Ümit Gezgin
Sanatın doğası farklıdır ve kendine özgü yapısı da vardır.. çünkü sanat kapalı bir alan değildir.. açık bir gerçekliktir ve disiplinlerarası bir özelliği vardır… Sadece kendi başına bir etkinlik değildir sanat.. ister tiyatro olsun, ister sinema, resim, edebiyat, müzik.. toplumla, insanlarla birlikte var oluşunu sürdürür…

Felsefe, psikoloji, sosyoloji, antropoloji, tarih politik ekonomi ve hatta doğa bilimleriyle sürekli diyalog içindedir sanat.. örneğin Rönesans sanatçıları anatomi ve matematik bilgisiyle eserlerini şekillendiriyorlardı.. günümüz dijital sanatçıları da, programlama, yapay zeka ve veri bilimi gibi alanlarla birlikte çalışmaktadırlar…
Günümüzde gerçeklik de değişmektedir.. sanal gerçeklik adeta güncel gerçekliğin yerini almaya başladı.. insanlar sanal dünyanın gerçekliğini daha fazla önemsemeye başladılar… Böylece anlaşıldı ki, sanatın gerçeklikle olan ilişkisinin çok karmaşık ve katmanlı olduğu da ortaya çıkıyor.. sanat gerçekliği sadece yansıtmaz, aynı zamanda onu yorumlar, dönüştürür ve hatta yeniden kurar.. taklit geleneğinden, soyut sanata, gerçekçilikten kavramsal sanata kadar uzanan geniş bir alanda sanat gerçeklikle karmaşık ilişkiler kurar…
Modern ve çağdaş sanatta, gerçeklik kavramı hep sorgulanır olmuştur.. sanat eseri toplumsal gerçekliğin bir parçası olarak bu gerçekliği hem yansıtır hem de etkiler. Örneğin, feminist sanat hareketi toplumsal cinsiyet gerçekliğini görünür kılarken, aynı zamanda bu gerçekliği dönüştürmeye de katkıda bulunmuştur…

Sanat, duyusal ve sezgisel bir bilgi üretme biçimidir.. bilimsel ya da felsefi bilgiden farklı olarak, sanat somut deneyim, duygu ve imgelem yoluyla anlam üretir.. bu nedenle, bazı gerçekliklere ve insan deneyiminin bazı boyutlarına sanat aracılığıyla ulaşmak mümkündür…
Sanatın disiplinlerarası ve çok katmanlı yapısı, onu insan kültürünün vazgeçilmez bir unsuru yapıyor…






İlk yorum yapan siz olun