Ümit Gezgin
Mevsimler değişti.. artık yaz yazlığını yapmıyor kış kışlığını.. kışın ortasında güneşli günler gördük.. kar yağışını boşu boşuna bekledik, yağmadı bir türlü.. bir iki serpiştirdi beyaz taneleri gökyüzü, sonra kayboldu gitti…

Ağaçların yanına gidiyorum.. simitçiyi de uzaktan görüyorum.. robot gibi her gün sabahın köründe tezgahının başında, öğleden sonraya kadar orada, put gibi dikili duruyor.. bazen gelip gidenlerle konuşuyor ayaküstü…

Işıkların orda, sabahın köründe ve gri gökyüzünün altında, çiseleyen yağmuru da hesaba katarak karşıya geçmeyi hesaplıyordum.. araçlar da inadına buna izin vermemeye çalışıyordu…

Yukarıya doğru çıktıkça küçük ahşap köşkü görüyordum.. onun da hemen önünde, Bağdat Caddesi’ne yaslanmış büyük beyaz köşk vardı.. bir zamanlar göz hastanesiydi…

Kırmızı ışıklar yanıyordu.. daha aydınlanmamıştı her taraf.. beyaz ışık yayılıyordu gri bulutların üzerinden.. ağaçlar kendi alanları içinde var oluşlarını ortaya koyuyordu…






İlk yorum yapan siz olun