İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

SELÇUK MÜLAYİM Hocamızın Sergisine Giderken…

Ümit Gezgin

Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim-iş Eğitimi Anabilim Dalı, emekli Sanat Tarihçisi-Ressam hocalarımızdan Prof. Dr. Selçuk Mülayim hocamızın resim sergisi vardı ve resim sergisine gitmek için Kadıköy’den yola çıkmıştım…

Üsküdar’da Prof. Dr. Nermin Özcan Özer ve Dr. Alp Özeren hocalarımla buluşacak ve Cihangir’deki sanat galerisine gidecektik.. Cihangir’deki Kılıç Ali Paşa Mahallesi’ndeydi sergi.. yeni açılan Nes Sanat’ta açılıyordu ve hocamızın çok yönlü kimliğinin de ifadesi olarak karşımıza çıkıyordu sergi…

Üsküdar’da ilk önce Nermin hocamızla buluşacaktık.. sonra Alp hoca da oraya, yani A La Luna Kafe’ye gelecek ve oradan da Üsküdar’daki dandik deniz motorlarına binerek Kabataş’a geçecek ve oradan da Feniküler hattıyla Taksim’e çıkacaktık… A La Luna’nın önünde, hemen tarihi caminin girişinde Prof. Dr. Zeki Kuşoğlu hocamızla karşılaştık.. ayaküstü sohbet ettik…

Hocadan ayrılıp, geç kalmış olan Alp hocayı da bekleden motorlara doğru, şu İstanbul gerçekliğine yakışmayan ilkel araçlara binerek Kabataş’a doğru yollandık.. Boğaz kalabalıktı.. yatlar, tankerler, motorlar, vapurlar.. gidip gidip geliyordu.. Alp hoca motora yetişememiş, kıyıda kalmıştı.. bir sonraki deniz motoruyla gelecekti ve biz onu Kabataş iskelesinde bekeleyecektik.. motorda da Mimar Aras hocayla karşılaşmıştık.. inince de O ve ailesiyle birlikte bir fotoğraf çekilecektik…

Orada bekledik, bekledik.. kısa sürede Alp hoca da geldi.. hava sıcaktı ve ortalık yanıyordu.. yolun Beşiktaş istikametinde de gençler toplanmış, dünyaca ünlü bir şarkıcının gelişini kutluyorlardı.. Belarus’lu bir genç şarkıcının Rusya’da yasak olması sebebiyle burda konser vermesi sebebiyle.. gerek Rus, gerekse de Ukraynalı ve Belaruslu gençler akın akın İstanbul’a gelmiş konser öncesi konseri kutluyorlardı…

Kabataş’a şöyle bakıyordum.. kalabalık gidiyor geliyor.. güneş altında her şey parıl parıl parlıyordu.. trenler gidiyor geliyor, vapurlar ve motorlar Boğaz’da cirit atıyor, yerli yabancı insanlar birbirlerine şaşkın ve meraklı gözlerle bakıyorlardı.. köşedeki simitçi de etrafı gözlemekten bıkkınlık gelmiş vaziyetteydi… Hocalarla ışıklardan karşıya geçtik..kalabalık, daha çok genç kalabalık vardı ve Kabataş Cami’nin ince minareleri göz dolduruyor, insanda saygı ve inanç duygusu uyandırıyordu… Gençler toplanmış, eğleniyor, bağırıyor çağırıyor, kendinden geçiyor, havai fişekler patlatıyor.. konsere hazırlanıyorlardı…

Fenikülere bindik.. Alp hoca kara bir kediyi kucağına merakla aldı.. az daha sahip çıkacak, evine götürecekti.. aman yapma, falan dedik de, zor ikna ettik.. hayvansever bir insan olarak nerde bir kedi köpek görse, onlara bakıyor, seviyor, sahiplenmek istiyordu… Sonunda otuz derece sıcakta Taksim’e çıktık.. Taksim Cami’si çok güzel olmuştu.. kiliseyle birlikte Taksim semtine uyumlu bir anlam ve estetik derinlik vermişlerdi… İstiklal Caddesi girişi kalabalıktı.. kiliseye ait dükkanlar genelde fast food işi yapıyorlardı ve ağızlarına kadar doluydu.. zaten toplum yeme-içmeden başka bir şey düşünmediği için, her yer kalabalıktı…

Kılıç Ali Paşa semtini sora sora ilerliyorduk.. Selçuk Mülayim hocamızın sergisi öğleden sonra üçte açılacaktı ve açılışta orada olmak istiyor, hocayla sanatını konuşmak ve fotoğraflar çekmek istiyorduk.. yıllardır da buralara uğramıyor, şaşkın şaşkın tarihi eserlere, yapılara, apartmanlara, cadde ve sokaklara bakıyorduk… Ara sokaklara, insanlar, gençlere bakıyor.. konuşmalara kulak uzatıyordum.. taksiler geliyor geçiyor, dar sokakların ucu denize ulaşıyordu… Kaldırımlarda bisikletler vardı ve Alp hoca da binalara, araçlara, ilerde minareleri görünen camiye bakıyordu…

Taksiler, araçlar, otomobiller, tek tük ağaçlar vardı kaldırım kenarlarında.. gölgeler uzamış ve biraz kaldırımları rahatlatmış, hatta rüzgar sıcaklığı dengeler olmuştu… Beşiktaş Stadyumu’ndaki konser vaktini bekleyenler, kaldırımlarda dolaşıyor, büfelere uğrayıp karınlarını doyuruyor, İstanbul’a gelmişken onlar da çevrede dolaşıp duruyorlardı…İlerde Orhan Kemal Müzesi vardı ve tabelalarda o da yazıyordu.. kızlar, erkekler ve yaşlılar vardı kaldırımda yürüyen… Tarihi binalar bizi geçmişe götürürken, gençlerin havaları güncelin özelliğini hissettiriyordu…

Aynı zamanda buralarda üniversitelerin fakülte ve şubeleri de vardı.. Kent Üniversitesi’nin ilgili birimleri buradaydı.. Beyken Üniversitesi’nin ilgili birimi.. ayrıca Taksim Araştırma Hastanesi de buradaydı… Timur Selçuk’un sahibi olduğu Çağdaş Müzik Merkezi de buradaki binalardan birindeydi ve kendisi belki yıllar önce vefat etmişti ama, tabela hala duruyordu.. Alp hoca da merkez müzik faaliyetlerine devam ediyor, diyordu… Alp hoca ayrıca, esnafa sanat galerisinin yerini soruyordu.. o ara el arabasıyla dolaşan seyyar satıcıları da görüyorduk diğer insanlarla birlikte.. nereye gidiyor, niçin yaşıyor ve ne yapıyordu bu insanlar, diye de içimden sorular geçiyordu… Yüz yıllık iki yüz yıllık binalar vardı ve bizi şaşkına çeviriyordu…

Bir uzun tüylü sokak kedisi otoparkın tabelasının altında gölgelere sığınmış mutlu mesut yatıyordu… Rusya’dan gelmiş iki genç turist aşağıya, konsere doğru iniyordu ve otobüs durağında da bir sürü insan vardı ve merakla onlara bakıyorlardı… Sora sora Bağdat bulunur, hesabı, biz de sora sora Selçuk hocanın sergisinin bulunduğu galeriyi bulacaktık… Kafeler, tarihi binalar, yerli yabancı genç turistler arasından ilerliyorduk… Güneş yakıyordu ve ağaçların kaldırımlara uzanmış gölgelerine sığınıyorduk zaman zaman…

Yazar Orhan Duru’nun bir dönem yaşadığı tarihi binadaki dairesini gördük.. kapıda tabelası vardı, güzel bir şeydi tabi bu.. hiç değilse okumayı seven ve edebiyatı takip eden gençler ve insanlar için önemliydi.. hafızaydı ve kalıcılığı vardı… Orhan Kemal Müzesi’nin de tabelası görünüyordu.. o da önemliydi ve işte yazarların müzelerinin olması kültür için de çok önemliydi… Sonunda galeriye ulaşmıştık.. Prof. Dr. Selçuk Mülayim hocamız kapıda eşi dostu ve arkadaşıyla birlikte biraz hava alıyordu.. karşılaştık, hal hatır sorduk ve fotoğraf çekildik…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin