İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

G&G Sanat Galerisi’ndeki “EYLÜL DÜŞLERİ” Karma Sergisi’nden İzlenimler…

Ümit Gezgin

Beyaz Köşkteki GG Sanat Galerisi’nde çok güzel bir sergi vardı.. sergiye gitmek için, Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Bölüm Başkanımız: Prof. Dr. Şehnaz Yalçın hocayla yola çıktık…

Beyaz Köşk güzel bir sergi mekanıydı.. kendisi de sanatçı ve sanat eğitimcisi olan Güher Elçiçek tarafından yönetiliyordu.. Güher hanım hem seramik ve resim yapıyor ve dersler veriyor, hem de başarılı bir galericilik yapıyordu…

Galeriye ulaştığımızda Güher hanım da asistanı Gülsüm hanım da harıl harıl çalışıyorlardı.. biz de yönetim yerine geçerek daha kimseler gelmeden çaylarımızı kahvelerimizi içelim, dedik.. o ara ressam Ruşen Eşref Yılmaz hocamız geldi.. ressamlardan Jale Denizaltı’nın yeğeni Sena Nur Denizaltı da oradaydı.. ayaküstü konuşuyorduk.. Şehnaz hoca da aynı zamanda bilgisayardaki okul çalışmalarını sürdürüyordu…

Baktık o ara insanlar gelmeye başlamıştı.. sanatçılardan bazıları da geldi.. zaten Sena Nur ve Naim İnceyol oradaydı.. resimleri hakkında gelenlere bilgiler veriyor, resimlerini nasıl yaptıklarını anlatıyorlardı…

Kapı bahçesinden Neşegül Ekinci hocamız da görüntü.. O da özel Akademi’deki çalışmalarını bitirmiş ve Florya’dan yola çıkmış buraya gelmişti.. sarıldık, kucaklaştık..hal hatır sorduk ve neler yaptığını, zamanın nasıl geçtiğini anlattık birbirimize…

Zaten Sena Nur Denizaltı da, Neşegül hocamızın eski öğrencilerindendi.. Neşegül hocamız başarılı sanat eğitimcilerindendi.. öğrencilerinin çoğu hem eğitim hayatında hem de sanat hayatında başarı merdivenlerini tırmanıyorlar, herkesten takdir alıyorlardı.. keza Şehnaz hocamızın öğrencileri de aynı hızla başarı merdivenlerini tırmanan grupta yer alıyorlardı… Aynı şekilde Prof. Dr. Nermin Özcan Özer hocamızın öğrencileri de eğitim alanında merdivenleri çıkarken, sanatı da başarılı bir şekilde öğreniyor ve öğretmenliklerini sanattan anlayan ve uygulayan eğitimciler olarak sürdürüyorlardı…

O ara yine Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi hocamız, Prof. Dr. Nermin Özcan Özer ve Cadence Akademi’nin yöneticisi Jale Denizaltı hocalarımız galerinin kapısından içeriye girdiler.. onlar da kapıda karşıladık, hal hatır sordur.. onlar da yine okuldan geliyorlardı.. İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi, Eğitim Fakültesi’nde ayrıca sanat dersleri vardı ve ilk derste öğrencilere önemli bilgiler vermişlerdi.. oradan geliyorlardı…

Sanatçılar gelmiş, sanatseverler gelmiş, bizler oradaydık ve sergi artık iyisinden açılmış, canlanmıştı.. ayrıca Ressam Prof. Serap Eyrenci hocamız da gelmişti.. hem sanatçılardan bilgi alıyor, sohbet ediyor, hem eserleri inceliyor ve eserler hakkında yorumlar yapıyorduk… Müzik Bilimci ve Akademisyen Dr. Alp Özeren hocamız da gelmişti.. O da taşınma telaşı içindeydi.. ayrıca annesi Meral Özeren‘ de bakıyor, annesine yaşlılığında özel ilgi ve duyarlılık gösteriyordu…

Dört farklı sanatçının eserleri vardı.. dördü de Eylül Düşleri gereği, kendi düşlerini, kendi kişisel üslupları ve tarzları içinde başarılı bir şekilde yansıtmıştı…

Sanatçıların en genci Sena Nur Denizaltı‘ydı ve hiperrealist bir tarzda resimler üretmişti ve resimlerinde doğadan, doğa nesnelerinden yola çıkıyor, kendi üslubu içinde kavramsal gönderimlerle gerçekliği öte noktaya taşıyordu.. herkesin de takdirini kazanıyordu ve yaptığı resimler hakkında insanlar bilgiler almak istiyordu… Elmira Akarsu Asl, başarılı ve özgün bir at figürünü ilmek ilmek dokumuş, zor bir teknikle özgün çalışmalar ortaya koymuş ve herkes tarafından O da alkışlanmıştı.. gerçekle gerçeküstünü başarılı bir modellemeyle ve kompozisyon değerleriyle estetik kılmıştı… Keza bu Hakan Duman ve Naim İnceyol için de geçerliydi.. en önemlisi dört sanatçı da dört farklı üslup ve anlatım tarzı içinde bir araya gelmişler ve düşlerini estetik kılıp, ifade etmenin realitesini bu sergide buluşturmuşlardı…

Sergiye öğrencilerimiz de gelmişti.. dördüncü sınıf öğrencileriydiler ve bu yıl aynı zamanda öğretmenlik stajına da başlayacaklar ve resim sanatını, ona bağlı görsel sanatları ortaokul ve lise öğrencilerine öğretmeye çalışacaklar, bir nevi öğretmenlik uygulaması yapacaklardı.. zamanında bizler yapmış, şimdi bu uygulamaları üniversite düzeyinde sürdürüyorduk…

Bütün sanatçılarla konuştuk.. her birinin farklı bir tarzı, farklı bir anlatımı vardı.. bazısı ilmek ilmek dokumuştu tuvalini.. bazısı çok renkçiydi ve dışarılarda eskizlerini alarak, daha sonra atölyesinde büyük tuvallere geçiriyordu.. bazısı hiperrealist, bazısı sürrealist bir kimlikte anlatımına devam ediyordu.. bu anlatım aynı zamanda sanatçıların kendi ruh dünyalarını, kişiliklerini ve iç dünyalarını görünür dünyaya, insanlara anlatma olgusuydu…

Yine ayaküstü usta sanatçılardan bahsetmiştik.. geçenlerde vefat eden Özdemir Altan’ı konuşmuştuk.. O’nun yıllar yılı sanatçı asistanlığını yapan Şafak Işılay’la da konuştuk Özdemir Altan’ın sanatını nasıl sürdürdüğünü ve son zamanlarda resimler yapıp yapmadığını.. O da ölene kadar resim yapmayı sürdürdü, diyordu.. doksan beş yaşında vefat eden Özdemir Altan geride yüzlerce değerli tablo bırakmıştı ve şimdi çocukları O’nun çalışmalarının kıymetini bileceklerdi…

Netice olarak çok güzel, başarılı bir sergi olmuştu ve serginin küratörlüğünü ve organizasyonu gerçekleştiren sanatçı Güher Elçiçek’i de buradan kutluyorum.. O da başarılı sanat organizasyonlarına GG Sanat Galerisi olarak devam etmektedir…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin