Ümit Gezgin
Denizin ve adaların üzerindeydi bulutlar.. bulutlara doğru yürüyordum.. amacım adalara, özellikle Heybeliada’ya gitmekti.. orada resimler çizmek ve boyamak istiyordum uygun bir yere oturarak…

Sahilde baktım, Dalyan’dan ilerlerken Caddebostan sahiline doğru denize girenler vardı.. hava rüzgarlıydı ve deniz de mutlaka soğumuştu.. nasıl bu havada denize girenler vardı, anlamak mümkün değildi…

Küme küme bulutlar, değdi değecek adaların doruklarına.. adalar da git gide betonlaşıyor ve kalabalıklaşıyordu.. bazıları orada yağışlar, yağmurlar var, diyordu.. ben de yağmurlu havalarda adalara gidip, oradaki meşhur yazarlar mezarlığını dolaşmak istiyordum.. Hüseyin Rahmi’den Ahmet Rasim’e kadar birçok usta yazar adalardaki mezarlıklarda yatıyordu.. zamanında Türk basınının en önde gelen yazarlarındandı bu insanlar…

Martılar sahilde yiyecek bir şeyler arıyordu.. denize giren çıkan martılar da vardı.. mendirekte dolaşan ve balık avlayan pazar pazar insanlar vardı.. çoğu uzak semtlerden buralara gelmişlerdi ve motorları da yanında bulunuyordu.. bulutlar hareket halindeydi.. ağaçlar da solda, küçük parklarda toplanmış, sonra tarihi köşkler de hemen arkalarında belirir olmuştu…

Küme küme bulatlar.. adalar ve sahilde, mendirekte dolaşan insanlar.. uzaklarda, Yassıada ve Hayırsız ada.. diğer adıyla Köpek adası sessiz ve sakinlik içinde, göle dönmüş denizin ortasında sakin sakin duruyordu…

Orada duruyordum ve resim çiziyordum.. göl gibiydi deniz ve bazıları kirli mi temiz mi önemsemeden denize giriyordu.. balık tutanlar vardı, koşanlar ve yürüyenler vardı.. uzaklarda eski İstanbul’un silueti görünüyordu.. balıkçı motorlarını da görüyordum uzaklarda onlar da Marmara’nın açıklarına doğru gidiyorlardı…

Bisiklet yolu boştu.. ne giden vardı ne gelen.. tek tük insanlar sahil yolunda yürüyüp gidiyorlar ve koşanlar da burda koşuyorlardı.. rüzgar zaman zaman kuvvetli esiyordu.. bulutlar da ona göre hareketleniyordu.. sabit kalan bulutlar yoktu ve her gün başka bir bulut kümesi kaplıyordu dünyayı.. deniz de değişiyordu ve adalar bazen görünüyor, bazen de sisler ardında kayboluyordu…

Sabaha doğru yağmur yağdığı için çimenlerde kimseler yoktu.. hayvanlar, kediler ve özellikle köpekler de ortadan çekilmiş, kuytu köşelere saklanmışlardı.. martıları ve kargaları da görmüyordum.. onlar da herhalde ağaçlarda saklanıyorlardı.. adaların üzerindeki beton yapıları bu sahilden de görülüyordu.. bulutlar onların da üzerine inmişti.. katman katman olmuş, mavi, hafif sarı, gri ve kül rengi bulutlar vardı.. hareket halindeydi bulutlar…






İlk yorum yapan siz olun