İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Akşamdı.. ışıklar kaldırımlara yansıyordu…

Ümit Gezgin

İyisinden akşam olmaya başlamıştı.. ağaçlıklı yollardan gidiyordum.. aynı zamanda kaldırımlarda da ağaçlar fazlaydı ve akşam her tarafı sarmaya başlamıştı ve neonlar da yanıyor da yanıyordu…

Ne kadar çok ışık vardı, renk vardı.. maviler, yeşiller, sarılar, turuncular.. renk, her tarafta renk dalgalanmaları.. ışıklar kaldırımlar üstünde süzülüyorlar adeta… Bakıyordum gri kaldırımlar üzerinde emin adımlarla yürüyen çoluklu çocuklu aileler, anne babalar ve dedeler vardı ben yürürken ileriye doğru.. kaldırımların da bazıları ışıklarla aydınlatılmış ve böylece akşam, estetik bir tasavvura ve gerçekliğe dönüşmüştü…

Kahverengi, sarı, turuncu.. açık, koyu yeşil renkler ve koyu kahverengi tonlar vardı ve çizgilerden ziyade renkler egemendi her tarafa ve bir kenarda durup resimlerini mi çizeyim acaba, diye de içimden geçiyordu… Gökyüzü tek renkti ve açık laciverde dönüyordu.. hızlı adımlarla telefonlarına bakarak kadınlı erkekli ilerliyordu insanlar.. bazıları evlerine, bazıları da kafelere gidiyordu…

Koyudan renklere doğru yürüyordum.. onları aşıp renkli alanlara doğru yönümü çevirecektim.. renkler ve çizgiler birbirinin içine girmişlerdi.. insanlar renklere bakarak evlerine gidiyorlardı artık.. renkler gözlerini alıyor ve çevrelerindeki nesnelerin ne olduğunu anlamak istiyorlardı.. özellikle ilk defa buralarda kendini gösterenler ise yabancı diyara gelmiş gibi korkmaya başlamışlardı…

İleriye bakıyordum, soyut tablolar gibiydi görüntüler.. içimden bu görüntülerin fotoğrafını çek, işte sana çağdaş soyut sanat.. sonra sürekli değişiyordu görüntüler.. hareket vardı.. yürüyen insanlar, hız yapan araçlar ve motorlar.. onların farları, ışıkları her tarafa yayılıyor ve şekilleri değiştiriyor ve onların da anlamları değişiyordu…

Işıklara geldim.. kırmızı ışık yanıyordu ve yayalar duruyordu, karşı taraftaki araçlar da acele geçmeye çalaşıyordu.. bisikletli gençler vardı, onlar da heyecanla bir an önce karşıya geçmek istiyorlardı.. birkaç ağaç vardı ve onların kalın kahverengi gövdeleri ışıklarla birlikte yollara, kaldırımlara ve binaların perdeli pencerelerine doğru gölgeleri düşmüştü…

Dükkanların bol ışıkları hem içlerini aydınlatıyor, hem tabelalarını yollara uzatıyor ve hem de kaldırımlar da şıkır şıkır ışıklarla kaynıyordu.. insanların çoğu ellerinde telefonlarla yürüyordu artık ve telefonlar adeta onların bir uzvu gibi olmuştu.. günümüz insanı gece gündüz artık telefonsuz yaşayamazdı…

Aklıma gece resimleri geldi.. pek gece resimleri yapan ressam yoktu.. belki bir seri olarak gece, sokaklar, caddeler, binalar ve kafeler ve oturan insanlar, reklam tabelaları vb. gibi gece ve içinde var olan yaşam benzeri resimler yapabilirim, diye düşünerek ilerliyordum…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin