Ümit Gezgin
Düşünme her şeyle ilintilendiriliyor.. yemek yemeği, ne yiyeceğini düşünmek bile artık düşünce olarak karşılanıyor.. bu yüzden felsefe dediğimiz zaman derin düşünme aklımıza gelmeli.. derin düşünme, düşünce olgusu da çok boyutlu ve çok yönlü düşünmeyi devreye sokuyor.. tek boyutlu düşünce artık düşünce kabul edilmiyor…

Soyut resim zaten kolay ulaşılan bir resim türü değil.. yani herkes soyut resim yapamaz.. soyut, soyutlama kolay ulaşılamaz.. soyut ve soyutlama gerçekliğin bir üst aşamasıdır.. ona ulaşmak için de salt resim çizmek yetmez.. giderek kültürel ve düşünsel olarak da üst noktaya çıkmak gerekmektedir…

Soyut resim neyi anlatır.. aslında kendisinden başka bir şey anlatmaz soyut.. temsili değildir, içinde masa, sandalye veya dünyaya, insana ait nesneler yoktur.. zihnin soyutluğu resmin malzemeleriyle görselleşir…
Soyut resim öykü anlatmaz böylece, bir nesneyi veya eşyayı aktarmaz.. sanatçının üslubu ne olursa olsun, sonuçta bir ifade, anlatma, dile getirme ve öyküleme tekniği devreye girmez.. sadece görsel bir felsefe ortaya koyar.. kendisinden bahseden bir görsel felsefedir bu.. başka bir şeyi değil, sadece kendisini, kendi estetik anlayışını ortaya koyar…

Müzik soyuttur.. soyut resim de görsel sanatlarda müzik olma iddiası taşır.. bir şey temsil etmez, bir öykü anlatmaz ama estetik bir duygu da yaratır.. bu duygu, his müzikte de vardır ve bu yüzden soyut resim müzikal bir görselliği oluşturur…

Kandinsky müziği kıskanıyor ve müziğin nesnesiz bir sanat olduğunu, düşünürdü.. doğrudan ruha seslenen bir yapısı vardır müziğin.. resim de müziğe yaklaştıkça daha özgün ve yaratıcı olur ona göre…

Merleau Ponty farklı bir görüş ileri sürer ve resmin müziğe yaklaştığı yoktur, der.. zaten böyle bir şey de olması mümkün değildir.. temeli bunun, renk gördüğümüzde bir titreşim hissederiz, ses duyduğumuzda da bir renk hissederiz.. ikisi de aynı kaynaktan beslenmektedir, der…






İlk yorum yapan siz olun