İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Fotoğrafın gerçekliği.. resmin gerçekliği…

Ümit Gezgin

İki alanın da gerçeklik algısı ve yorumu farklı.. ama yine ikisi de insana bağlı.. insanın kültürüne, yeteneğine, devamlılığına.. iki farklı görme, değerlendirme ve anlama biçimiyle ilgili gerçekliği…

Sonra gerçeklik ne oluyor.. sıradan insanın gerçeklik algısı var mı.. böyle bir soruyu kendisine sorduğu bile yok o insanların.. onlar yaşadıklarının bile farkında olmadan, dar bir çerçeve içinde yaşar ve ölürler.. belli kurallar, tabular ve algıların dünyasında yaşarlar…

Fotoğraf gördüğünü, yani kadrajın çerçevelediği görüntüyü anlatır.. bunun ötesine geçmez.. optik ne görüyorsa, ışık neyi yansıtıyorsa o vardır.. o gerçekte nedir o da ayrı bir mesele.. fotoğraf bile yoruma muhtaçtır.. fotoğrafın algısı ve yorumu da yine kişiden kişiye değişir.. yani aslında gerçeklik dediğimiz şey de bir yorumdur.. bu fotoğraf tarafından tesbit edilmiş olsa bile.. çünkü o da hayatın sadece küçük bir parçasıdır.. akışın içinde bir soluklan, durma anı.. o kadar…

Resim ise görme biçiminin ötesinde bir düşünme ve duyumsama biçimidir.. kişisel bir yorum, değerlendirme.. çoğu kere de bir inkardır.. görüntüye, optik görüntüye inanmaz resim.. onu alabildiğince değiştirmek ister.. kendisine bakan, algılayan ve değerlendiren ressamın ruh dünyasının içinde de şekillenerek anlam kazanır resim.. kişisel ve üslupsal bir anlatım, giderek tanımlama aracıdır…

Fotoğraf orada olmak zorunluluğuyla yaşar.. oysa ressam orada bulunmak, bir manzaraya bakmak ve onu çizmek, boyamak zorunda değildir.. manzara zihninde kaldığı kadar da dışa yansıtılabilir, yorumlanabilir.. hatta soyutlanabilir bile.. buna kimse itiraz etmez.. ama fotoğraf olayında optik gerçeklik her şeydir.. onun dışına taşamaz fotoğraf…

Fotoğraf dünyanın devinimini bir anlığına yakalar.. resim ise ressamın yaratıcı özgün gücü oranında onu yeniden şekillendirir…

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir