim ama.. içeri girmek, girsen çıkmak mümkün değil.. o kadar kalabalık ki içi.. herkes kuyruğa girmiş yemek yemek için… Köşedeki üniversiteye hazırlık kurs binası güçlendirmeye girmiş.. sökmüşler binanın her şeyini.. demek ki yeni başlamışlar, diyorum.. ışıklara doğru tekrar dönüyor, Başvekil Caddesi’ne sapmak için ilerliyorum… İnsanlar kalabalıklaşıyor, kafeler, börekçilere dalıyorlar.. olmadı kaldırım kalabalığının bir parçası haline dönüyorlar birden… Kimseyi tanımıyorum artık buralarda.. yabancılaşmışım.. bütün çocukluk arkadaşlarım yok oldu, gittiler.. kimseler kalmadı geride.. kalmış olsa bile artık onları bunca yıl sonra tanımak da mümkün değil… Orta tabakanın yaşadığı yerler buraları.. ev kiraları on bin, on beş bin lira arası.. bir-iki milyon liraya satılık evler de var.. bitişik nizam ve çoğu eski apartmanlar, ciddi bir depremde nasıl ayakta kalacak ayrı bir durum…




Başvekil Caddesi’ne girdim.. dar, uzun kaldırımlarda yürümeye başladım.. Köprülü Mehmet Paşa Sokağı’na kadar gidip, sokağa sapacak ve oradan da İbrahim Alaattin Gövsa okuluna kadar gidecek, biraderin dükkanına uğrayacak, ondan sonra da, yine Şehremini Parkı’nın oraya çıkarak, orada, köşedeki börekçiden bir börek yedikten sonra.. arka sokaklardan, özellikle Odabaşı Cami’ne çıkan arka sokakta, altı yaşına kadar oturduğumuz, bir Yatır’ın da bulunduğu, mübarek zatın mezar evinin yanından ilerleyerek, Cerrahpaşa’ya doğru rotamı kıracaktım… Köşede Çapa Kırtasiye.. bankalar, çekirdekçi.. çocukluk arkadaşımız Doğan’ların apartmanı.. çiçekçi vardı giriş dükkanda.. şimdi Vodafon Bayi olmuş.. her apartmanın önünde de bir ağaç var.. güneş ağaç yapraklarını öylesine canlı hale getirmiş ki.. gölgeleri bile koyu yeşil renkte kah apartman yüzlerine kah kaldırımlara vuruyor…









Kırk yılın Kamber Bakkal’ı da gitmiş.. kafe olmuş köşedeki dükkan.. sonra medikal dolmuş her tarafa.. eczane açamayanlar medikal açmışlar.. sağlıkla ilgili her şey para ettiği için.. burası da Çapa Hastanesi’nin hemen karşısı olduğu için.. buralar hep medikal dolmuş… Kafelerde de boş boş oturan, çay, sigara içen genç kalabalık var… Çevreden geçenlere de boş gözlerle bakıyorlar.. sonra kaldırıp, telefonlarının yüzeylerine konduruyorlar gözlerini… Başka bir hayatları, yaşamaları yok bu insanların… Buralar boş alanlara, beton alanlara, insansız alanlara dönmüş… Çocukluğum, gençliğimle ilgili anılar yok olup gidiyor boşlukta… Anlamsız, boş yerler gibi geliyor artık buralar bana…





İlk yorum yapan siz olun