İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Prof. Dr. Berna Moran’ın “Edebiyat Kuramları ve Eleştiri” Kitabı Üzerine…

Ümit Gezgin

Prof. Dr. Berna Moran‘ın “Edebiyat Kuramları ve Eleştiri” kitabı, başucu kitaplarından biri olarak hayatımda yerini almış bulunuyor.. zaman zaman döner döner okurum.. yine yanımda taşıdığım kitaplardan biridir bu kitap.. birçok kitap taşırım yanımda sanata dair.. romanların dışında eleştiri ve deneme kitapları arasında Edebiyat Kuramları ve Eleştiri kitabı yine önemli kitaplardan biridir benim için…

Her kitap öğretici ve kalıcı değildir insan hayatında.. bazı kitaplar da özellikle döne döne okumak istediğiniz kitaplardandır.. onları ara verseniz de yine döner okumaya başlarsınız.. zaten ben okuduğum kitaptan sıkıldığımda başka kitaba geçerim ve sonra yine döner o kitabı kaldığım yerden okumaya devam ederim.. öyle yüzlerce kitap vardır, başlayıp bitirmeden bıraktığım.. sayfa aralarında hep ayraçlar vardır benim okuduğum kitapların.. bazen aylar geçmiş ve bir türlü bitmemiş, hatta unutmuşumdur o kitabı.. çünkü araya başka kitaplar girmiştir.. bazı kitapları elimde olduğu halde tekrar satın alıp okumaya başlamışımdır.. Salah Birsel‘in bazı kitapları böyledir.. okuna okuna yıpranmış o kitaplar, mesela Halley Kimi Kurtarır deneme kitabı.. sonra tekrar o kitabın yeni baskısını veya sahaflarda daha sağlamını alıp, en başından başlamışımdır…

Okurken mutlaka beğendiğim satırların altını çizerim.. yanlarına notlar düşme gibi bir alışkanlığım yoktur ama.. önemsediğim yerlerin altını çizerim ve sonrasında yazdığım yazılarında onları kullanırım.. kitapların beni beslediğini, ufkumu açtığını, bana yeni yaratıcı heyecanlar verdiğini bilirim ve bu yüzden de kitapsız bir yaşama biçimini düşünemem.. kitap okuyan insanların da her şeyi daha kolay çözebileceğini, daha sağlıklı düşünebileceğini, hiç değilse kararlarında daha sağlıklı yargılara varabileceklerini düşünürüm…

Bazı yazarların kitapları önemlidir.. Berna Moran‘ın Edebiyat Kuramları ve Eleştiri kitabının yanında, Türk romanı üzerine yazdığı deneme-araştırma kitapları da benim için ufuk açıcı ve faydalı olmuştur.. resmin yanında edebiyatın önemli uğraş alanlarından olduğunu bilirim…

Sanat nedir?’le başlar kitap.. ve Berna Moran, bu soruya Batı’da farklı cevaplar verildiğini, söyler.. bir “yansıtma”, “benzetme” hiç değilse “taklit” olduğunu, yani böyle algılandığını, söyler sanat olayının Batı kültürü içinde… Ve Platon‘un Devlet diyaloğundan örnekle devam eder yazısına.. Sokrates, Glaukon’a ressamın yaptığı işi anlatmağa çalışırken, “istersen bir ayna al eline, dört bir yana tut. Bir anda yaptın gitti güneşi, yıldızları, dünyayı, kendini.. evin bütün eşyasını, bitkileri, bütün canlı varlıkları” diyerek cevap verir…

Berna Moran, sanatı bir yansıtma olarak görmek yüzyıllar boyu devam etmiş ve zamanımıza kadar da gelmiştir, diyor.. sonra “ayna” benzetmesinin çok eski bir benzetme olduğunu, yazıyor.. Lucas de Heere, on altıncı yüzyılda Van Dyck’ın resimlerini överken diyor ki, ‘Bunlar ayna, evet resim değil ayna bunlar’.. Leonardo da Vinci de resimle ayna arasındaki benzeyişe işaret eder: “Eğer yaptığınız resmin, doğada konu olarak seçtiğiniz nesnelere tam benzeyip benzemediğini anlamak istiyorsanız bir ayna alın ve bu nesnelerin orada nasıl yansıdığına bakarak aynada gördüğünüzü resminizle karşılaştırın..” Evet, bunları yazıyor Berna Moran…

