İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

GÜHER ELÇİÇEK Atölyesi, “Bir Yolculuğun İzleri” Karma Resim ve Seramik Sergisi’nden İzlenimler…

Prof. Dr. Ümit Gezgin

GG sanat Merkezi’nde, “Bir Yolculuğun İzleri” Seramik ve Resim sergisi vardı ve Müzikolog Dr. Alp Özeren hocamız beni aramıştı.. bir kafede oturuyor kitap okuyordum ve yer yer de notlar alıyordum…

Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim-iş Anabilim Dalı, Yüksek Lisans programında, lisansüstü çalışmalarını sürdüren, aynı zamanda GG Sanat Merkezi’nin sahibi, yöneticisi ve Seramik-Resim hocası Güher Elçiçek Atölyesi’nindi sergi ve tam zamanında orada olmaya çalışıyordum…

Ben oraya, Beyaz Köşk’e ulaştığımda kalabalıklaşmaya başlamıştı.. ilkönce ressam ve bizden mezun Atila Ertürk’le karşılaştım.. O da iyisinden yaş almaya başlamıştı, ama dinç görünüyordu.. kim yaş almıyor ki, dedim içimden.. hemen Hülya hanımı gördüm.. O da bizden mezundu ve O da Milli Eğtim, Resim Öğretmenliği’nden emekli olmuş, şimdilerde yazlığında büyük boyutlu resimler yapar olmuştu.. hatta, “mutlaka gelin, resimlerimi görün, soyuta kaçıyorum artık” demişti.. ama Kaş’a nasıl gidecektik.. ne zaman gidecektik.. mesafeler kısa bile olsa, yaşam yükümüz günden güne azalacağına artıyor, profesörlükle birlikte daha fazla çalışır oluyorduk… Sanatçı ve Akademisyen: Prof. Dr. Nermin Özcan Özer, Dr. Alp Özeren ve kız arkadaşı Ayşegül Altıntaş da gelmişlerdi ve hemen birlikte bir fotoğraf çekildik ve ayaküstü sanat ve hayat sohbetine giriştik…

Sonra birlikte başarılı seramikleriyle sergide ön plana çıkan Ebru Yüncü‘nün seramiklerinin önünde fotoğraf çekildik.. diğer seramikler de göz dolduruyordu.. Güher hanımın da çalışmalarından bir kuple vardı ve diğer sanatçı arkadaşların da seramikten resme kadar birçok çalışmaları sergi salonunda mevcuttu.. yine Ebru hanımın annesi Hatice hanım, yani Hato da gelmişti ve O da kızının özellikle büyük pano seramik çalışması için geceli gündüzlü çalıştığına tanık olduğunu, söylüyordu.. gerçekten de önemli bir azmi, kararlığılığı ve başarısı vardı bu büyük pano seramikte.. ayrıca küçük çalışmaları da yetkindi…

Sergilerin çok önemli işlevleri vardı.. sezon kapanmaya başlamış ve artık son sergiler açılır olmuştu.. işte Güher hanım da kendi atölyesinde çalışan arkadaşlarının, özellikle seramik ve resim yapanların ortak sergisiyle yıl sonu sergisini tamamlıyordu.. sanatın yaratıcı gücü sergilerde ortaya çıkıyor ve insanlar günlük dertlerinden bu sergilerde sıyrılıyor ve sanat eserlerinin verdiği ilham ve enerjiyle başka bir boyuta taşınıyorlardı…

Çalışmalara tek tek baktım.. yakından inceledim.. bazıları yoğun bir tasarım ve gayret gerektiren çalışmalardı.. ayrıca bir tasarım ve sanat olgusu söz konusuydu.. giderek bunları üslup bütünlüğü içinde oluşturan çalışmalar vardı ve bu çalışmalar sanatsal karakterleriyle kalıcı ve öncü vasıflara sahip görünüyorlardı.. sanatın uzun soluklu ve sürekli bir gayret gerektiren yapısı olduğunu bu sergi dolayısıyla daha iyi anlıyorduk…

Seramiklerin dışında resimler de ilginç ve kendine özgüydü.. derinlik, perspektif, renk algılamaları.. giderek fantastik resimler de insanları etkiliyor, kendisine bağlıyordu.. kısacası gerek seramikler ve gerekse de resimler ilginç ve kalıcı estetikleriyle insanları büyülüyor, sohbetlerine konu oluyorlardı…

Sergi açılışları her zaman için ilginç ve orijinal sohbet anlarına tanıklık etmektedir.. aylarca görüşmeyen insanlar sergi açılışlarında bir araya gelmenin ve sohbet edebilmenin mutluluğunu yaşamaktadır.. bu hiçbir disiplinde hemen hemen yoktur..konuşmalara yine kulak misafiri olduğumuzda, sohbetler dönüp dolaşıp sanat eserlerine, seramiklere ve resimlere, tasarımlara geliyor.. ya anlamaya çalışıyorlar, ya kendince yorumluyorlar.. çok beğenenler de satın almak istiyorlar eserlerden…

Eserler birbirinden ilginçti.. tek tek inceledim, yakından baktım.. seramiğin kendine özgü bir plastiği, giderek estetiği vardı.. üç boyutlu olmakla birlikte heykelden farklıydı ve malzemesi daha insaniydi ve cana yakındı.. ayrıca boyanabiliyor ve farklı formlar oluşturulabiliyor, giderek kullanım eşyası haline de dönüştürülebiliyordu…Kaplar, kaçaklar, çanaklar, çömlekler.. abajurlar, özgün küllükler, masa üstü tabakları, süsler ve kullanım eşyasına dönüşebilecek de nesneler.. geniş ve zengin bir kullanım imkanı sunuyor bu seramik tasarımlar…

Eşin, dostun, arkadaşın, meslektaşın ve arkadaşlarımızın fotoğraflarını çekiyorum bende.. Neşegül hoca gelmiş, Prof. Dr. Nermin Özcan Özer hocamız oradaydı ve Güzel Sanatlar Bölüm Başkanı: Prof. Dr. Şehnaz Yalçın‘ı görüyordum ve Ressam, emekli Resim Öğretmeni: Atilla Ertürk oradaydı ve seramik tasarımını özgün modellere taşıyan sanatçılar da gelen arkadaş ve akrabalarını ağırlıyor, aynı zamanda sorular sorulara cevaplar veriyorlardı… Hato’yu görüyordum.. O da eserleri izliyor, aynı zamanda kızı Ebru hanımın seramik çalışmalarına bakıyor, “Çok çalışıyor, çok çalışıyor..” diyordu.. gerçekten de Ebru hanımın seramikleri de yoğun emek ürünüydü… Seramik sanatçısı ve Ressam, aynı zamanda galeri sahibi Güher Elçiçek hanım da gerek sanatçılar, gerekse de sanatseverler arasında dolaşıyor, hal hatır soruyor, sergi, sanatçılar hakkında bilgiler veriyordu…

Sanatseverleri izliyordum.. tek tek eserler önünde uzun uzun duruyorlar, bakıyorlar.. isimlerini okuyorlardı sanatçıların, eserlerin hangi malzemelerden yapıldığını anlamaya çalışıyorlar, çevreye bakıyorlar, soru soracak birilerini arıyorlar, acaba sanatçıları kim bunların, diyorlardı içlerinden… Yeni yeni gelenler de vardı Beyaz Köşk’e.. hem insanlar kendi aralarında günlük dertlerinden bahsediyorlar, hem de sanatçıların heyecanlarını ve eserlerine ilham veren nedenleri öğrenmek istiyorlardı… Dr. Alp Özeren hoca da kız arkadaşı Ayşegül hanımla gelmişti.. meraklılar, sanatçılar, farklı disiplindeki insanlarla hep birlikte bir sanatsal varoluşu yaşıyorduk…

Dostlar, arkadaşlar.. Alp hocanın müzik arkadaşları da gelmişlerdi sergiye.. onlarla tanıştırdı bize Alp hoca.. müzik konusunda otorite olduklarını ve birçok enstrumanı çaldıklarını, belirtti.. arkadaşları da evet, ama Alp hoca bizlerden daha yetenekli, dediler.. resimler de duvarlarda sohbetlere eşlik ediyor ve bizlere sanal da olsa, estetik, dünyaya dair yeni kapılar açıyorlardı… Artık ayrılık vakti gelmişti.. tekrar bir araya gelmek için sözleştik ve kapıda da bir hatıra fotoğrafı çektim…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin