İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

38 Yıl Sonra Yeniden: Çizgiye Veda Etmeyen Adam-Hikmet Yamansavaşçılar

                      Nusret Karaca

25 Eylül 2026
Ayaklarım beni Kadıköy Yoğurtçu Parkı’na sürüklüyor.
“Çizgi Festivali”ne…

Dostlarla, çizgi ustalarıyla buluşmak için.
Hele katılımcılar arasında Haliç’ten, Eyüp Lisesi’nden sıra arkadaşınız varsa, yıllar sonra yoğun duygularla yaklaşırsınız standlara.
Tıpkı birkaç ay önce Kadıköy Karikatür Evi’nde olduğu gibi.

Ancak imza ve söyleşi günü 26 Eylül’müş. Benim başka bir yere gideceğim gün. Karşılaşamadık elbette. Telefondan aradım, konuştuk, başarılar diledim.

Çizime epey ara veren ve KARABALA ile yine çizgi roman okurlarıyla buluşan bir çizgi ustası Hikmet Yamansavaşçılar.

Onu yakından tanıyanlar bakın nasıl değerlendiriyorlar:
Hikmet Yamansavaşçılar, geleneksel Babıali ekolünün usta işi tekniklerini modern, sinematografik ve fantastik unsurlarla harmanlayan epik ve detaycı bir sanat anlayışına sahip. Karaoğlan’ın yaratıcısı Suat Yalaz ve Tolga’nın yaratıcısı Abdullah Turhan gibi efsane isimlerin rahle-i tedrisinden geçen usta çizer, klasik Türk tarihi çizgi roman mirasını sadakatle korurken; özellikle geri dönüş eseri olan Karabala serisiyle bu köklü anlayışı bambaşka bir boyuta taşır.

Güzel Sanatlar eğitimi kökenli olmasının getirdiği akademik birikimle insan ve hayvan figürlerinde yüksek bir anatomik doğruluk gözeten sanatçı, çizgilerindeki güçlü fırça darbeleri ve usta işi tarama ucu işçiliğiyle görsel kusursuzluğu hedefler. Dönemin kıyafetlerinden silahlarına, zırhlarından arka plan mekanlarına kadar her bileşen en ufak ayrıntısına kadar titizlikle işlenirken; bu detaycılık hikayelerin tarihi dokusunu güçlendirir.

Anlatı tarzında ise statik kalıpların ötesine geçerek sayfa ve panel tasarımlarında okuyucuya adeta bir film şeridi izliyormuş hissi veren dinamik bir görsel ritim kurar.
…
Geçenlerde değerli arkadaşımın bir fotoğraf ekiyle yaptığı paylaşımda şu satırlar dikkatimi çekti:

O Gece Çizgiye Veda Etmiştim…

Bu fotoğraf, bir vedanın ve koca bir bekleyişin tanığı._
Masanın solundaki annem ve babam… Sağ başındaki şoförümüz… Ve onların arkasında, içinde fırtınalar kopan o genç adam: ben._
O gece, çok sevdiği çizgi romana son verdiğini düşünüyordu. Tam 38 yıl boyunca bir daha hiç çizmedi. Ama içindeki ateş hiç sönmemişti._
Yıllar geçti… Annem ve babam artık yok. O geceden geriye bu fotoğraf, anılar ve kalbimde taşıdığım güzel hatıralar kaldı. Ve yaklaşık 10 yıl önce, o ateş KARABALA olarak yeniden alevlendi._
38 yıl sonra kalemi yeniden elime almak… İşte bu, gerçek tutkunun hikayesi.
Ben çizgi romanı 38 yıl önce bıraktığımı sanmıştım. Meğer o, beni hiç bırakmamış._
…
İşte böyle!
Bir lise arkadaşım için onu Kadıköy’de gördükten sonraki üçüncü yazım bu!

Ve yazımın sonuna şu eki düşeyim:

“Sen çizmeyi hiç bırakma Hikmet. Kalem, fırça ve boya senin eline çok yakışıyor.” ‎

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin