Ümit Gezgin

Prof. Dr. Nermin Özcan Özer ve Müzikolog Dr. Alp Özeren hocalarla, Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi’nde seksenli yılların ortasında sanat tarihi hocamız olan, Prof. Dr. Selçuk Mülayim hocamızın resim sergisine gidiyorduk…





Selçuk hocamın değerli bir sanat tarihçisi olduğu kadar, aynı zamanda iyi bir ressam olduğunu da biliyordum.. hoca durmadan okuyan, kendini geliştiren, durmadan yazan ve entellektüel seviyesi yüksek, kendi sanat kültürümüzle ilgili yazılar ve kitaplar yazmasının yanı sıra yine aynı zamanda sembolik anlamları yüksek resimler de yapıyordu…








İşte, Nermin hocamızın da yakından tanıdığı, babası Prof. Dr. Ali Osman Özcan’ın da arkadaşı olan Prof. Dr. Selçuk Mülayim hocamızın Tarihten Kesitler başlığını taşıyan kişisel resim sergisine gidiyorduk ve sergi Cihangir’deki Nes Sanat Galerisi’ndeydi…




Sergi için hocalarla Üsküdar’dan yola çıkmıştık.. motorlarla karşıya, Kabataş’a geçtik.. Beşiktaş Stadyumu’nda da büyük bir konser varmış ki.. ta Rusya’dan Ukrayna’dan gençler buralara akmışlar ve Kabataş’ın orta yerinde havayi fişeklerle eğleniyorlardı…



Nes Sanat Galerisi’nin tam yerini bilmiyorduk.. galeri de herhalde yeni açılmıştı.. Cihangir’deydi ve oraya doğru hızlı adımlarla yol aldık.. galeri Kılıç Ali Paşa Mah. Şimşirci Sokaktaydı ve oraya ulaşmak için de ona buna soruyorduk…




Sonunda geleriye geldik.. kapıda hocamız, diğer bazı hocalar ve sanatçılarla konuşuyordu.. eşi de yanındaydı.. hava sıcaktı ve hocamız gran tuvalet giyinmişti.. her zaman için jantiydi hocamız ve kravatsız derslere girmezdi.. hem hocalığına, hem derslerine ve öğrencilerine gerekili ihtimamı gösterirdi.. beni de yazarlığa teşvik etmiş, ben de hocanın teşvikiyle hem çok okumaya ve hem de daha çok yazmaya daha öğrencilik yıllarımda yoğunlaşmıştım…



Sanat galerisinin duvarları sanatsal değeri yüksek, özgün ve kalıcı sanat eserleriyle doluydu.. hocamızın eserlerinin önünde tek tek durarak, düşünüyor ve hem resmi anlamaya ve hem de yorumlamaya çalışıyorduk.. hocamızın daha önceki resimlerini de bilen Nermin hocamız, derinlikli, içten, yaşayan resimler, diyordu.. Alp hocamız biraz hüzün ve yalnızlık duygusu sezinlemişti resimlerde.. özellikle renklerde diyordu.. pastel tonlar, fantastik ve bilinçaltı gerçekliğinin su yüzüne çıkması olgusu.. diyordu Alp Özeren hocamız.. resme en yakın duran müzikçilerinden biriydi ve onun yorum ve değerlendirmeleri hepimizi etkilemişti ve daha dikkatli bir şekilde bakıyorduk resimlere…



Figürler, manzaralar, portreler, hayvan figürleri.. hoca en zor olan alanı, yani psikolojik gerçekliği de işleyen bir estetik olgunun peşindeydi.. benim için ilk önce eskizle başlar resim, diyordu ayaküstü sohbetimizde değerli hocamız.. sanat tarihinin duayenlerinden olan Selçuk hoca, resimsel dünyası da geniş ve etkiliydi.. en önemlisi kendine özgü bir üslubu vardı.. doğal olarak da ne yaparsa yapsın, kendine özgü bir anlatımı ve kalıcılığı vardı resimlerinin…




Selçuk Mülayim hocamıza sormuştum.. resimlerini ne zaman yaptığını.. O da ilhamı beklemediğini, çalışmayı sevdiğini, belirtmişti.. resim benim için bir anlatım, mutlu olma sanatı, diyordu.. yazı bir zorunluluk.. karakterimin bir parçası, entellektüel olmanın uzantısı, varoluşsal bir sorun.. ama resim düşünceden ziyade hayale, sorguya, şiire yakın bir tutum.. zaten hocamızın resimlerini, gerek portrelerini, gerekse de hayvan figürleri ve doğa manzalarını göz önünde bulundurursak hepsinde pastel bir ton, kişisel bir anlatım vardır.. yüksek ayar bir resim diline sahiptir hocamız ve entellektüel birikimini de sembolik anlatımlar içinde gösterir.. bu yönüyle de düşünsel, yani fikri bir resim de oluşturmuş olur.. simgesel anlatımlar da gizlidir resimlerin iç dünyasında…



Kısa sohbetimizde hocamız geçmiş günleri de yadetti.. ne günlerdi onlar, dedi.. birçok eski hocamız vefat etmişti.. onları da andık.. kalanlar git gide azalıyordu.. geçen sene doksan üç yaşında Nüzhet Kutluğ hocamızı yitirmiştik.. ondan bahsettik…




Resmin hayata pozitif bakma sanatı olduğunu, söyledi Selçuk hocamız.. daha yumuşak, daha rahat algılıyorsun hayatı.. katı kurallar geçerli değildir, resimde .. dedi.. kendini ifade etme sanatı zaman içinde gelişiyor, dedi.. bir tür bu iç sesi bulma olayıydı.. kendi iç sesini, ritmini bu resimlerinde bulmuştu hocamız…






İlk yorum yapan siz olun