İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Resim Çizmek İçin Büyükada’ya Gitmek…

Ümit Gezgin

Resim çizmek için Büyükada’ya gitmek istiyordum.. eskiden beri adalara gitmiş ve oralarda resimler çizmiştim.. yüzlerce ve belki binlerce ada resimlerim vardır.. yine adalara zaman zaman giderim.. en az gittiğim ve gezdiğim ada Kınalıada olarak karşıma çıkıyor.. orasının daha çok beton adası gibi bir yer olduğunu, düşünürüm…

En çok sevdiğim adaların başında gelir Burgazada ve Heybeliada.. bu adaları sevmemin sebeplerinden biri de sevdiğim yazarlar olan Sait Faik ve Hüseyin Rahmi Gürpınar’dır.. zaman zaman onların müze köşklerini ziyaret ederim.. nasıl yaşadıklarını ve ürettiklerini daha yakından öğrenmek, duyumsamak isterim…

Bu sefer Büyükada’ya gitmek istiyor ve oranın resimlerini çizmek, fotoğraflarını çekmek istiyordum.. elbet turistik bir gezi olmayacaktı bu.. bu anlamda pratik ve estetik çözümler üretirim her zaman için.. yalın bir eksiksizlik içinde hareket ederim…

Eski adı Principos adanın, yeni adı Büyükada.. Büyükada’ya bakıldığında da gerçekten diğer adalardan büyük, en büyüğü.. dolaş dolaş bitmiyor.. ayrıca en büyük, en görkemli köşkler de yine Büyükada’da var.. en kalabalık nüfusa da orası sahip.. esnafı bol, ama aç gözlü.. Mado Dondurmacısı’na uğradım, bir kahvaltı yapayım, diye girdiğime bin pişman oldum.. hizmet yapmak değil, adam yolmak bütün hevesleri.. istemeden çay getiriyorlar, bir an önce kalk gitti ki, başkası gelsin diyorlar, başında yemek yerden dikilip, adeta taciz ediyorlar.. komik ötesi yani…

Büyükada’yı sadece ben değil, en başta büyük gezgin Evliya Çelebi gezmiş 17. yüzyılda.. Büyükada’ya Evliya: Kızılada, demiş.. ayrıca yine İskenderiyeli Hesyzios, Leksikon adlı eserinde adadan bahsediyor.. ayrıca 9. yüzyılda yine Theofanis Vakainameler eserinde, ada adına: Prinkipos demiştir…

Büyükada, diğer Prens adaları gibi, sürgün yeri olarak kullanılmış Bizans döneminde.. ayrıca adalar, Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden bir ay önce alınmıştır…

Büyükada, 1940’lı yıllara doğru, Cumhuriyet dönemi devlet ileri gelenlerinin ve yüksek bürokrasinin, varlıklı kesimlerin rağbet ettiği bir sayfiye yerine dönüşmüştür.. Büyükada bu dönemde yeni köşklere, özenli ve zevkli yapılara kavuşmuştur…

Adada ayrıca birçok plaj da vardır.. pazar günü buraya gelenlerin plajlara doğru elektrikli minibüslerle gittiğini gözlemledim.. Halik Koyu Plajı, Prenses Koyu Plajı, Yörükali Plajı, Aya Nikola Plajı gibi ünlü plajları var adanın.. özellikle gençler oralara doğru koşturuyordu ben adaya adım attığımda…

Bu adada da ünlü yazarımız Reşat Nuri Güntekin‘in evi vardır.. yazar burada yaşamış ve yazılarını, romanlarını da burada yazmıştır.. böylece üç büyük ada da üç büyük yazarla anılmaktadır…

Adanın en yüksek tepesinde Aya Yorgi manastırı ve klisesi vardır.. buradaki ilk yapının M.S. 6. yüzyılda inşa edilmiştir.. ayrıca bu mevkide başka birçok kilise ve manastır kalıntısı da vardır.. bazıları günümüze kadar ulaşmıştır… İsa Tepesi’nde Hristos kilise ve manastırı ile Rum yetimhanesi bulunmaktadır…

Kumsal semtindeki Ayios Dimitrios kilisesi de Büyükada’nın önemli dini yapılarındandır.. ayrıca burada Hesed LeAvraam Sinagogu da vardır.. Büyükada’da bulunun 4 camiden mimari bakımdan en dikkat çekeni II. Abdülhamid tarafından yaptırılan Hamidiye Cami’dir…

Bostancı’dan vapurlarla gittim adaya.. fazla kalabalık değildi.. akbil 105 lira yazıyordu.. bunun geri dönüşü de vardı elbet.. orada Mado’da bir bardak çay 90 liraydı.. kahvaltıyla birlikte 900 liradan fazla para ödemiştim.. sonra kalkıp başka yere, daha uygun bir yere oturayım, dedim.. yukarıdaki büyük köşk kafeye dönüştürülmüştü ve duble Türk kahvesine 230 lira ödemiştim.. o da minik bir su yanında veriyordu…

Kısacası Büyükada seyahatım herne kadar resim çizmek amaçlı olsa da beni çok mutlu etmedi.. yerli yabancı turisti kazıklamak için hareket eden, eğitimsiz, görgüsüz bir esnaf takımını gördüm gördüğüm kadarıyla.. yollar güzel değil.. bütün kaldırımlar işgal edilmiş.. her önüne gelen bisiklete binmiş, araçlar vızır vızır.. kaç tane kaza meydana geldi gözümün önünde, olacak şey değildi.. ne nizam ne intizam vardı adada…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin