Ümit Gezgin
Alış veriş merkezinde birkaç saat geçirmiştim.. başım dönmüştü insan kalabalığından.. bütün insanlar buraya hücum etmişti adeta.. yaz kış doluydu bu alış veriş merkezleri.. devasa çarşı pazar gibiydi buralar.. modern, rahat.. çocukların alabildiğince koşturup oynayacakları bir yerdi de aynı zamanda…

Sanat adına belki pek bir şey yoktu buralarda.. ama tasarımın envai çeşidini bulmak mümkündü.. grafik tasarımından vitrin düzenlemeye kadar her türünden şey mevcuttu.. ve insanlar büyülenmiş gibi koridorlarında dolaşıyor, vitrinlerine bakıyor, dükkanların içine girerek karıştırıyor da karıştırıyordu.. erkekler değil ama daha çok kadınlar ve çocuklar için birer cennetti buraları.. alış veriş cenneti…

Vitrinler birer orijinal tasarım harikasıydı.. sonra sabit kalmıyordu bunlar.. ara ara değiştiriliyordu.. her dükkanın, mağazanın vitrini de diğerinden farklıydı.. aynı iş kolunda faaliyet gösterseler bile mağazalar sürekli vitrinlerini değiştiriyor, vitrin tasarımcılarına bu özgün düzenlemeleri yaptırıyorlardı.. bu konuda da dükkanlar arası bir rekabet vardı…

Renkler.. her tarafta her renk mevcuttu.. sanki bir ressamın fırçasından çıkmışçasına canlı bu renkler insanları alış veriş yapmaya teşvik ediyor.. yoruldukları zaman da bir kafeye, olmadı bir lokantaya, yemek yenilen yere çağırıyordu…

Yaşıyordu buralar.. sahte hayatlar da ileri sürseler, yaşıyordu ve insanlar için bir cazibe merkezi olmuştu artık.. bütün heryerdeydi bu alış veriş merkezleri.. modernliğiyle, reklamları, gezi alanları, oturma alanları, dükkanları, resimleri, fotoğrafları ve renkli neonlarıyla hayatın somut ve zorunlu birer parçasına dönüşmüştü…




İlk yorum yapan siz olun