İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sadun Boro denizlere açılıyordu…

Ümit Gezgin

Sadun Boro heykelinin oradaydım.. fotoğrafını çekiyordum ve çekme gerekçem de yazıda veya resimde kullanmaktı.. olmadı yapay zeka destekli canlı, estetik hale dönüştürmek fotoğrafı.. fotoğraf nedir diye, neyi ne kadar anlatır, diye de kendime soruyordum zaman zaman.. tam karşılığını da veremiyordum…

Gökyüzünde bulutlar çoktu.. kediler, martılar ve kargalar için mama almıştım marketten.. baktım hemen ortaya çıktı kediler.. yavru kediler de vardı.. onlar da aradan, ordan burdan çıkıyorlardı.. acaba, dedim içimden Hüseyin Rahmi kedileri sever miydi.. mutlaka severdi.. koskoca köşkte, üç beş kişi, yani akrabalarıyla yaşarken, mutlaka kediler de vardı.. çünkü kedi O’na eşlik edecek varlıklardan biriydi bana göre…

Kalamış körfezinde vinçli tanker vardı ve marinayı genişletiyordu.. yeniden düzenleniyordu marina.. yelkenliler de adalara doğru yelken açmışlardı ve içlerindekiler de denizde, dalgaların arasında olmaktan memnundular.. kıyıda insanlar vardı ve denize bakıyordu.. martılar uçuyor, kargalar çimenlerde eşeleniyordu gagalarıyla yiyecek bulma umuduyla…

Büyük kayaların arasından çıkmış küçük ağaçlar da vardı.. sonra küçük fidanlar, çiçekler.. kediler de bu büyük kayaların arasındaki oyuklara saklanıyor ve mutlu mesut yaşıyordu kediler…

Kayaların üzerinden denize, ufuk çizgisine baktım.. yelkenliler, tekneler, büyük gemiler vardı.. bunların içinde insanlar vardı ve bu insanların da düşünceleri, duyguları ve hayal güçleri vardı.. kendilerine göre öyküleri, hayalleri vardı bu insanların ve sevmiş, beklenti içine girmiş ve korkular, umutlar beslemişler ve beslemekteydiler…

Martılar, sonra kargalar da toplandı başıma..mama ver, mama ver, diye adeta bağrışıp duruyorlardı.. onlara hemen hemen her gün mama getirdiğim için, kime ne getirdiğini de onlar çok iyi bildikleri için, hemen uçup geliyorlardı yanıma ve ben de bir an önce yanımda taşıdığım mamaları hemen onlara dağıtıyordum…

Denize doğru da baktım.. evet, vinçli tekne duruyor, günlerce orda duruyordu.. bu nasıl marinaya katkı sağlıyordu anlamıyordum.. bir açıklama da yoktu orda burda..marinanın yeniden satıldığını ve genişletileceğini biliyordum da, bu nasıl olacaktı, onu bilmiyordum…

Kayalıkların üzerinde bana bakan bir kedi ve bir martı vardı.. ama elimde mama kalmamıştı.. arkadaşlar, kusura bakmayın başka bir güne, dedim onlara.. anladılar galiba beni.. fazla cazgırlık yapmadılar.. ne kedi miyavladı, ne martı, ördek gibi vak vakladı.. yelkenlilere benimle birlikte baktılar uzun uzun.. ben sonra ileriye doğru yürürken, martı da mavi gökyüzüne, bulutlara doğru havalandı…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin