İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Vapurda resim çizmek…

Ümit Gezgin

Vapurdaydım.. vapurları severim.. hemen hemen her iki günde bir Beşiktaş’a olmadı adalara gitmek için, özellikle vapurları seçerim.. o beyaz balinalar gibi ağır ve vakarlı hareket eden vapurları…

Yine tarihi özelliği de olan bir beyaz vapurun içindeydim.. motorları sevmiyordum.. onları İstanbul’a yakıştıramıyordum.. İstanbul tarihi bir şehirdi ve bu şehrin özelliğine uygun deniz araçlarının hizmet vermesi gerekiyordu.. onlardan biri, Osmanlı’dan, Şirketi Hayriye’den beri bu beyaz güzelim vapurlardı.. evet, o vapurlar olmalıdır İstanbul’da ve dandirikten deniz motorları yerine de bunlar ikame edilmelidir… Mendireği görüyordum vapurdan.. pamuk pamuk köpükler salınıyordu denize.. gökyüzündeki bulutlar denizin üstüne inmişti ve çiziyordum…

Kalemlerimi çıkarmıştım ve hava da soğuktu.. zaman zaman resmi çizerken insanları yanımda dikilmiş beni izlerken görüyordum.. bunlar bazen turist oluyordu bazen yerli.. telefonlarıyla yakınımdan uzağımdan fotoğraf, video çekiyorlardı… Uzaklarda Haydarpaşa Gar binasını görüyordum.. mendirek kesiyordu onu ve silolar da eski ve yüksek binalar olarak karşımda duruyordu… Martılar vardı vapuru takip eden sonra…

Vapur hızla ilerliyordu gürültüyle ve köpükler saçarak, rüzgarı yararak aynı zamanda ve bulutlar da hareket halindeydi martılarla birlikte.. silolar da geride kalıyor ve kıyılarda eski gemiler vardı.. yine arkalarda hastane binalarını görüyordum ve ben de bir çırpıda resmimi çiziyordum.. sonra oturduğum yerde çizdiğim resimleri renklendirecektim…

Zaman zaman yalpalıyordu vapur.. iyi ki bu açık alandaydım.. denizle sanki ben de bütünleştiğimi düşünüyor ve vapuru daha yakından ve derinlemesine hissediyordum.. o da bana ilham kaynağı oluyor.. teknelere yaklaşıyordu zaman zaman, dalgalar artıyor eksiliyordu.. martılar çoğalıyor ve çığlık atıyorlardı.. çizmek de bana sallanan vapur gibi mutluluk veriyordu…

İyi ki diyordum yanımda fazladan kağıt barındırıyorum.. sürekli her zaman resim böyle çizmezdim.. yeşilleşen deniz, beyaz gökyüzü ve kahverengi kıyılar tatlı bir huzur da veriyordu bana.. bir iki genç o ara geldi gitti yanıma, bir şey soracaklardı herhalde ama ciddiyetimden dolayı belki de soru sormadılar, sadece çizdiğim şeye baktılar.. ben de bir iki dakikada resmi çizdim bitirdim…

Büyük bir gemi gördüm sonra birden.. yanına iyisinden yaklaşmıştı vapur ve o da çizgilerimin arasına karıştı.. çizgilerle doğayı, görünümleri, büyüklü küçüklü gemileri anlatmak kolay değildi.. ama çocukluğumdan beri resim çizdiğim için, görüntüyü nasıl çizgiye dönüştüreceğimi artık biliyordum.. bilmenin ötesinde içgüdüsel olarak anlıyor ve çiziyordum…

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin