Ümit Gezgin
Ataları Kafkasya’dan gelmiş biri olarak ben de Müze Gazhane’de yapılan İstanbul Çerkes Buluşması’ndan izlenimler edinmek için oraya gittim…


24-25 Ekim 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane’de düzenlenen İstanbul Çerkes Buluşması, Türkiye’deki bütün Çerkes derneklerini, kurumlarını, girişimlerini bir araya getiriyordu…


Gazhane’de birçok etkinlik bir aradaydı.. söyleşiler vardı, ayrıca film gösterileri, atölye programları, yayınevleri ve sahaflar.. yine hediyelik eşya stantları, yemek stantları vardı…


Yazar imza programları vardı.. yazarlar kitaplarını imzalıyorlardı.. daha önce söylediğim gibi birçok Kafkas kuruluşu katılıyordu bu etkinliklere.. onlar içinde bazılarını da burada saymak isterim: Çerkes Dernekleri Federasyonu, İstanbul Kafkas Kültür Derneği, Maltepe Çerkes Derneği, Silivri Kuzey Kafkas Kültür Derneği, Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı, Tokat Erbaa İverönü Çerkes Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Uzunyayla Kafkas Kültür ve Yardımlaşma Derneği…


Birçok yayınevi vardı.. o yayın evlerinden de bazılarını buraya alıyorum: Papirüs Yayınları, Kafkasya Kültür Yayınları, KAFDAV Yayınları, Koyu Siyah Yayınları, Net Yayıncılık, Favori Yayınları…

Ressam Ahmet Özel’le birlikte söyleşideydik…

Hediyelik eşya stantları da vardı: Anahtarlık Sepeti, Dişeps Takı, Ayferce, Hato Sanat Atölyesi…


Yemek Stantları vardı: Fıccın, Sılalara, Kalpakchi…
Yine sohbet ve konuşmalarla da bilgiler verildi.. benim dinleyici olarak katıldığım konuşma: Çerkeslik Nasıl Yaşar? başlığını taşıyordu ve anlamlı konuşmalar olmuştu.. konuşmacılar, moderatör olarak: Yalçın Karadaş, Seyfullah Dağıstanlı ve Madina Pashtova’ydı ve ortak olarak her kültürün kendi değerlerini yaşatması gerektiğini konuştular.. ayrıca nesilden nesile değerlerin de aktarılmasının öneminden bahsedildi…

Benim için de çok faydalıydı.. birçok şeyi biliyordum ama, Çerkes kültürünün yaşaması ve onun için Türkiye’nin her yerinden insanların gelmesi beni mutlu etti… Biga’da geçen çocukluk yıllarımda Çerkes düğünlerine katıldığımı biliyordum.. dayımın düğününde de açık havada Çerkes oyunları oynanmış ve bizler de çocuk olarak hayranlıkla izlemiştik.. sonra anlamadığım ve bilmediğim Çerkesçe’yi dedemlerin, babanemin konuşması, ayrıca amcamın, halamın konuşması bana tuhaf gelmekle birlikte, evet başka bir dil ve lisan olduğunu, atalarımın bu dili konuştuklarını bana hatırlatıyordu…

Güzel, anlamlı bir gün geçirmiştim.. kültürün yaşaması, yaşatılmasının yanında, yeni nesillere de aktarılması gerektiğini bir kez daha anladım…






İlk yorum yapan siz olun