İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Doğada resmi algılamak…

Ümit Gezgin

Doğada resmi algılamak için dışarılarda dolaşıyorum.. doğa kavramı eskilerin söylediği, taşlar, dağlar, akarsular, ormanlar vb.değil artık.. değişti doğa kavramı da.. artık bizim dışımızda olan her şeye doğa diyoruz.. bu doğanın içinde yaşıyoruz.. bizi kuşatan her şey artık doğa.. insanoğlu bunu algılamaya ve yorumlamaya çalışıyor…

Deniz kenarındaydım ve deniz kenarında yürüyen, konuşan, denizi seyreden, karşı kıyılara bakan ve kendi arasında konuşan, şakalaşan insanları görüyordum.. bulutlar vardı, güneş vardı ve martılar Boğaz’da dolaşıyordu habire ve teknelere yaklaşıyordu…

Denize bakıyordu insanlar.. bol keseden de sohbet ediyorlardı Boğaz kıyısında.. bulutlar yoğunlaşmış, güneş bulutların arasına giriyor, çıkıyordu.. büyük tekneler geçiyordu Boğaz’dan zaman zaman…

Resim nedir, doğada neyi arıyor, sanatçının doğayı araması, araştırması resim aracılığıyla nasıl oluyor.. gibi sorular soruyorum kendime.. ressam gerçekte ne yapmak istiyor.. elbet şairler gibi o da kendini ifade etmek istiyor.. yenilenmek, yeniden kavramak ve düşünmek gerekiyor…

Beşiktaş’ta iskeleye yaklaşıyordum ve bir sürü insan da Boğaz’daki teknelere, sonra karşı kıyıya Üsküdar’a ve Mihrimah Sultan Cami’ne bakıyordu.. daha sonra da az ilerde de Yeni Valide Külliyesi ve camisi kendini gösteriyordu.. orada aynı zamanda çok güzel bir mezar vardı.. yine caminin haziresinde ileri gelenlerin mezarları da bulunuyor, ayrıca mezar taşları da gerçek birer sanat eseri heykel gibi duruyorlardı…

Baktım, bir vapur yanaşıyor, bir motor eskisi ilerliyor ve arkada da başka bir vapur da onu takip ediyor.. ben Üsküdar iskelesine bakıyorum buradan ve hem camileri hem de Üsküdar meydanındaki tarihi çeşmeyi görüyordum… Ben de Barbaros Hayrettin Paşa İskelesi’ne bakıyordum, sonra onun resmini çiziyordum zaman zaman.. haftada birkaç defa buraya gidiyordum Kadıköy’den…

Vapur geldi sonunda bindim.. kalktık ilerliyoruz.. vapur da hınca hınç dolu.. üst güverteye çıktım, bir yanda rüzgar yiyor, diğer yandan da bol fotoğraf çekiyorum.. karşımda da Kız Kulesi..dalgalar iyisinden artmış ve hızlanmış vaziyette…

Vapur ilerliyor.. motorlar geliyor geçiyor.. dalgalar kabararak Boğaz’da akıyor geçiyor.. karşıdaki Selimiye Kışlası’nı görüyorum.. hemen yanında da büyük vinçler görünüyor.. sonrasında da büyük gemiler, daha çok yük gemileri iskeleye demirlemiş gözüküyor…

Yaklaştıkça yaklaşıyordu vapur iskeleye doğru.. boynuzlu binayı da uzaktan görüyordum.. hemen yanında da Karacaahmet Mezarlığı vardı ve sonsuz bir yeşil alan olarak da kendini gösteriyor.. sonra silolar, büyük hangarlar, vinçler vardı az ilerde ve hemen yanlarında da Haydarpaşa Gar’ı vardı ve gar binası kütüphane olarak yeniden düzenleniyor ve restore ediliyordu…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin