Nusret Karaca
İtalyan asıllı Amerikalı usta yönetmen Martin Scorsese; “Sinema, neyin karede olduğu ve neyin kare dışında olduğu ile ilgilidir” der. Ben de bugün bu söze bir kez daha şahitlik etmek için sinemadayım.
Vizyondaki filmleri elimden geldiğince takip etmeye, beyazperdenin büyüsünden kopmamaya çalışıyorum. Sağ olsun kızım Selin de bu sezon ilgisini çeken hiçbir filmi kaçırmama fırsat vermiyor; biletler bir anda telefonumuza düşüveriyor. Bu kez rotamızda, merakla beklenen “Sarı Zarflar” var.
08 Nisan 2026, Çarşamba. Saat 15.40 matinesi… Koltuktaki yerimi alıyorum. Çocukluğumuzun mahalle sinemalarından beri süregelen o eşsiz heyecanla beyazperdenin karşısındayım. Film başlamadan önce edindiğim kısa bilgilere göz atıyor, ardından karelerin içindeki o derin yolculuğa çıkıyorum. İyi ki varsın sinema!
Direnişin ve Belirsizliğin Hikayesi:
2026 yılında vizyona giren Türkiye, Almanya ve Fransa ortak yapımı “Sarı Zarflar” (Yellow Letters), izleyiciyi sarsan bir dram sunuyor. Başrollerini Özgü Namal ve Tansu Biçer’in paylaştığı film; siyasi baskılar sonucu işlerini kaybeden tiyatrocu Derya ile akademisyen eşi Aziz’in hayatlarını yeniden kurma mücadelesine odaklanıyor.
Ankara’nın tanınmış isimleri olan çiftin hayatı, kariyerlerinin zirvesindeyken bir gecede altüst olur. Aziz’in derste öğrencilerle girdiği bir diyalog ve sonrasında gelen şikayet, olayların yargıya taşınmasına neden olur. Kurumlarından aldıkları o meşhur “sarı zarflar” ile kendilerini hukuki ve ekonomik bir belirsizliğin ortasında bulan çift, şehri ve evlerini terk etmek zorunda kalır. Film, otoriter rejimlerin bireyler üzerindeki etkisini ve güvencesizleşen hayatları “direniş” temasıyla ilmek ilmek işliyor.
Sanat, idealizm ve hayatın gerçekleri!…
Başarılarla Dolu Bir Kadro:
Yönetmenliğini İlker Çatak’ın üstlendiği, senaryosunu ise Çatak ile Enis Köstepen’in kaleme aldığı film, başarısını 76. Berlin Film Festivali’nde kazandığı Altın Ayı ödülüyle taçlandırmış durumda. Oyuncu kadrosu ise adeta bir yıldızlar geçidi:
Özgü Namal (Derya)
Tansu Biçer (Aziz)
Leyla Smyrna Cabas (Ezgi)
İpek Bilgin (Güngör Hanım)
Aydın Işık (Salih)
Şiir Eloğlu (Rektör)
Yusuf Akgün (Fikret)
Aziz Çapkurt (Baran)
Kadroda ayrıca Seda Türkmen ve Elit İşcan gibi başarılı isimler yer alıyor.
Görüntü yönetiminde Judith Kaufmann, kurguda ise Gesa Jäger imzası taşıyan film; Liman Film, if… Productions ve Haut & Court ortaklığıyla hayata geçirilmiş.
Mühürlenmiş Bir Zaman Dilimi:
Federico Fellini, “Bir film, bir oda dolusu insanın aynı anda rüya görmesidir” der. Sovyet-Rus yönetmen Andrey Tarkovski ise sinemayı “mühürlenmiş zaman” olarak tanımlar.
O salonda izleyiciler olarak hepimiz aynı rüyayı gördük; zaman gerçekten de mühürlenmiş gibiydi. Belleğimde yer eden o sözü bir kez daha anımsıyorum: “Sinema sadece bir eğlence aracı değil; hayatın, hayallerin ve gerçeğin devasa bir perdede buluşmasıdır.”
Gerçekten öyle!
Bu etkileyici yolculuğu kaçırmamanızı öneririm.






İlk yorum yapan siz olun