Geniş bir araştırma ve yorum kitabı Edebiyat Kuramları ve Eleştiri kitabı. herkesin yazabileceği türden bir kitap değil.. sadece araştırma da değil.. çok kaynak taramak böyle bir kitap yazmak için yeterli değil.. sanata, düşünceye, edebiyata, bilime yön veren çok fazla kitap yok dünyada.. bu kitap da sadece Türkiye’de değil, aslında dünyada da önemli ufuk açacak kitaplardan biri.. kuramların var olanların hemen hepsine doğru ve tutarlı bir şekilde, analiz ederek değinmiş.. mantıklı, makul ve yeni yorumlar getirmiş..sanatın hala yoğun olarak algılanmasının “Ayna” metaforuna uygun olması ne kadar ilginç.. aslında bu aynı zamanda genel toplumsal beğeninin alt düzeylerde olduğunu da gösteriyor…

Bu sadece resim sanatı için değil, Sokrates şairin yaptığını da bir yansıtma, benzetme olarak niteliyordu.. Yunan şairi Simonides, “Resim sessiz bir şiir, şiir konuşan bir resimdir” demiştir…

Yine kitapta, sanatçının şu gördüğümüz dünyayı, buradaki nesneleri, insanları, elinden geldiğince onlara sadık kalarak yansıttığına ya da yansıtması gerektiğine inanır bu kuram.. kuramların özünü ortaya çıkarır, örnek verir, kendi düşünce ve yargılarıyla bütünleştirir…

58. sayfada şunları söylemektedir Berna Moran: Lucas’ın şunu söylediğini yazar: “Sanat önemli olanı tutmak, önemsizi bırakmaktır.” Şunu da yazar Moran, “Bir insanın bir saatlik hayatını bile bütün ayrıntıları ile anlatmaya kalkışsak ciltler tutabilir..” zaten bunun için Lucas’ı haklı görecek şekilde.. sanatın önemli olanı tutmak olduğunu, düşünüyor.. zaten öyle değil midir.. sanat için gerekli olan önemli olanı kavramak, anlamak ve dile getirmektir.. ressam için de öyledir.. her şairin nasıl kendine göre bir dünyayı görme, algılama biçimi varsa.. ressam için de önemli olan şeyin kendi üslubu içinde dünyayı görme ve çizme biçimidir…

Eserin anlamı yazarın kastettiği anlam mıdır, yoksa okurun eserden çıkardığı anlam mı? Bu konuda da farklı yaklaşımlar ileri sürer Berna Moran..gerçekten de bazen yazarın yaklaşımı farklıdır, okurun veya söz konusu olan resim, tabloysa, izleyicinin çıkardığı anlam, estetik haz ve bakma biçimi farklı farklıdır.. bu boyutlarıyla bakıldığında izleyici veya okuyucunun eserden beklentisi farklı.. yazarın veya ressamın istek ve beklentisi başkadır.. sonuçta yazar da bir okurdur, hatta kendi eseri söz konusu olduğunda bile.. keza ressam da eseri bitirdikten sonra bir izleyicidir…

167. sayfada Berna Moran, “Biçim, eserde yer alan bütün ögelerin birbirine bağlanıp örülerek meydana getirdikleri düzendir.” demektedir.. bu hem şiir için hem de resim ve diğer bütün sanatlar için geçerlidir.. bütün ögeler biçimin şemsiyesi altında erir ve bütüne erer.. böylece de yaratıcı bir sanat gerçekliği ortaya çıkar.. biçim olmadan öz de kendisini ortaya çıkaramaz…

Günümüzde birçok filozof artık sanatın tanımını yapmaktan vazgeçmiştir.. sanat onlara göre artık tanımlanamaz.. ortaya birtakım eserler, çalışmalar konulur ve bunlar “sanat” olarak nitelendirilir.. özgün olması, aynı zamanda onların kalıcı da olmasını doğurur.. giderek.. sanat yapıtının kalıcı olmasının da artık pek bir anlamı yoktur…

Sonuç olarak düşünce ufkumuzu geliştiren bir yapıt ortaya koymuştur Berna Moran.. Edebiyat Kuramları ve Eleştiri kitabı, okudukça yeni keşifler de doğuracak bir kitap olarak duruyor karşımızda…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin