Ümit Gezgin
İzlenimcilik yetersiz kalmıştır ki, izlenimcilik sonrası bir akım ve anlayış doğmuş ve gelişmiştir.. zaten sanat gelişme üzerine kuruludur.. giderek kendisini reddederek de yeni alanlar açar kendisine.. giderek her ressamın kendine göre bir estetik felsefesi vardır.. güzellik, bakış, alan, kompozisyon ve üslup olgularını sanatçı kendine göre yorumlar…

Farklı farklı üsluplar olmakla birlikte, aynı zamanda izlenimciliğin yüzeysel tekniğinin ötesinde, ışık ve an kavramlarının eleştirisini de içeriyor izlenimcilik ötesi sanatsal yaklaşım.. daha derin bir bakışı işaret ediyor post empresyonizm…

İzlenimci ressamlar ne yapıyorlardı.. gözün algıladığı dünyayı yansıtmaya çalışıyorlardı.. ama bu göz şıkır şıkır bir renk cümbüşü içinde işliyordu.. izlenimci ressamlar içinde canlı renkler kullanma durumu var.. bunu da göl, nehir kenarlarında ilkbahar ve yaz mevsiminde buluyorlardı…

Post Empresyonistler veya İzlenimcilik sonrası ressamlar gözün algıladığının yeterli olmadığını, düşünüyorlardı.. daha derin bir şey gerekiyor, diyorlardı kendilerine… Cezanne, geometriye yönelerek bu yapıyı kurmaya, oluşturmaya başladı.. doğada silindir, koni, küre görmeye başladı.. dahası geometrik olarak doğayı anlatmaya çalışıyordu.. böylece gözün gerçekliğini aştığını düşünüyordu…

Van Gogh‘a da gelecek olursak.. o belki Cezanne gibi geometrik yapılara yönelerek kendini ifade etmedi.. ama tekniği daha derin ve psikolojik yapı gösteriyordu.. renkler, biçimler, kendi kişisel ruhsal durumunu ortaya koyuyor, Cezanne kalıpçılığının ve akılcılığının ötesinde, onun şair tabiatını ortaya koyuyordu…

Gözün gördüğü yüzeyselliği aşmaya çalışan ressamlardan biri de Gauguin‘di.. o modern dünyadan da kaçtı bir anlamda.. modern dünyanın yüzeysel ve görsel bir şey olduğunu, yaratıcılığı kısıtladığını düşünüyor, onun için de ilkellerin saf ve naif dünyasına kaçıyor, oradan aldığı biçim ve renkleri yansıtmaya çalışıyordu…

Seurat ise bilimsel bir disipline sarıldı.. gerçekliği noktacı teknikle uyguladı ve geliştirdi.. görmenin biçimini ve anlamını değiştirdi.. sanatı heyecanların ötesinde matematiksel bir gerçekliğe indirgedi…

İzlenimci ressamlar gördüğünü resmediyor ve onunla da yetiniyordu.. oysa izlenimcilik sonrası resim iddiasında olan ressamlar görmenin ardında ne var, diye soruyorlardı kendilerine.. fırçayı, rengi, biçimi de ona göre değerlendiriyorlardı.. işin içine sadece optik gerçeklik değil, daha çok felsefi, düşünsel bir bakış, değerlendiriş giriyordu…






İlk yorum yapan siz olun