Prof. Dr. Ümit Gezgin
Soyut ve soyutlama kolay bir olay değildir.. doğa soyuttur ve görüntüyü, gerçekliği değiştirerek anlatma, aynı zamanda da anlama olayıdır.. sadece plastik sanatlarda değil elbet, şiir başta olmak üzere diğer sanat dallarında da soyut önemli bir tema olarak karşımıza çıkmaktadır…

Soyut sanat dediğimiz zaman yine işi resme getiriyoruz.. resim somutla başlar ve git gide soyutlaştırır kendisini.. çünkü estetik duygu gelişir ve görme biçimleri çeşitlenir.. üslup da soyutlamayla ortaya çıkar zaten…

Soyutlaştırmak, her şeyi soyutlaştırmak gerekiyor.. belli bir yaş ve olgunluktan sonra soyutlaştırmak adeta bir zorunluluğa dönüşüyor.. soyut başlangıçta değil belki ama sonuç olarak ulaşılacak bir hedef gibi de beliriyor.. Kubist ve Fütürist sanat akımları bu soyutlamayı bilinçli hale getiriyorlar.. doğada veya kavramda gördükleri gerçekliği değiştirerek, başka açılardan bakma ve görme gerçekliğini devreye sokuyorlar…

Soyut sanatçı eserin kendisine yönelerek soyuta da yönelmiş olur.. doğadaki gerçekliği değiştirme, kendine benzetme ve farklı noktalara ulaşma anlamına da gelmektedir soyut sanat…

Kandinsky boşuna uğraşmıyordu.. görüntünün ardına geçmek gerektiğini düşünüyordu.. gördüğümüz gördüğümüz müdür olgusu başlı başına bir olguydu.. çünkü görmek dünyevi bir şeydi ve düşünceyle kavranılan şeyle, gözle algılanan şey aynı şey değildi.. sonra gündüz farklı şekilde görüyorduk, gece farklı şekilde.. yine ışık olmadığı zaman görme anlamını yitiriyordu…

Sanat görsel dünyanın ardındaki ruhsal güçleri ortaya çıkarmalıdır, diyordu Kandinsky.. tamam da bu nasıl olacaktı.. kolay bir şey değildi ki, ruhsal güçleri, tinsel gerçekliği ortaya çıkarmak…

Soyutluk ve soyutlama gerçekliğin bir üst estetik düzeyine çıkma hareketi olarak da karşımıza çıkmaktadır.. soyutlama kolay bir olay değildir ressam için.. soyutlamanın nasıl yapılacağını iyi bilmek ve onu da sürdürmek, giderek de estetik bir anlam vermek gerekmektedir…






İlk yorum yapan siz olun