İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Şehir, mekan ve insan sanatı besler…

Ümit Gezgin

Sanat, giderek edebiyat, aynı zamanda mekandan da beslenir.. insanın beslenme kaynaklarına bakılacak olursa.. mekanlar bunların içinde ayrıcalıklı konuma sahiptir…

Şehir aynı zamanda dinamik bir sahnedir.. edebiyatçılar, şairler ve ressamlar bu farklı mekanlardan beslenirler.. ben resim çizmek için uygun mekanlar, açılar ve yaşanmış şehir parçaları ararım kendime…

Mekan insanın içini dışına döker.. deniz özgürlüğü çağrıştırdığı gibi, dar sokaklar aynı zamanda sıkıntı kaynağıdır.. geniş, ferah cadde ve kaldırımlar mutluluğu getirirken, çamurlu, bozuk yollar huzursuzluk verir…

Kafka’nın koridorları, Proust’un odası, Woolf’un deniz kıyısı.. bu mekanlar onların karakterleriyle özdeşleşmiştir adeta.. aynı zamanda sanatlarının da bel kemiğini oluşturur…

Mekan içinde düşünür insan.. mekansız sanatın da bir anlamı yoktur.. müzeler sanat için bir sergileme mekanıdır.. saygınlık ve yüksek kültür uyandırır.. sanat mekan içinde var oluşunu sürdürür.. insan ve mekan bir bütündür.. insanın kendini gerçekleştirmesi için mekanın var olması gerekmektedir…

İnsanlar zamanla yaşadıkları semte, sokağa, eve bağlanırlar ve başka bir yerde yaşayamazlar.. bu bir alışkanlıktır sadece.. insanlar alıştıkları mekanların dışında mutsuz olurlar.. o mekanların da dışına çıkmak istemezler.. oysa sanatçı için alışkanlık yaratıcılığı da köreltir.. o yüzden yaşadığı mekanların dışında var olmanın yollarını arar sanatçı…

Yazmak önemli.. insanların çoğu ne yazar ne çizer.. yazmak hatırlamak, belki kendine bazı şeyleri hatırlatmak demek.. ama daha çok bana göre bazı şeyler, detaylar olmasa bile hatırlıyor insan ve bunları kalemle kalıcı hale getiriyor…

Mekanı, zamanı, insanı anlamak için de yazar ve çizer insan.. yazan kişi gören, anlayan kişi de demektir aynı zamanda.. mekanı, zamanı, insanı gören ve değerlendiren.. zaman akıp gidiyor çünkü.. onu görmek ve değerlendirmek gerekmektedir..bu da yazarak olacaktır…

Niye yazıyorum, diye kendime sorduğumda anlamak ve geçip gideni yakalamak için, diye de cevap verebilirim..insanların çoğunun yazmıyor olmasına da anlam veremiyorum.. oysa bir günlük tutsalar.. başkalarıyla paylaşsalar gözlemlerini ve düşüncelerini internet ortamında.. niye bunları yapmıyorlar, anlamak da mümkün değil…

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir