Ümit Gezgin
Kar yağıyor lapa lapa.. karlı günler, geceler aklıma geliyor.. sokaklar, caddeler, kaldırımlar, ağaçlar ve çiçekler karlar altında güzelleşiyor, kendine özgü bir estetik, yani güzellik ve uyum kompozisyonu oluşturuyorlardı…

Ağır ve dikkatli adımlarla deniz kenarındaki parka doğru yürüyordum ve köpeklerini dolaştırmaya çıkarmış genç kızları görüyordum, sonra orta yaştaki adamlar vardı.. yaşlı bir teyze de vardı, yetmiş yaşlarının geçkin ve yine yaşlı, tüyleri dökülmüş gri renkli bir köpeği vardı.. kar ağır ağır yağmaya devam ediyordu ve karlı günleri, geceleri pek seviyordum ve karda bir yere oturarak veya yürürken, olmadı deniz kenarında ve parkta ayaküstü resimler çizerdim…

Karda zordur yürümek ve dikkatli oluyordum ben de.. karda vapurlarda oluyor, resimler çiziyordum zaman zaman.. zaten hiçbir zaman için resim çizmekten, yazı yazmaktan, okumak ve fotoğraf çekmekten uzaklaşmamıştım.. insanları, şeyleri, mekanları, gözlemlemekten ve yazmaktan bıkmamıştım.. güzellik duygusu önemliydi ve beyaz kar her yeri kapladığı zaman çirkinlikler de yok oluyor ve insan kendisini daha huzurlu, mutlu ve dinlenmiş hissediyordu…

“Ne içindeyim zamanın, ne de büsbütün dışında..” diyordu Tanpınar.. sonsuz beyazlık, bir de tam kar yağarkenki anda.. bu daha bir cazip hale geliyordu insan için.. ben de kar yağdığı zamanlarda dışarılarda dolaşmaktan hoşlanıyordum.. kar yağıyordu lapa lapa.. sahilde, deniz kenarındaydım ve suskun insanlar vapurlara koşturuyordu.. niçin yaşadıklarını bilmeden yaşayan bu insanların hal ve tavırlarına bakıyordum.. gidecekleri yerlere ulaşmaya çalışıyorlardı telaşla…

Kar lapa lapa yağarken ve her taraf karla kaplanmışken yürümek içimi açıyor, zenginleştiriyordu beni.. bütün çirkinlikler kayboluyor şehirde.. araçlar, binalar.. bütün her şey meleksi bir güzelliğe, saflığa ve duruluğa bürünüyordu.. kar yağıyordu lapa lapa…






İlk yorum yapan siz olun