Ruşen Eşref Yılmaz
Çağdaş sanat kavrayışıyla erken döneminden beri direnerek soyutlamacı tekniğini resminin ana yönelimi ve yöntemi olarak ele alıp kendine özgü bir üslup yaratan Korkut Tiryaki; bu sergisinde “sanat serüveninin çıkış noktası ve kaynağı olarak” tanımladığı değişik süreçlerini kapsayan, o süreçlerin karakteristik imlerini de taşıyan yapıtlarını birarada sunuyor ontolojik bir bakış açısıyla…

İmler, imgeler ve göstergeler üzerinden kendini ifade eden sanatçı, neredeyse bütün yapıtlarının düşünsel altyapısını Doğu- Batı kültürleri arasındaki bitimsiz kutuplaşma ve ikilemler üzerine kurgulamış… Çatışma, çelişki ve zıtlıklarla kuşatılan, dar alanlara sıkıştırılmış kısır döngüler içindeki yaşam içeriklerini bilişsel ve algısal boyutta tuvalinde çözümlemeyi deneyimliyor… Griye yer tanımayan” ya o, ya şu!” siyah- beyaz mantıkla biçimlenen, karşılıklı olarak birbirini yok etmek- var olmak üzerine kurgulanan yaşam formları Tiryaki’nin tuvallerinde sarsıcı vurgularla görüntünün ardındaki derin gerçekliğe ulaşma çabasını erekliyor…Yapıtlarının konseptini çok yönlü bir tarih bilinciyle oluşturuyor, estetik kaygısını hiçbir biçinmde göz ardı etmeden…

Siyah – beyazla ayrışan kontrastlar üzerinden büyük ve sert formları deşifre ederken; sosyal psikolojiden aldığı referanslarla tuvalinde çok katmanlı yapıları ara değerlerle yumşatması sanatçının denge arayışlarına yöneldiğini duyumsatıyor…

Arka planı sosyolojik irdelemeler içeren yapıtlarının, sanatçının plastik dilliyle birebir örtüşmesi, tam bir bütünlük ve söylem birliği sağlıyor. Çoklukla siyah beyaz kontrastlarla sıcak- soğuk gri tonlarla monokrom armonilerin oluşturduğu yapıtlar arkeolojik kazılarda ortaya çıkan değerli parçaları andırıyor.. Belki bir taş, bir kafa, gövde, kol, bacak belki yarım kalmış bir arzu nesnesi, başka bir tarihin toprağından çıkarılmış başka başka nesneler, formlar analitik çözümlemelerle dönüşerek ölüm acısına değmiş toprağın kokusunu bilince yığılıyor.

Korkut Tiryaki’nin yapıtları, simgesel ve kavramsal yapılar üzerinden çağdaş sanat düzleminde bir gerçekliğe ulaşmak isteyen anlam görüntüleridir ki zamanı içten içe büküyor…Doğa – yaşam diyalektiğinde sosyal politik ve etiksel boyutta sorumluluk yüklenen göndermelerle yüklüdür… o işaretleri, sanatçının tarihsel belge niteliğindeki ütopyası olarak görmeli belki? Ya da tarihe tanıklığı…
İçerenköy/ 10.01. 2026





İlk yorum yapan siz olun